Cok sukur cok guzel hediyeler de aldik bugun.

İlk hediyemiz otelin Manageri. 40’larinda gosteriyor ama 61 yasinda! Sokumuzla anlatmaya basliyor. Hic bir seyi kafasina takmiyormus. ‘Olan zaten oluyor, gecmisi degistiremezsin ki. Gelecekle ilgili endiseler de hic bir isine yaramaz. Kolay almak lazim hayati, ciddiye alirsan kendine cektirirsin.’ gibi hatta cok daha guzel seyler soyledi. Bunlar bildigimiz seyler olabilir ama boyle yasayan bir adamin mutlulugu apacik ortada. Onemli olan bunu yururluge koymakta.  Siyah saclari degil onu genc gosteren, enerjisine yansimis genc ruhu. Ruhu kikir kikir gulen mudurun cevabiyla baslayan guzel muhabettimiz, keske herkese hayat dersi olsa da, hayat bayram olsa :)

Sonra bir hediye daha verdi:

J: Size hassas bir sorum olacak eger sakincasi yoksa

M: Tabi buyrun

J: Genelde tanistigimiz insanlara soruyoruz, nasil evlendiniz yada evleneceksiniz diye. Kimisi artik eskiden varolan ayarlanmis evliliklerin disinda kendi istegiyle de evlenebileceklerini soylediler. Kimisi ise hala sadece ailelerinin sectigini/ gorucu usulu oldugunu savundu.

M: Ben karimi 5dk icinde gorup karar verdim. Benimki de gorucu usuluydu yani. Tanismaya bir arkadasimla gitmistim ve gitmeden dersimi cok calismistim. Aklimda bir suru soru vardi ama onu gorunce o 5 dakika icinde sordugum aptal sorulari size soylemeye utanirim cunku hepsini unutmustum ve sacmalamistim. Sonra da aileme soyledim ve gerekli ayarlanmalar yapildi. Ve cok mutlu bir evliligimiz var. Ama oglum ozgurdur, o nasil isterse oyle olur.

V: Oglunuz date ediyor mu?

M: hohoho yoook evlenmeden once burda oyle birsey mumkun olamaz/ hic birimiz evlenmeden once kimseyle beraber olmadik,

J: Peki nerden biliyorsunuz ki O’dur dogru olan?

M: It’s a ‘state of mind’. Siz bir suru seyi yasamaya cok daha erken basladiginiz icin, farkli bakiyorsunuz, farkli yasiyorsunuz. Biz karimizla hala cok mutluyuz ve hala cok asigiz. O menapozda oldugu icin kendini kotu hissettigi anlarda, O’na ne kadar guzel, ne kadar seksi oldugunu anlatmaya calisiyorum. Cok saglikli bir iliskimiz var cunku o ‘state of mind’’da tutuyoruz kendimizi. Nasil ki demin anlattim hayata bakis acimi. Iste evlilige de bakis acimiz boyle. Disari bakmiyoruz mutluluk icin.

13.30 gibi cikip Trivandrum’a gittik. Parkta biraz gezdik. 19.30’da Goa’ya hareket icin gara gidiyoruz. Simdiye kadar ki kalabalik, pis gar ve tren deneyimlerimiz uzerimizde, hala rahat olabildigimizi soyleyemiyecegim. Ama her tanistigimiz insan, bize o kadar guzel hediye oluyor ki!

Bu sefer kompartmani 38 yasinda 2 kiz cocugu olan ve yine cok mutlu bir evliligi olan Anil ile paylastik. Ustelik onlar da ilk tren yolculugumuzda tanistigimiz aile gibi Dubai’de yasiyor.  Sabahki konumuz Anil’la da devam etti:

V: Karinizla nasil tanistiniz?

A: Dogdugum zamanki yildizlarima bakarak bana bir kac es sectiler ve 5dk icinde karimi gorerek begendim ve karimi 2. gorusum evlendigim zaman oldu.

V: Astrology ile yani?

A: Evet genelde Hindu’lar oyle evleniyor zaten.

J: Ama mesela Afrika’da da olabilirdi bu insan (her insan yazdigimda bilgisayarin insane diye duzeltmesi de ayrica bir enteresan).

A: Evet, olabilir haklisin. Hele bugunku internet ortaminda cok daha fazla kisi bulabilirsin yildiz esine uyan ama o zamanlar bu kadar gelismis degildi. Simdi belki 1000 kisi bulabilirsin ama o zamanlar 10 kisi civari bulabiliyordun max.

J: Peki ya begenmiyorsan gordugunu?

A: O 5dk da bunun icin zaten. Eger begenmezsen baska deneyebiliyorsun. Dubai’de iste soruyorlar ‘gormeden bilmeden tanimadan nasil karar verebiliyorsun karina’ diye. Ben ise soyle cevapliyorum bu soruyu: ‘sizin evlenmeden once kurallariniz oluyor, ben buyum, sunlari isterim, sunlari istemem’ diye. Halbuki biz tanistiktan sonra birbirimize gore koyuyoruz kurallari.

V: Sabah da benzer bir sohbet yapmistik hotel manager’iyla. Evliligi devam ettirmenin o ‘state of mind’’da olmakla ilgisi oldugunu soylemisti bize.

A: Aynen oyle.

Su bir gercek degil mi – Ne kadar cok gorursek, ne kadar cok insan tanirsak, isteklerimiz o kadar buyuyebiliyor, kriterlerimiz gittikce genisliyor. Onun busu, sunun susu seklinde doyumsuzlasmiyormuyuz? Kafamizda yarattigimizi bulmak yada buldugumuzla mutlu kalmak o zaman daha cok zorlasmiyor mu???