Jamaika

JAMAICA’S STATE OF MIND

‘One Love One Heart! Let’s get together and feel all right’ ‘Ya mann’..

beklentisinde olduğum Jamaika, üstelik bir Karayip adası! (3. en büyük)

1962’li (ingiltere’den kazanmis bagimsizligini)

Amerika ve Kanada’dan sonra amarikalarin en kalabalık anglofonları (2,8 milyon)

Demokrasi ve monarşi ile yönetiliyor. Kraliçe 2. Elizabeth.

Çoğunluk hristiyan.

Sadece 24.000 civari da rastafarian kalmış (bu konu burda bitmeyecek tabii)

+ 8.000 budist / 5.000 müslüman / 200 yahudi

Reggae, ska, mento, rocksteady, dub, dancehall ve ragga janralarının vatanı.. pek tabi Afrika’nın da damgasıyla..

Yerel sporları – kriket

Yerel meyveleri – ‘ackee’

Yerel ickileri – ‘rum’

1 usd = 85 jmd / jay / $ / J

ya mann :)

Jamaika Sınırı

17.10.2010

caribbean view from the plane

‘Rastaların gücü adınaaaaaaaaaaaaa

Aç kollarını Jamaicaaaaaaaaaaaaaa’

diye uçakta ara ara yükselip,

ara ara okuduğum kitabın içinde uyuya kalıyordum.

4 saat süren uçak yolculuğu nasıl oldu da IST-NY seferinden daha uzun geldi hayret bir şey

Bir de pasaport kontroldan geçerken sorun çıkmasın mı

Az kalsın ülkeye giremiyordum şaka mı ?!

Anlatıyorum.

İlk once ülkeye Amerikada’dan giriş yapıyor olmama rağmen

Türkiye’den gelmiş olduğum için beni sağlık görevlisine yolladılar.

Sıtma hala Türkiye’de görülen bir hastalıkmış. Bunu biliyordum

Ama başıma ilk defa geliyor olması enteresan değil mi? neyse..

Çeşitli semptom sorularının ardından, görevli elime bir kart tutuşturdu ve

birşey olursa derhal o numarayı aramamı buyur etti

Pasaport kontrol sırasına geri döndüm

Bu sefer de orda sorun çıktı

Meğersem mutlaka yanında ülkeden çıkış biletinin de bulunması gerekiyormuş

‘90 günün altında vizeye gerek duyulmuyor’ yazdığın yere bu bilgiyi de eklesene’

diyemiyorsun da tabi.. Başını eğip dinliyorsun

çünkü hayatımda ilk defa ve umarım son defa bu bahsi geçen ‘ayrı oda’ya götürüldüm.

The lady police: ‘you are shouting me, screaming at me ‘don’t get me in’ ‘don’t get me in’

Me: no no lady I’m not saying anything like that :)

The lady police: no you are, everything about you says that.. You don’t have a return ticket, you don’t have enough money with you… but i will act against my duty and will give you the benefit of the doubt and let you in…

Fiyufitt

Benim gibi odaya alınmış diğer kızın suçu ise cep teli çaldığında cevaplamasıydı

Aman diyeyim.. Buraya da çıkış biletiniz olmadan girmeyi denemeyin / havaalanında cep telefonuyla konuşmayın.. Ucuz kurtulduk..

Ya mannnn

(p.s. Kingston (Jamaika’nın başkenti) için ‘tek başına çok güvenli olmayabilir’ diyenler olduğu ve zaten şehir hayatı meraklısı da hiç olmadığım için Montego Bay havaalanına indim. Lonely Planet’da yazan 5 usd’lik Negril shuttle’larının aslında 20 usd olduğunu da orada ogrendim. Yine de cok mutluyummm lalala)

RASTAFARI MOVEMENT

1930’da, Jamaika’da, hristiyanlıktan doğmuş.

Tek tanrılı – Ancak bir din mezhebi olarak değil de yaşam şekli olarak benimseniyor.

O yüzden bizim kullandığımız gibi ‘rastafarism’ kelimesini kullanmıyorlar, hatta karşılar bile.

Jamaika’nın %1i bile değiller. Dünyada ise, toplam bir milyonlar. Kendilerini ‘rasta/rastafarian’ diye tanıtıyorlar. Ve birbirlerini ‘rastaaa’ diye selamladıları bir ritüelleri var.

Şahsen hayranım çünkü bu ideoloji özgürlüğü sembolize ediyor.

O kadar ki sloganları olmuş durumda: ‘Jamaica – no problem!’

Kimisi Etiyopya’nın eski hükümdarı Haile Selassie’yi, Isa’nın reankarnasyonu olarak kabul etmiş ve O’na ‘Jah’ adını vermiş (holy trinity – God the father, God the son and the holy spirit).

Tanrı’nın hepimizin içinde yaşadığına inanıyorlar ve bu yüzden ‘biz’ yerine ‘ben ve ben’ derken, aslında bunu ima ediyorlar ve bu yolla her daim eşitliği savunuyorlar.

3 ana grupları var: Nyahbinghi, the Bobo Ashanti and the Twelve Tribes of Israel.

Bob Marley Israel’in 12 kabilesi kavimindenmiş mesela.

Batı’laşmaya karşılar ve bunu ‘babylon’ olarak adladırıyorlar. Kendi aralarında ‘polisleri’ de öyle çağırıyorlar zaten.

Tarak, makas ve jileti batı ürünleri olarak gördüklerinden de saçlarını, sakallarını kesmeyip rasta yapıyorlar. Ancak her rasta, rastalı olmak durumunda da değil, kalplerinde taşımaları yeterli!

Marcus Garvey, zenci haklarını savunan tarihlerinde önemli bir isim daha.

Az bucuk beni tanimissan bilirsin, ben de onlar gibi Afrika için yanıp tutuşuyorum.

Henuz gidememis olmalarina rağmen, kıtanın dövmelerini yaptıranlar var.

Bir rasta arkadaşımla, ‘rastaman chanting’ eşliğinde, güneş batışını izlerken, Afrika hayalleri kurmak… mmm.. pahabiçilmezdi!

Afrika’dan, şarkılarından da asina geldigi gibi ‘Zion’ diye bahsediyorlar.

İnsanlığın orada doğduğuna inaniyorlar.

2012’de onlarla Afrika’da buluşmayı hayal ötesi ediyorum!

Jamaican People and more

O kadar tatlilar ki.. hele şivelerini duyunca, yanaklarini sıkasım geliyor.

Aile kavramları çok gelişmiş. Hatta ilk tanıştığım Jamaikalı’nın 27 çocuğu vardı mesela.

Müzigin ruhlarına, kültürlerine işlemiş olduğu, arabalarından gelen klup desibelindeki müziklerden de belli..

Afrika’nın etkisinden de olsa gerek, rengarenk her yer…

Bayraklarının sarısı güneşi, yeşili doğayı, kırmızısı ise insanları temsil ediyor.

Minimum maaşları haftada 45usd.

Ana dilleri ingilizce ama şiveleri farklı. Daha sert ve kestirmeden konuşuyorlar.

Turistlere karşı çok sıcaklar.

Ancak maalesef dünyanın çoğu yerinde de olduğu gibi kazıklamak isteyen fırsatçılar var. Dikkat etmekte fayda var (bknz practical information).

Fakirlikten, yaptıkları evlerin anca bir kısmını insa edebilmisler, apacik yasiyorlar.

Hayvanlarına o kadar iyi bakıyorlarmis ki, keçileri gün boyunca serbest bıraksalar bile, kendi kendilerine geri dönüyorlarmış.

En sevdiğim Jamaika’lı arkadaşım ‘time and again’ market sahibi Norris – bana tek turist gibi davranmayıp, herşeyime yardımcı olan sıcacık Hint asıllı bir şeker. Isteyene numarasını zevkle verebilirim. (vanessataragano@gmail.com)

Sightseeing in Jamaica

 Jamaika’nın belli başlı gidilecek yerleri:

Negril / Montego Bay / Kingston / Black River / YS + Danyan falls / Port Antonio / Ocho Rios / Treasure Beach / Pelican Bar (burayı ilk okuduğumda çok heyecanlanmıştım – denizin ortasında kumdan yapılmış bir bar da ne demekkkk – ama sonradan fotoğrafları ve hakkında yazılan yorumlar, kulağa geldiğinden daha kötü göründüğü için, ‘kaçırırsam çok da üzülmem’ diye düşündüm.)

Kısıtlı zamanım vardi.. Negril yeterli dediler..

Negril civarında önerilenler ise:

Half Moon Bay / Bloody Bay (eskiden burda korsanlar yaşarmış) / Booby cay adası )aptal kuşlarıyl meşhur J / Sav’da Cumartesi marketi / Red Groung – Porter’s cave / Lighthouse / snorkeling / Mayfield şelalesi / Rick’s Cafe / Appleton Rum Factory / Black River / YS Falls.

 


Black River

İçinde hem tuzlu hem tatlı suyu barındıran bu nehir ‘Jamaika’nın en büyüğü’ ünvanını taşıyor.

black river 3

500 tane timsah yaşıyor içinde.

Kendini suya birakip beslenen Mangrove agaclarinin da, Jamaika’daki en buyuguymus asagidakiler.

YS Falls

30km akan nehirden 7 ayri şelale doğuyor.

NEGRİL

(17-24.11.2010)

(nufus: 6900)

Zamaninda bir balıkçı köyü olan Negril’e, 80’lerde, hippiler, rastalarla yaşamaya gelince, işin rengi değişmiş.

11km boyunca sahilde, yeşile çalan denizin ve karı andıran kumun güzelliği yetmiyormuş gibi bir de insanların sıcaklığı, rahatlığı ve reggae havası da eklenince, Negril’i cennet yapmaya aday yapiyor.

Beach

Günbatimları da çok meşhur buranın

———-

Hesap Kitap / Practical Information

Ne zaman gitmeli

Sezon: Aralık – Nisan

(ama thanksgiving ve spring break zamanı aşırı kalabalık olduğu söyleniyor)

Nerde yatmalı

Çiftler için herşeyin dahil olduğu resortlar var – güzel ama şehire uzak.

Batı yakasında dağlarda çok güzel manzara eşliğinde de kalabilirsin,

Sahil yolunda, reggae eşliğinde de.. sayısız otel var, barlar, restoranlar, marketler – hayat burda.. (Rayon iyice bir oteldi mesela.)

Eğer kalabalık gidecekseniz Nirvana gibi apart oteller de var kalabileceğiniz çok şeker (e-maille direkt sahibine mail atıyor, indirim rica edebiliyorsun :)

Otel fiyatları dağ/sahil çok değişmiyor ama sezon fiyatları belirliyor (30+usd)

(ps.Şahsen sezondan 2 hafta once giderek otelden %50 indirim alabildim ama açıkçası bu kadar boş olacağını da tahmin etmemiştim.)

Ne Dinlemeli

One Love One Music – reggae tabikiii

Ne içmeli

Red Stripes (biraları – şişeleri çok cüzeeel :))

Rom (gelir kaynakları zaten)

Guava / Papaya suyu (bazen ginger da karıştırabiliyorlar)

Blue Mountain kahveleri

Malassi (şekerkamışı suyu)

Ne yemeli

Şekerkamışı (geçimlerini bundan sağlıyorlar. ilk kez denedim, enteresandi.. baya ısırıp, emip, atıyorsun)

Ackee (yöresel meyveleri – ancak pişirmek gerekiyor)

Eat healthy and cheap

Sweet spot (10-15 usd)

Cool spot (10-15 usd)

Markette bir adet hindistan cevizi 150 J (2usd). Sahilde sadece bir parçası 4 usd.

Ulaşım

Montego Bay’den Negril’e shuttle 25 usd / taksi 60 usd

Negril’den Montego Bay’e shuttle 20 usd

(Negril Shuttle Service – Juta – tel: 9579197)

Route taksi (kırmızı plakalı olanlar) 100 J – halk taksisi – arabalarına başkalarını da alabiliyorlar (1,2usd)

/ 5-15usd sehiriçi taksi ya da motorsiklet kiralayabilirsin ya da bisiklet 10usd

Gece Hayatı

Alfred’s – canlı müzik – Cuma/Salı/Pazar

Jungle – Perşembe

Roto bamboo  – Çarşamba

The bus – Salı/Cumartesi

Risky Business – canlı müzik – Pazartesi/Cumartesi

Diğer

Merkez: Timesquare adlı bir meydanları var. Onun dışında bir de bir sürü plazanın olduğu bir merkez var.

Snorkeling yapabilirsin (15usd)

 Rivayete göre Hedonism adlı otelde herşey serbestmiş. Genelde insanlar çıplak dolaşıp, diledikleri gibi her yerde takılırmış.

Bob Marley’nin mezarı da burda – saygı ve şarkıyla anıyoruz…

Evdeki hesap

Uzun zamandır Jamaika – Küba, Küba – Meksika uçak biletleri bakıyorum

Ancak o kadar yakın mesafe için bulduğum bedeller bir ‘backpacker’ın kabul edebileceği boyutta değil

O yüzden vardigimda, lokal yollardan hallederim diye bi diledim. Şimdiye kadar genelde olan oydu çünkü…

Denemediğım yol kalmadı

Zaten deniz yolu çoktan kapanmış ve uçak dışında bir alternatif yok

Uçağın bu kadar pahalı olmasının sebebi de hiç rekabet olmamasıymis – pöh!

O kadar didindim ki, en son Ganja teknesine biner miyim teklifi bile aldım

Nerdeyse jet ski ile gidebileceğim bir yere, nerdeyse Türkiye’den geliyormuşcasina bütçe ayırmak çok ters ve sert geldi.

Küba’yı şimdilik atlama kararımı kabullenmenin de geldigi gibi… grrrrrrr!

A FAREWELL TO JAMAICA

Milletimiz dışında uçak indiğinde alkışlanan bir İbiza’yı görmüşüm, şimdi bir de Jamaika eklendi bu listeye.

Çok teşekkürler Jamaika, hem iç hem dış sıcaklığın sayesinde kendime geldim

Tum güzelliklerinin yanısıra, 2. etap Yol’umun ilk durağı olman da, Afrika’ya beni bir adım daha yaklaştırman da seni benim icin ayrı bir yere koyuyor.

Elveda’mı teşekkürle bitirirken sözü Bob Marley’e bırakiyorum:

One Love! One Heart!
Let’s get together and feel all right.

Go to Top