Ekvator

EKVATOR’A GEÇİŞ

Ipiales’ten sınıra 10dk’da taksi ile 2,5 usd

Ardından Tulcan köyüne 10dk’da 1usd

Ordan Ekvator’un başkenti olan Quito’ya otobüsle 4 saatte 4 usd..

ECUADOR’S STATE OF MIND

Bugün 15 milyon nüfuslu Ekvator’un, M.Ö. 9000’e kadar uzanıyor geçmişi. 6000 yıl önce Valdivyalılarla başlamış gözüküyorlar hayata. 11.yy’da 2 kültür benimsenmiş: Sahillerde yaşayan Cara’lar ve içerilerde yerleşim yapan Quito’lar. 1300’lere kadar da varlıklarını sürdürebilmişler. 3. önemli grup ise güneyde yaşayan Canari’ler – ki Onlar da daha sonra Inkalarla birleşmişler.

Malesef Ekvator da ispanyolların istilasına uğramış. Artık Yeni Granada’dan bir daha bahsetmeyeceğim. Ama Ekvator özgürlüğüne 1830’da kavuşmuş.

Galapagos adaları burdaaaaaa – başlı başına bir olay zaten

2008’den itibaren günümüzde ise, ayrımcılığı engelleyen, sağlığa ve eğitime daha çok yatırım yapan, hatta eşcinsellere bile hak tanıyan ve çok şükür ki yerlilere de daha çok olanak sağlayan bir yol izlemeye başlamışlar. Bunu kendini humanist olarak tanıtan başkan Rafael Correa’ya borçlu gözüküyorlar. Ancak O’nun için de çoğu politikacı gibi, ‘verdiği sözleri tutmuyor’ deniyor.

Dağlarda yaşayan insanlar kendilerini Serranos olarak, sahilde yaşayanlar ise Costenos olarak adlandırıyorlar. Aralarındaki çekişme büyük (- ki bunu Kolombiya’da da sezmiştim). Serranos’lar, Costenos’ları tembel olarak yargılıyorlar ve maymun (monos) diye lakaplıyorlar. Diğer taraftan Costenos’lar ise Serranos’ları burunları havada bulup, gereksiz formalitelerle uğraşmakla suçluyorlar.

Ekvator’un %40’ı, fakirlik oranının altında yaşıyor. LP’e göre, bu onları mutsuz etmenin tam tersine, hayata bağlanmaktan alı koymuyor.

%65 mestizolar, %25 yerliler, %7 ispanyollar ve %3 zenciler olarak bölünmüş nüfus.

Milli sporları futbol, fakat voleybol, bullfighting ve horoz savaşı da bir o kadar meşhur.

%95 nüfus katolik.

20.000 farklı bitki çeşidi ile dünyanın en fazla çeşit sunan ülkelerinden biri Ekvator. (Tüm Kuzey Amerika’da toplam sadece 17.000 çeşit olduğu kıyasıyla, farkı sezebilirsiniz). 300 ayrı memeli hayvanı ve 1600’u aşan kuş cinsi de hayranlığa bedel.

Haziran, Ağustos, Aralık ve Ocak ayları yüksek sezon, Eylül’den Kasım’a ve Şubat’tan Mayıs’a ise düşük sezon olarak geçiyor.

Geleneksel Andean müziği olan folklör müziği, yerel müzikleri. Kuzeybatı’da Marimba, Afro-ekvatorlular tarafından popüler. Kolombiya’nın etkisinden gelen cumbia, burda daha melankonik seslere sahip ve elektronik ork eşlik ediyor. Gençler genelde reggaeton dinliyor.

En çok benzin, mineraller, muz ve karides eksport ediliyor.

Chevron krizini hatırlarsınız, Amazonlara umarsızca döktüğü milyarlarca galon toksik artık yüzünden 1985-1998 arası 2091 kanser vakası görülmüş! ve bu da 1041 ölüme sebep olmuş!.

Para birimleri usd olarak geçiyor.

Görülesiler:

Quito*

The Oriente

Galapagos adaları

Banos*

Isla de Plata

Esmeraldas

Atacames

Montanita beach

Ambato*

Canoa*

Otavalo (Inkaların zamanından kalan bir mercado)

The Quilotoa Loop

Playa de Oro

Guayaquil

Chimborazo, Ekvator’un en yüksek volkanı

Cotopaxi, 2. en yüksek volkanı ve Illinizas

Ambato – Banos

80 cent – 1 saat –  bu Yol’un manzarası mükemmel ötesi ve yüksek adrenalinli

Bu arada hep böyle ‘güzel / mükemmel’ diyorum ama manzara bakımına dediğimin farkındasınız di mi? Tabi daha önce hiç chicken bus’lar dışında, yol’culuk yaptığım güya otobüslerin / halk minibüslerinin ve hatta bence başka bir cins olan, sonunda insan ve eşya puzzle’ı halini aldığımız araçların ruh halinden hiç bahsetmedim dimi.. Yuh bana.. neyse başlıyorum:

Tabi ki rahatlık bulabileceğiniz en nadir nimmet! Oturmak da bir o kadar lüks sayılabilir. Çantalarınız hoptadanak servisin üstüne atılıyor veya şanslıysanız bagaja.. Siz de mecburen eğilerek, bükülerek, aynı zamanda el çantanızı da bir şekil sıkıştırmaya çalışarak, genelde insanları da ezmek durumunda kalarak, ezik büzük servise binişiyorsunuz. Serviste otursanız bile zor sığışıyorsunuz. Ayakta kalmayı bırakın, bazen nefesinize yer kalmayacak kadar doluşturulduktan sonra, hareket anı, fren anı derken, zaten haddinden fazla yakın olduğunuz insanlarla, artık iyice aile kıvamına geliyorsunuz. Bir de ne enteresandır ki, bu arasız araçları imal edenler, cam yapsalar bile, açacak mekanizmayı yapmayı akıl mı etmemişleeer, niyetleri mi başkaaa, nedir anlayamıyorum kardeşim nefes de mi almayalım? Tek kurtaran arkadan gelen nostaljik müzik oluyor.

peki

O halde bile halinize şükrediyor olmak ise, işin asıl en enteresanı bence. Yanınızda doğurmak üzere olan genç kız, saatlerdir ayakta çıtı çıkmıyor! Diğer yanınızdaki genç kız, koca çocuğunu saatlerdir kıpırdamadan kucağında taşıyor! Miço ise hala utanmadan gideceğimiz destinasyonu avaz avaz bağırıyor. Onun da lisani ne yalan bizim pazar satıcılarına benziyor. (Acaba satıcılık, şımarıklık vs sesleri her lisanda aynı şekle mi giriyor?)

Bu tabi anlattığım en karamsar sahnemdi. Çoktandır alışığım, çoğu yerli gibi ben de görmüyorum insanlık dışı yol’culuk yaptığımızı.. Tek tavsiyem şudur ki (sadece yolculuk için) her zaman en kötüsüne hazırlarsanız kendinizi, kimbilir bazen inanılmaz lükste sanarsınız kendinizi! Hayat için ise düşüncem, neredeyse tam zıt, o da ayrı!

GUARANDA & AMBATO

(02-04.03.11)

(nüfus:31.000)

Karnaval için geldik buraya çok heyecanlııııııııııııı

Duyduğumuza göre burda un ve su ile kutluyorlarmış,

çok heyecanlıyımmm demiş miydimmm

Quechua yerlilerinin tarım ile uğraştığı bu köy, Andes dağlarının arasında, mestizoların çoğunluğunda.

Accomodation: Otel’inde kaldığımız aile için saatlerce konuşabilirim.. 3 çocukları var ve o bıcırlar orada olduğumuz sürece neredeyse yanımızdan bir an bile ayrılmadılar. İkramlar yapıp, sürekli sorular sormaya, konuşmaya, bizi memnun etmeye çalıştılar. Nasıl meraklılar, nasıl ilgililer anlatamam. Ben böyle güzel bir ilgi, başka yerde görmedim. Komşu köyde sunacakları bir dans gösterileri varmış hazırlandıkları. Ona çağırdılar bizi. Malesef saatleri tutturamadık ama sonra bize figürleri öğrettiler. Ye bitir hepsini. 2 gece kaldık orda ve çok eğlendik. Her anımız mükemmel geçti. 3. gece hem yer olmadığından, hem de Karnaval’ı başka bir yerde daha görmek istediğimizden rotamızı Ambato’ya çevirdik.

Guaranda – Ambato

otobüsle – 2 saat – 2 usd

Yol müthiş keyifli – Chimborazo Volkan’ını görebiliyorsun – 6310m

AMBATO

(06-07.03.11)

(nüfus: 217.000)

Karnaval zamanı dışında, sadece basit bir şehir olduğu söylenen Ambato, bize hayal gücünü bile zorlayan o kadar güzel renkler sundu ki, inanası zor geliyor insanın basitliğine… Hem renk hem kültür cümbüşü, barış konulu müthiş bir göz ziyafeti sundu. Ve ayrıca yemek ziyafeti de.. her türlü sokak yemeğini denedik. Şiddetle size de tavsiye ederiz. Eskiden ‘meyve ve çiçek şehri’ veya ‘Ekvator’un bahçesi’ diye de geçermiş zaten. Bir de hayatımda gördüğüm en yüksek kiliseye sahipti.

CARNAVAL @ ECUADOR

dia 1 – Guaranda

İlk günlerindeyiz karnavalın

Bu yüzden hazırlıklar henüz tertemiz

Çiçekler rengarenk, bir yaramazlık yok

Başımıza geleceklerden bihaberiz.

dia 2 – Guaranda

Festivalin başladığından haberdarız

Un ve su savaşından da

Bu yüzden temkinliyiz

tam takır kıyafetlerimizi, yağmurluklarımızı takıştırıp, erkenden yola koyuluyoruz

Henüz erken diye olsa gerek, rahat rahat kahvaltımızı da yapabiliyoruz

Ama tekrar dışarı çıktığımızda sesler duyuyoruz

Çığlıklar, kahkahalar…

Adrenalin yükselmesi ile sıkıca kolkola girip, yola koyuluyoruz

her an olabilir diye telaşlıyız, kıkırdıyoruz, parmak uçlarımızda yürüyoruz

Genelde kenarlardan yürümeye dikkat ediyor, sokak aralarında hızlanıyoruz

Ve bammmmm – aynı anda hedef alınıyoruz!

Ve tabi biz başta bunu bir şey sanıyoruz.

Şehrin içine girdikçe, yukarılardan, köşelerden atılan

un ve su balon oranları yükselişe geçiyor!

Akşam vakti yaklaştıkça, kontrol iyice elden gidiyor..

Sanki bütün şehir kuşatılmış durumda!

Çocuklar gücü ele geçirmiş,

yaşlı, ıslak dinlemeden saldırıdalar!

Yaşlılar da farksız ha, herkes delirmiş durumda!

Oturdukları yerden, ellerinde köpük silahlarıyla, madur, turist dinlemeden sardırıdalar!

En kötüsü de ağzının ve gözünün içine girenler!

Kaçış ulaşılmaz, eğlence kaçınılmaz

(buraya güzel uyan bir atasözünü bilsem dee ağzımı bozmayacağım :p )

Alkol, yemek bedava, yerliler ikramda! Şaka değil, bir de bu estantaneden içirtiyorlar, çok eğlenceli! Darısı başınıza!!!

Herkes nasıl eğleniyor, nasıl mutlu, görseniz Goran Bregovic imzalı bir rüya sanarsınız!

Fyi: Una bulanmış insanlar, ispanyolları sembolize ediyormuş!

Teşekkürler Guaranda!!! Çok eğlendim yanında :)

dia 3 – Guaranda

Sabah yerlilerin geçit töreni mi var dedinizzzz daha ne isterimmmm

Hemen geçtim başına

Ben ve yüzlerce insan daha

Yerel halk da bizim kadar eğleniyor

Arada geçitteymiş gibi yürüken, çeşit çeşit yemek satanlar, hem geçide hem miğdemize lezzet katıyor..

Geçit bitene kadar kaldık.

Her farklı kabile, kendi tarzında giyinmiş, hazırladıkları gösteriyi sunuyor. Malesef genelde yüzlerinde, sıcak ve yokuş yüzünden çektikleri ızdırabın bir yansıması var. Hem de nasıl haklılar! Hala sırıtmaya çalışanlardan başarılı olanlar da var. Heralde en şanslıları, başına bir maske geçirmiş olanlar, bir de rol yapmak zorunda kalmıyorlar.

Kimisi yemek dağıtıyor, kimisi sadece güzellik saçıyor. Kimisinin ne yaptığını da anlamadım açıkçası.

Çocuklar her zaman olduğu gibi nefes kesiyor!

dia 4 – Ambato

Sabahın köründe festivali izlemek için kalkıp, erkenden meydana geliyoruz.

İlk geldiğimizde o kadar boş bir sokakla karşılaşıyoruz ki rahat rahat kahvaltı edebileceğimiz bir yer bakıııppp, rahat rahat oturuuppp, keyifle kahvaltımızı ediyoruzzz. Kath’in hayran olduğum bir huyu daha, ‘yemeği inanılmaz yavaş ve keyifle yemesi yummmyyy’ derkennn, kahvaltımızı bitirip aynı sokağa döndüğümüzde, manzaranın tamamiyle şekil değiştirdiğini, e kaçınılmaz görüyor, oturmak için çeşitli pozisyonlara girmeye başlıyoruz. Duvarlardan tırmanıyoruz, ı-ı, vucudumuz uzun kalıyor, koltukları para ile satanlarla pazarlığa girişiyoruz, ı-ı, pahalı geliyor. Olan olmuş, yağmurluklarımızı yere serip iki büklüm üzerine oturuyoruz.

Ve geçit töreni başlıyor!

Burdaki çiçek festivali!

Çiçeklerden, meyvelerden ve hamurdan yapılmış dev yapıtlar geçiyor

Renkler, desenler ortamı çılgına çeviriyor

Yaratıcılık, aracın önündeki, eser sahibi isminin plaketi ile ünvanlandırılıyor.

Bu araçların üzerlerinde, Ekvator ile birlikte komşu ülkelerin güzellik yarışması kazananları var, halkı selamlıyorlar..

Dünkü geçitten sonra affallıyor ama bir yandan her kareyi resmetmeye çalışıyorum..

Bu bayanlar elbette sürüklenen bir zemin üzerindeler. Kıpırdamalarına gerek bile yok.

Yanlarındaki eskortları, onlara şemsiye tutarak, rahatsız eden güneşi engelliyor

Diğer elinde de su, ihtiyaç anında uzatıyor

Hayat ne garip! Pöh!

Geçit töreni bittikten sonra, Kath ile birşeyler yemek için bir restorana giriyor, azıcık dinleniyoruz. ‘2 farklı şehirde, karnaval ne kadar farklı kutlanıyor’ konu başlıklı sohbetimiz ardından, lanet olası alışkanlığım sigara yüzünden dışarı çıkmaya niyet ederken amanınnnnnnnnnnnnnn o ne, dışarı çıkılmıyor! Gençler kendilerinden geçmişler! Köpük savaşından ortalık kar yağmışa dönmüş! herkes heykele dönüşmüş! Bir kaç saat orada mahsur kalsam da hayatımdan çok memnundum, dışardan seyretmesi de zevkliydi haliyle :) !

Daha sonra konserleri izlemek üzere dışarı çıkıyoruz.

‘Etrafımıza hiç bakmamak, kimse ile gözgöze gelmemek, hiç bir şey yokmuş gibi davranıyor olmak’ yeni geliştirdiğimiz taktiklerimiz

Yedi mi dersiniz, yemedi tabi

Allahtan sabunlu bir köpük de, kendimizden iğrenmiyoruz

Konserler, her zaman olduğu gibi burda da vaktinden çok daha geç başlıyor, bizi oradan buraya sürüklüyor – ‘yok buradaki başlayacak, gidiyoruz yok 1 saat sonra ama şuradaki başlayacak, oraya gidiyoruz, yok değil 2 saat sonra’ derken, başımızdan aşağı, kardan adam olmak yine kaçınılmaz oluyor!

Dia 6 – Banos

Yok artık!

Daha abartılısı olamaz diye düşünürken, karşımızı çıkana baaaak! şakaaa! Burası artık oyun parkına dönüşmüş! Herkes kardam adam! Bembeyaz olmayan da, elinde köpük silahı olmayan da yok!

Müthiş bir deneyim çünkü kaçmana imkan yok! ve bırakıyorsun akışa.. mükemmelll!! fiyufitt

Sanırsam en özgür burada eğlenebildim ve haliyle resmedemedim

İlk günden beri bayıldım Banos’a!

BANOS

(07-12.03.2011)

(nüfus: 14.700)

Öyle büyük ki etrafındaki dağlar

karşısında saygıyla eğiliyor, daha derin nefes alıyorsun

almak istiyorsun

ömrünün uzadığını, aldığın o nefesle hissediyorsun çünkü

Doğa o kadar zengin, o kadar çeşit ağaç dolu ki, aralarından sadece şelaleler sızıyor ve sıcak su kaynakları…

Turistik olsa da insanlar ve ‘küçük’ havası neyseki bozulmamış

Trekking, rafting, climbing, mountain biking, bungee jumping, atv, at gezisi gibi bir sürü aktiviteye de olanak sağlıyor Banos.

Şeker kamışı burda da çok meşhur ve onlardan şekerlemeler yapıyorlar. Ben de yaptım, çok eğlenceliydiiii..

Bu arada, Kate sayesinde burdaki o kocaman dağların en yükseğine çıktık. Hikaye şöyle: Bir gün Kath ile yürüyüşe çıkalım dedik ama bir güzel kaybolup 2 saat kaybettikten sonra ben blog bahanesi ile couchsurfer evimize dönmeye karar verdim, Kath ise insiyatifini bozmayıp tırmanmaya..

Ve sonunda müthiş zevkli bir gün geçirdi güzellik. Nico adında bir köylü ile tanışıp, inekleri beraber aşağı sürmüşler. Sonra da Nico, O’nu, evin önüne kadar motorsikletiyle bırakmış. Kath benim de çok seveceğimi tahmin ederek, ertesi gün için köylüden söz almış. Bi de bana hediye buket yapmiş :)

Bu arada köylü dediğimize bakmayın, Nico aynı zamanda okulda profesör! Ve bir dağ evi var Ve orada atları, inekleri var.

Okul sonrası orada takılıyor. Bırakın eşyalarını, bir duvarı bile yok. Bütün arazi onun, ama onun seçimi, arazisinin başında, dağın tepesinde duvarsız yaşamak.. Neyse, Kath beni inek sağma hayali ile kandırdı anlayacağınız..

Sonuçta inek sağamadık ama muhteşem bir gün geçirdik.

Kath’i çok özlicemmmm :(((((( lütfen söyleyin gitmesinnn :///

Couchsurfing yaptığımız Juan’ın evinde olduğum her saniyeyi manzaranın güzelliği yüzünden hep balkonda geçirdim diyebilirim – soğuk, rüzgar dinlemeden, genelde de hamakın üstünde..

Juan, bu arada müthiş bir insan.. Kocaman bir evi , hep açık, hep bir sürü insan, hep gülücükle, hep neşeyle karşılıyor.. Bir gece bir odada 4 kişilik aile bile kaldı, çok tatlıydı.. Yer çamurlanmış, görüyo, ‘tıtıtı’ yapıp gülerek süpürgeyi alıp siliyo ya yok böyle bi karakter :) Hippilerin ülkemizde kimiler tarafından yanlış algılanması ne kötü, hatta içler acısı.. önyargılar..tıtıtı :) Ömür boyu artan mutluluklar dilerim kendisine de.. ve tekrar teşekkürler..

Görülesiler:

Etrafına bir bak zaten :)

+

Thermal banyolar (2 tane var, şehir dışındaki daha az kalabalık ve daha güzel olabiliyor)

Pailon del Diablo

Parque Nacional Sangay

Burdan Cotopaxi’ye veya Chimborazo volkanlarına da tur alabilirsiniz

Bir de benim gibi bir dans dersinin içine atlayabilirsiniz :)

Banos – Pedernales – Canoa

Banos – Ambato – 1 saat – 80 cent

Ambato – Santa Domingo – 4 saat – 4 usd

Santa Domingo – Pedernales – 3 saat – 4 usd

Pedernales – Canoa – 2 saat – 2,5 usd

Anlayacağınız biraz zahmetli bir yol.

Akşamı Pedernales’de geçirmek durumunda kaldık çünkü Canoa’ya son otobüsü kaçırmıştık. Hiç turistik olmayan, 10dkda merkez turunu tamamlayabileceğin has bir sahil köyü burası. Enteresan bir kilisesi var.

Kaldığımız otelin ismine bakmayın, gayet de memnun

kaldık. Kahvaltı ederken, bakın ne yakaladım :)

CANOA

(13-15.03.2011)

(nüfus 6.100)

Çıplak ayakla rahatlıkla gezebildiğin yerlerden.. Kath’le direk ayakkabılarımızı fırlattık zaten.

Sörfçülerin mekanı, kuşların da.. balıkçılarından da, plaj meraklıların da..

Sahil yürüyüşü ve güneş batışı her zaman olduğu gibi mükemmel

Bir bot kiralayabilir, ya da bisikletle köye inebilirsiniz..

İsterseniz Rio Muchacho Organic Farm’da çiftçilik öğrenerek, gönüllülük de yapabilirsiniz..

Accomodation: Cocoloco – 6 usd. Çok tatlı Alaskalı bir kadın ile Meksikalı kocası işletiyor. Ben ordayken, Alaskalı doğurmak üzereydi.. köpekleri var ve biz sahile giderken, bizi korumak için yanımızdan ayrılmıyor, biz denize girerken eşyalarımızı kolluyorlardı. Çok acayip değil mi?

QUITO

(01-03.03.2011 + 16-17.03.2011)

(nüfus: 1.400.000)

1978’de, ‘en güzel korunmuş, en az değişen tarihi alanı’ sayesinde Unesco koruması altına alınmış.

Tarih boyunca önemli, kapışılan bir yer olmuş Quito.

Sıcak diye tahmin edebilirsiniz dimi, alakası yok.. Etrafı hem aktif volkanik (Pichincha), hem kardan beyaz şapka giymiş yeşil dağlarla kaplı. Bir komşusu da vadi.

Inkaların yerleşim alanıymış.

‘Eski şehir’ merkez diye geçiyor. Güneyi, çalışan nüfusun yerleşim alanı. Kuzeyi ise modern kısmı.. alışveriş merkezleri, yüksek binaları, finans merkezleri..

Buraya ispanyolca öğrenmeye gelen de çok var.

Quito, Sıfır yüksekliğe 1km uzaklıkta,

Ekvator çizgisine 35km yakınlıkta. Ancak o da başka bir muamma. Çizginin orada olduğunu söyleyen 2 müze de yalancı. Çizgi o yola yakın ama müzelerin içinde değil.

Normalde kaçmaz benden böyle aktiviteler. Ama Kath ile son günümü saatlerce otobüste geçirmek istemedim açıkçası. Bana uyacağını söylese de Kath de içten içe istemiyordu bi de. Gitmedik sonuçta..

2. gelişimizde ise Kath ile ilk gün Gringoarea’da gezdikten sonra, güzel bir gece ardından O’nu yolcu ettim:( :( :( sniff sniff..

2. günümde ise breakdance dersine gittim :) çok eğlendimmm :) otra vez por favoooorrrr!

Tambien!

Görülesiler:


Eski şehirde: Plaza Grande + Plaza Grande kilisesi (içinde last supper resminin bir versiyonunu bulabilirsiniz. Masanın ortasındaki domuz başrolde! ) + Centro Cultural Metropolitano + Museo Alberto Mena Caamano + kuzeyinde Museo Camilo Egas + Basilica del Voto Nacional

San Fransisko Manastırı

Calles Garcia Moreno & Sucre

Plaza & Iglesia de Santo Domingo

El Panecillo

Casa De La Cultura Ecuatoriana

casa de cultura

casa de cultura 2

Museo Guayasamin & Capilla del Hombre

Museo Etnografico de Artesania de Ecuador

Museo de la Ciudad

Museo Nacional del Banco Central del Ecuador

Guapulo

La Mariscal

Park Itchimbia

Teleferik burda da var.

Parks: Parque La Carolina, Parque La Alameda, Parque El Ejido & Parque Metropolitano

Quito’nun yakınındakiler:

Ekvator çizgisini görmek için Mitad del Mundo

Biraz yakınında ise Rumicucho adlı Inka öncesi kalıntılar ve volkanik krater Pululahua var (Pululahua Geobotanical Reserve)

Hayvanat bahçesi

Antisana Ecological Reserve

Bellavista Cloud Forest Reserve conservation and bird watching lodge

Cayambe – Coca Ecological Reserve

Papallacta & Oyacachi thermal springs

Cotopaxi National Park

Mindo Nambillo cloud forest

Iliniza volcano

Pasochoa Wildlife Refuge

Pichincha (Rucu & Guagua) volcanoes

Accomodation: İlk gidişimizde değişik bir şey yaptık Kath’le ve bir ashram’da kaldık – bir Hare Krishna Ashramı. Günlüğü 7 usd ama 4 saat çalışman da gerekiyor – ki bu genelde ya temizlik, ya yemek oluyor.

Güzel yanları ise, 3 öğün, hem de vejeteryan yemeğin, bedelin içinde ve tüm aktivitelere ücretsiz katılabiliyorsun da! Sabah ve öğleden sonraları yoga var. Her gün bir konuşma var. Monklar var. Hayalimdeki kadar değil ama yine de güzeldi. Hayalimdekinde bi kere ingilizce konuşuyorlardı:p anlayamadığım bir dil değil ve 2 değil, 2002 monk vardı.

Zaten bir couchsurfer bulunca oradan ayrıldık ve Felix(the couchsurfer)’in evinde de 1 gece kalıp ilk Quito gezimizi böylece tamamlamış olduk.

2. gidişimizde ise New Bask diye bir hostelde kaldık merkezde olmak için. Girişe dikkat!

Nightlife: Felix’de kaldığımız gece çıktığımızda, bizi bir gece kulubüne götürdü ki şok!, herkes dans gösterisinden fırlamış gibiydi. Her biri, birbirinden özgün ve özgür, kuralsız ve korkusuz, ruhları ve bedenleri bütün olmuş, uçuyorlardı. Benim gözler ve ağız ‘o’ şeklinde tabi, gözlerimi ayıramıyordum.  İtiraf ediyorum, ben salsa vs ne demek hiçç bilmiyormuşum. O filmlerde falan gördüklerimiz var ya, büyük palavra! Onlar sadece hadi max 1 sene çalışmış olsunlar, bunlar doğduklarından beri salsa yapıyorlar alo!  Çok daha tutkulular! hareketli, özgür ve çılgınlar! … tarifi zor, yapılası daha da.. içlerinden fışkırıyor adeta hareketler, şaka gibiler… En çok hoşuma giden de, sürekli eş değiştiriyorlar. Biz de nasibimizi aldık neyse ki :) . En zevklisi bir zenci ile breakdance vs salsa yapmaktı… enfesti..

PEOPLE

Halk ne kadar tatlı inanamıyorumm. Herkes sohbet etmek için can atıyor. Herkes bir ikramda, herkes bir davette.. yaşamasan şüphelenebilirsin gerçekliğinden. Müthişler, tertemizler, vericiler, gülüşteler, iyillikteler… Festival boyunca bizi yiyip, içirdikleri yetmiyormuş gibi, kalabalık yüzünden yer bulamazsak, evlerinde yatak teklif edenler.. yol üstünde yakalayıp, evlerine ikrama çağıranlar, gülüşlerini her daim eksik etmeyenler, tanıştığımız anda bize kolye hediye etmek isteyenler, tüm Ekvatorlulara sevgiler, saygılar, şimdiden özlemler !…

Go to Top