Malezya

Mini Info About Malaysia

28 milyonluk nüfusun %62’si Malay, %24’ü Çinli, %8’i de Hintli.

İçinde 13 ayrı devleti olan

ve her biri, bir başkası tarafından yönetilen Malezya’nın

bazı bölgelerinde hala krallık sistemi de hüküm sürüyor.

Geçimlerini tarım, ormancılık ve minerallerden sağlıyorlar.

%60 müslüman, %19 budizm, %9 hristiyan, %6 hindu,

%2,6 ise konfiçyusculuk, taoism ve diğer Çin dinleri hakim.

Malaysia
Flag
Motto: “Bersekutu Bertambah Mutu”
“Unity Is Strength” [1]
Anthem: Negaraku (My Country)
      Malaysia in       ASEAN
Malaysia in       ASEAN
Capital Kuala Lumpur[a]
Putrajaya (administrative centre)
3°08′N 101°42′E / 3.133°N 101.7°E / 3.133; 101.7
Largest city Kuala Lumpur
Official language(s) Bahasa Malaysia[b]
Ethnic groups 50.4% Malay
23.7% Chinese
7.1% Indian
11.0% Indigenous
7.8% Other [2]
Demonym Malaysian
Government Federal constitutional elective monarchy and parliamentary democracy
Yang di-Pertuan Agong Mizan Zainal Abidin
Prime Minister Najib Tun Razak
Deputy Prime Minister Muhyiddin Yassin
Independence
From the United Kingdom (Malaya only) 31 August 1957
Federation (with Sabah, Sarawak and Singapore[c] 16 September 1963
Area
Total 329,845 km2 (66th)
127,354 sq mi
Water (%) 0.3
Population
2009 estimate 28,310,000[3] (43rd)
2000 census 24,821,286
Density 85.8/km2 (114th)
222.3/sq mi

KUALA LUMPUR (22&23&29.06.2010)

Çoğu insan çok beğeniyor burayı

ama şehir hayatı olması gereği, benden lütfen heyecan beklemeyin :/

streets:

food:

biraz saray:

biraz da yeşillik:

art:

opera house

From airport to town:

Havaalanından şehire, dilersen Xpress tren ile, 35 dolara, yarım saatte,

dilersen de otobüsle, 3 dolara, 1,5 saatte varabiliyorsun.

Hatta 2,5 dolar daha verirsen, kalacağın yere kadar bırakılabiliyorsun da..

Sightseeing:

‘Hop on hop off’ dedikleri bir otobüsle, 38 Ringgits’e, 2 saat içinde,

şehirde gezilecek tüm yerleri ‘hızlı çekim’ görebildim.

2 katlı, klimalı otobüsün, 7 ayrı dil konuşan kulaklığından da kısa bilgileri dinledim.

Bu otobüsler sabah 8.30’dan akşam 8.30’a kadar çalışıyor.

Biletin 24 saat geçerli olduğundan, istediğin yerde inip binebiliyorsun da…

People

people

Tatlı rehberimiz Sera, turistler için bu ismi kullanıyordu ama hristiyandı. Sevgilisinin müslüman olduğunu, ve Malezya’da evleniceklerinden, dinini değiştirmesi gerektiğini, bu yüzden üzgün, hatta kızgın olduğunu anlattı aralardaki sohbetlerimiz esnasında. Endonezya için aynı şeyin geçerli olmadığını da ilk O söylemişti zaten bana. Akşam için O’nu arayabileceğimi de ekledi güzel yüzlü sıcacık Sera :)

Acikcasi, ya ben inmek için seçtiğim yerlerde başarılı değildim ve bu yüzden KL’i anlamadım. Ya da burayı bu kadar çok seven insanları anlayabilmiş değilim.

Kuala Lumpur to Cameron Highlands

‘Pudu Raya’ garına gittim. Girişte bir sürü insan başıma toplandı.Farklı şirketler, farklı saatlerde, aralarında çok fark olmasa da farklı fiyatlara, farklı destinasyonlar satıyorlardı. Nerdeyse tam yatan koltuğundan klimasina, lüksün içinde 3 saat … 32 ringe

Varış yeri: ‘Kuala Besut’.

friends…

Otobüste Kanadalı iki kizla tanıştım – Kelly ve Allison, birbirinden tatlı ve güler yuzlüler..

acaba arkadasim olurlar mi dedim icimden, oldular :)

Kelly yaş ve gorunum yargimi buyuk capta cokertti. Yaklaşık 5dk kapatamadim ağzımı yasini ogrendigimde.

22sinde bir haftalığına Japonya’ya gitmiş, gidiş o gidiş…

19 senedir Tokyo’da yaşıyor ve hayatından cok memnun. Genç kalmasını buna bağlıyor.

Allison ise Kanada’da yaşıyor, O da mutlu oldugunu soyluyor, nisanlanacak gibi duruyor. Beraber bir kac ay gezmeye karar vermişler.

Alex ise Fransız, üstün bir centilmen. İngilizcesini geliştirip kız arkadaşıyla birlikte Yeni Zellanda’ya taşınma umudunda.

CAMERON HIGHLANDS

(24&25.06.2010)

 Müthiş güzel bir yer burası.

Toprak yemyeşil, kat kat giyinmiş, çiçeklerini takmış, takıştırmış,

 güneş ışınlarını yansıtmış, hava en güzel oksijen kokusunu sürmüş,

taptığım doğanın en güzel resimlerinden birini çiziyorlar.

Her gün 3’ten 5’e yağmur yağıyor. İstisna dahi yaşanmıyor.

Toprakla yagmur ne kadar da sadik bir aşk yasiyorlar..

Cocuklari zaten.. Güneydoğu Asya’nın en büyük çay tarlaları..

——————————–

Sightseeing:

Çay tarlalarını görmeye gittik ilk önce.

8.000 hektara sahip olan ‘boh’ tarlaları, en büyük gelir kaynakları.

Göz alabildiğince uzanan çay ağaçları, aralarından koşiyim diye elimden çekiştiriyor

ama turu bırakıp diğer güzellikleri kaçırmamak için ayaklarım sağlam basıyor.

Rehberimiz, çayların nasıl toplandığının geçmişinden başladı.

Sayesinde elleri, yüzleri kınalı, aksesuarlı Hintli kadınların rengarenk sarilerinin eteklerine

çay toplarken hayal etmek çok eğlenceliydi.

Şimdilerdeyse, işe teknolojinin de karışmasıyla, Hindistan’dan, Endonezya’dan, ailelerini ulkelerinde bırakarak gelmek durumunda kalan köylü erkeklerin bu işi yaptığını anlattı.

Farklı zamanlarda toplanan çay yapraklarının arasındaki değer ve kalite farklarından da bahsetti.

Ve çeşitlerinden de. Aromalı çaylarda kullanılan yapraklar, en kalitesizlerdenmiş mesela.

Bir fincan çayın yapım süresi 6 ay!!

1kg’i 30centmis!

————————————————————————————————–

Ardından bir yağmur ormanına gittik

‘MOSSY FOREST’

Shaka miiiii? Üzerinde zıplayabildiğim bi toprak mı var??? Resmen yay koymuşlar gibi altına! zipzipzipla oleeey cok eğlenceliii.

Üstelik ormanda mı markette mi geziyorsun belli değil.

Ağaçlarindan, dallarindan kopararak yediğimiz tarçın, kekik, nane, limon, hepsi birbirinden leziz mmm.

Orman marketinde gezerken, bir şeyin zehirli olup olmadığını nasıl anlayabileceğimizi de anlattı rehberimiz:

Hani ormanda yuruyorsun da artik aciktin ya, bir yaprak gördün, ilk önce bileğine yada kulak arkana yada boynuna sürüyorsun.

En hassas yerlerimiz olduğundan, en hızlı alarmı da onlar veriyor cunku. Ona göre yiyor ya da bırakıyorsun.

Yerde böceklerin yediği bir meyve görursen, onu da yiyebilirsin.

En ilginci de şu çiçekler:

Içlerine yağmur doluyor. Uygun seviyeye geldiklerinde, üzerlerindeki kapaklar kapanıyor.

Böcekler de bu sudan içiyorlar enerji icin. Ancak uygun miktar aldiklarinda durmalilar. Yoksa fazla içmeye yeltendiklerinde, tuzağa yani içine düşüp ölüyorlar. Ne buyuk bir ders degil mi? tesekkurler!

Sen ise eğer bu cicegi gorursen ve kapagi kapalıysa, sana afiyet oluyor.

Muhtesem bir turdu.

Biraz daha konuşsaydı, neredeyse kalmayı düşünecektim.

———————————————————————————-

Ardından gittiğimiz ‘butterfly farm’a neden ‘kelebek çiftliği’ dendiğini,

resimlere bakınca sen de anlayacaksın bence?!?!?

Stare at your own risk!

sonunda bir kac kelebek

——————————————–

Son olarak da çilek tarlasında bir çilek suyu içerek turu tamamladık.

———–

Turdan döndüğüm öğlen, father’s guesthouse’da ac kaldigimdan, oranın bir yerlisi bana yemek vermeyi teklif etti. Heralde cocukluktan sonra ilk defa bir öğünü elle yedim. Ustelik menümüz: körili balık ve pilav.

Yadırgasanız da yediğim en keyifli yemeklerden biri olduğunu gururla sunarim.

————————————–

Cameran Highlands Accommodation:

Yeni arkadaşlarım sayesinde bu güzel yerde kalabildim – Father’s Guesthouse – benden tam puan aldı. Zaten tüm gençler buraya geliyor. Aileler de vardı. Sistemini fazlasıyla oturtmuş bir yer. Bir sürü fiyat alternatifiyle, yatakhaneden – özel odalara kadar, bir sürü seçenekleri var. Çok başarılı olmasa da sabah kahvaltı ve akşam yemeği de sunuyorlar. Baya bir isim yapmış da olacak ki tüm Cameron Highlands turları burdan kalkıyor. Gün boyu bir de televizyon odasında – ki burası adeta koskocaman bir salon – film seyredebiliyorsunuz. Sanirsam ozledim bu keyfi.. Her ne kadar seyrettigim film ‘taken’ olsa da, dışarıda yağmur cildirmisken, battaniye altında ev misali seyrediyor olmak muthis geldi.

fathers guesthouse

PERHENTIAN ISLAND

(26-28.06.2010)

Çok güzel bir ada burasıııı. Minik de.

Bir ucundan diğerine gitmek 15dk.

Bizim kaldığımız bölüm sessiz, sakin…

Diğer uç ise barların, cafe’lerin olduğu bölüm.

Adada kediler yerine dev kertenkeleler var.

Ve boyları 7-8m.ye variyor, ustelik her yerde görmek mümkün..

İnsanlara zarar vermiyorlar, hatta korkuyorlar bile.

Çok pis korkuturum :p

Accomodation

İlk defa burda başıma geldi – az kalsın sokakta kalıyordum.

Buranın ‘sokağı’ ‘sahil’ olduğu için – ‘bundan zevklisi ne olabilir’ diye düşünursun dimi? Meshur sivrisinek istilasini duyana kadar tabi.. Kelly ve Allison, ‘Sharila’ adındaki güzel bir otelde son güzel odayı kaptılar.

Onun dışında gezdiğimiz hiç bir otelde boş yer yoktu.

Sharila’ya döndüğümüzde, bir dorm yatağının boşaldığını öğrenince

Alex ısrarla orayı benim almamı söyledi. Cok saolsun.

O ise klimasız, korunaksız bir yatakhanede kalmak durumunda kaldı ki cidden üzüldüm.

Sonra uyudum :p

The Best Snorkeling Experıence Ever!! (28.06.2010)

Bugün hayatımda yaşadığım en enteresan şnorkeling deneyimini yaşadım.

Gördüğüm balıklar cabası, sayelerinde kendimi balık gibi hissettim.

Yemin ederim o kadar yakınlaştılar ki, kimisi gözlüklerime bile çarptı.

Bizden yana hiç korkuları, çekinceleri yoktu.

Bütün gün mutluluk kahkahaları atarak uçtum yüzmenin yanısıra.

A FAREWELL TO MALAYSIA

Açıkçası burayı sadece bir turist misali gezmeye vaktim olduğu için, bu bölümü, gelenek yerini bulsun diye yazıyorum. İlk bakışta aşk yaşadığım mutfağından, eşsiz doğa harikalarına… tekrar gelmek istiyorum topraklarına lutfennn. Göremediğim koskoca bir Borneo diyarı da var zaten bucket listemde. O yüzden bu bölümü kısa kesiyor ve inşallah tekrar görüşmek üzere diyorum Malezya, sen çok yaşa!

Go to Top