Nikaragua

Livingston’dan Leon’a

Aslında rotam Honduras’a, Bay Islands’a gitmekti

Ancak hava koşulları yüzünden 1-2 hafta beklemem gerekiyordu

Yoksa sürekli yağış çekecektim. Çocuğun eline oyuncak verip oynama demek olur mu, olmaz..

O yüzden Honduras’ı atlayıp direk Nicaragua’ya gitmeye karar verdim

Amacım bu işi bir günde bitirmekti.. ancak..

(http://www.lonelyplanet.com/thorntree/thread.jspa?threadID=2005864)

(Livingston’dan, Porto Barios’a ya ferry ile 20 Q (1,5 saat) ya da Lanchia ile 35 Q (yarım saat))

İlk ferry’e yetişmek için 5’te kalktım. 05.30’da marinaya vardığımda, 06.00’da kalkması gereken ferry’nin, çoktan dolmuş olduğundan, gidişini izledim. Dolayısıyla 06.30’daki lancha’ya binmek durumunda kaldım. Tam kalkmadan başlayan fırtına üzerine, tüm valizlerimiz ve biz, büyük parça muşambalara, en büyük aşkımızmış gibi sarılmaya başladık ve inanırmısınız, öyle de yola çıktık. Hem gökten, hem yerden gelen densiz sular, denizin ta içinde hissettiriyordu bizi. Ardından, buna ‘yüce İsa’ sesleri de eklendi tabi. Yanımda oturan polis, muşambanın altından gördüğüm kadarıyla, her ne kadar karizmasından kaybetmek istemese de, suratından ağlamak üzere olduğu belli oluyordu. Böyle durumlarda, yani yapılacak birşey olmadığında, bana nedense bir gülme hali geliyor. Manyak mıyım bilmiyorum ama 07.08.08 depreminde de aynı tepkiyi vermiştim. Dalgalar yüzünden moraran taraflarım dışında, sağsalim vardık neyseki..

(1,3 usd’ye Porto Eros’a,  ordan Corinto’ya, 1’15dkda)

Dikkat: Bindiğiniz otobüste, pasaportunuzla birlikte 30 usd istiyorlar. LP’mden okuduğum kadarıyla, 10 Q Guatemala çıkış pulu + Honduras’a giriş için ise, 5usd’ye turist kartı almam gerekiyordu. Haliyle itiraz ettim. ‘Yok, o Guatemala’nın çıkışı, yok şu Honduras girişi şeklinde çeşitli versiyonlar denedi uyanık miço.. pes etmedim. Sonunda kendim otobüsten inip, kendi başıma hallettim. LP’de yazdığı kadar da ucuz değildi ama nerde 30 usd nerde 13 usd.. karlı çıktım sayabilir miyim :)

San Pedro Sula’ya vardığımda saat 10 olmuştu. Internette, sadece 5am’de otobüs olduğu yazıyordu ancak çeşitli blog yazıları sayesinde ümitliydim. Malesef nafile. Geceyi SPS’de geçirecektim. Dünyanın HIV başkentinde. LP’den yardımcı olan arkadaşım sayesinde, bilindik bir otele (hotel san jose) gidip yerleştim. Yemek yemek dışında da, bir daha kafamı çıkartmadım. Uyuya kalmamak adına da yarasacılık yaptım. Gündüz uyuyup, akşam ayaktaydım. Çünkü geceyarısı 4’te garda olmam gerekiyordu. Ardından 15 saatlik otobüs yolculuğu sonrası Leon/Nikaragua’ya vardım. 32 dolara. Kate’i gördüğümde, O’na nasıl sarıldığımı anlatmama gerek yoktur herhalde :)

NICARAGUA’S STATE OF MIND

Şairlerin ülkesi Nikaragua,

Karanlık bir geçmişi olmasına rağmen

Politika ve taraflar yüzünden, parçalara ayrılıp hırpalanmasına rağmen

Orta Amerika’nın – en büyük ülkesi

En büyük göl de burda – ‘Nikaragua’

İçinde, boğa köpekbalıkları var

hem tatlı hem tuzlu suda yaşayabilen

Ama sayıları azalmış

Balıkçılık yüzünden :(

Numbers:

Nikaragua toprakları üzerinde 5,5 milyon insan yaşıyor

%69 Melezleri, Zambolar (Afrikalı-Yerli karışımı) ve Mulattolar (Avrupalı-Afrikalı karışımı) oluşturuyor, +%17 beyaz derililer + %5 Sumo, Miskito ve Ramakiye kabileleri

Halkın %50’si fakirlik düzeyinin altında yaşıyor.

Gençler, nüfusun %70’ini oluşturuyor. Bu sebeple de, evler, kalabalık oluyor.

%60 katolik, %22 protestan dinleri ağırlıkt

1 usd = 21 c (cordobas)

İklimleri: Kasım(11)’dan Nisan’a(04) kuru, Mayıs’(5)tan Ekim(10)’e yağışlı

Anadil: İspanyolca

Başkentleri Managua’da, sokak isimleri yok.

Haliyle ‘eski Sandy’nin olduğu sokak’ gibi adresler varmış.

Görülesiler:

Isla de Opetepe*

Corn Islands

Granada*

Leon*

San Jaun Del Sur*

Matagalpa

Esteli

Cayos Miskitos

Bosawasc (ulaşımı zor ve hiç turistik hiç değil ama bence çok güzel bir orman

ÖzGeçmişleri:

Christopher Columbus tarafından 1502 yılında Nikaragua kıyıları keşfedildiğinde ülkede Miskitolar gibi birçok yerli kabile vardı. Conquistador Francisco Hernández de Córdoba Garanada ve Léon’de 1524’da bir yerleşme merkezleri kurdu. 17. ve 18. yüzyıllarda İspanyollar Nikaragua’nın büyük bölümünü sömürge hâline getirdiler.

1821’de bağımsızlığını kazanan Nikaragua, bir süre Meksika ile daha sonra Orta Amerika Birleşik Eyâletleri ile birleşti. Nihayet 1838’de bağımsız ayrı bir cumhuriyet oldu.

Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri, yirminci yüzyıl başlarında son olarak 1926 ve 1933 yılları arasında olmak üzere defalarca ülkeyi işgal etti.

ABD birliğinin 1925’te çekilmesinin hemen ardından bir iç savaş patlak verdi. Liberal önderlerden Cesar Augusto Sandino silahlı mücadeleyi sürdürürken; öteki Liberal önderler ABD denetiminde yapılacak seçimlere katılmayı kabul ettiler. 1928 ve 1932’deki seçimlerin ikisini de liberal adaylar kazandı. Bu arada, ABD subaylarının gözetiminde Nikaragua Ulusal Muhafızları adlı bir askerî birlik oluşturuldu. ABD kuvvetlerinin 1933’te ülkeyi terketmeleri üzerine Sandino da silahlı mücadeleyi bıraktı.

Ulusal Muhafızların komutanı Anastasio Somoza Garcia 1934’te Sandino’yu öldürterek liberal başkan Sacasa’yı başkanlıktan uzaklaştırdı. 1936’da kendini başkan seçtirdi ve elinde topladığı geniş yetkilerle baskıcı bir yönetim kurdu. Somoza Garcia’nın 1956’da öldürülmesi üzerine başkanlığa oğlu Luis Somoza Debayle getirildi. 1962’de Somoza rejimini hedef alan en büyük muhalefet gruplarından (FSLN) Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi gerilla örgütü ortaya çıktı. Luis Somoza’nın 1967’de kalp krizi geçirerek ölmesinin ardından kardeşi Anastasio Somoza Debayle başkan oldu. 1972’de Managua‘da 6 bin kişinin ölümüne ve 300 bin kişinin evsiz kalmasına yol açan deprem nedeniyle gönderilen uluslararası yardımları el altından kendisinin ve ailesinin hesaplarına aktardığı ortaya çıktı. 1974’te de anayasayı değiştirerek ikinci kez başkan seçilmesini sağladı. Aynı dönemde, gerilla savaşında önemli kayıplara uğrayan Sandinistalar (FSLN), bu gelişme üzerine liberal çevreler ve orta sınıfla ittifaka yöneldiler. Ocak 1978’de, Demokratik Kurtuluş Birliği (UDEL) adlı güçlü bir muhalefet hareketinin lideri olan gazeteci Pedro Joaquin Chamorro’nun öldürülmesiyle bir genel grev dalgası ve yaygın şiddet hareketleri başladı. Yeniden silahlı mücadeleye başlayan Sandinistalar, bütün önemli kentleri ele geçirdikten sonra başkent Managua‘yı da kuşatarak 17 Temmuz 1979’da 45 yıllık Somoza rejimine son verdiler.

Yeni yönetim Somoza ailesinin mülklerini kamulaştırırak; bir dizi devletleştirmeye girişti ve sosyalist ülkelerle yakın ilişkiler kurdu. Bunun üzerine ABD, Nikaragua’ya yaptığı ekonomik yaptırımı keserek yönetime karşı gerilla mücadelesi yürüten sağcı Contra’lara geniş çaplı destek vermeye başladı. Ekonomisi ağır bir bunalıma giren Nikaragua’nın bazı Orta Amerika ülkeleriyle ilişkileri de bozdu. Şubat 1989’da Orta Amerika ülkeleri başkanlarının El Salvador‘da yaptığı toplantıda serbest seçimlere gidilmesi ve Somoza’ya bağlı Ulusal Muhafız örgütünde görev yapmış 1,900 kadar mahkumun serbest bırakılması karşılığnda contra birliklerinin dağıtılması konusunda anlaşmaya varıldı. Aynı yıl, basın özgürlüğünü güvence altına alan ve seçim sistemini yeniden düzenleyen yasalar çıkarıldı. Yine aynı yıl ABD Nikaragua’ya karşı beş yıldır uyguladığı ambargoyu kaldırdı.

1990’da yapılan serbest seçimlerde Ulusal Muhalefet Birliği (UNO) Ulusal Meclis’teki 92 sandalyeden 51’ini kazandı ve UNO’nun adayı Violeto Barrios de Chamorro başkan oldu.1996 ve 2001’deki seçimlerde de Anayasacı Liberal Parti (PLC), FSLN’ye karşı üstünlük sağladı. Kasım 2006’da yapılan başkanlık seçiminde Daniel Ortega yüzde 37.99 oyla, 17 yıl aradan sonra başkanlık görevine getirildi.

Ve tabi bir sürü olaylarla birlikte.. 2008 yılında ortaya çıkan kaçakçılıkları ğzerine Abd ve EU yardım ellerını Nikaragua’dan geri çekti. O günden beri de herşey daha da kötüe gidiyor anlaşılan..  :( Yerlilerle konuşup, daha çok öğrenmeyi umuyorum.

Şairlerin ülkesi Nikaragua,

Karanlık bir geçmişi olmasına rağmen

Politika ve taraflar yüzünden, parçalara ayrılıp hırpalanmasına rağmen

Orta Amerika’nın – en büyük ülkesi

En büyük göl de burda – ‘Nikaragua’

İçinde, boğa köpekbalıkları var

hem tatlı hem tuzlu suda yaşayabilen

Ama sayıları azalmış

Balıkçılık yüzünden L

Leon – Masaya – Granada

(15.01.2011)

Leon’da, sabahları 10’a kadar hiç bir yer açmıyordu. ‘Nerde bu insanlar’ diyorduk biz de..

Masaya’ya gitmek üzere – otobüs garına gittiğimizde anladık nerde olduğunu herkesin.. tabiki kendi mercado’larında, garın karşısında.. ohh be :)

Leon a Masaya

Chicken Bus ile ilk önce başkent Managua’ya gittik, 40 C’ye, 1,5 saatte

Managua’dan da Masaya’ya – 13,5C (ki çantalarımızla 20C aldılar Çünkü görülen ve yaşanan o ki, otobüsün içindeki her bir cm2, para ediyor. Küçücük minibüste, oturanlar, kucaktakiler, ayaktakiler, lego gibi boş yer bırakmıyoruz. Miçonun insan dışı duruşu üzerine pek bir şey diyemiyorsun da.. neyse..

Masaya

Masaya’ya vardığımızda, çantalarımızı otobüs garında bulunan ailenin evine, 5C karşılığında bıraktık (tipik bir ev manzarası olarak, tv ve sesi sonuna kadar açık, ahali karşısına geçmiş, paralize)

ve ardından tipik Nikaragua kahvaltımızı ettik.

Görülesiler:

Mercado de Artesanias


(açıkçası Leon’dan çok farklı şeyler görmedik. Üstelik daha da pahalıydı.)

Masaya Volkanı ve krater gölü

Parque National Volcan Masaya

Masaya a Granada

Chicken bus’la, 9C’ya, heralde normalde yarım saate

Ancak herşeyi yapabileceğini sanan ve aslında yapan da çatlak yardımcı sayesinde yolumuz az biraz daha uzun sürdü.

Adam, yarı yolda, yol kenarında boğa güreşini görünce otobüsü durdurdu ve şöförü de kapıp sahaya koştu.  Çantaları/yükleri elden bırakmamak adına malesef ben inemedim ama otobüsün bir yarısı indi tabi izlemeye.. müthişti..

boga guresi (Medium)

Granada

Aslında çok az kaldığım için hakkını hiç veremedim.. O yüzden susma hakkımı kullanıyor, araştırmalarımı paylaşıyorum:

Görülesiler:

Las Isletas & Isla Zapatera

Reserva Natural Volcan Mombacho

Laguna de Apoyo

Pueblos Blancos

Carazo Towns

(yukardakilerinin hepsinin ayrı ayrı çok güzel ve mutlaka görülmesi gereken yerler olduğunu duydum ve okudum.. zaman yüzünden kaçırdım.. ya da kimbilir belki başka zaman yakalarım :)

LEON

(14-15.01.11)

Kolonyal görüntüsünün altında yatan tarihi,

aslında burayı diğer kolonyal şehirlerinden ayıran..

fışkırmış adeta sanatlarına, şiirlerine, duvar yazılarına,

gazete gibi şehir adeta…

Sandinista tarafında, Somoza’ya karşılar..

Müzeleri, devrimci kişilikleriyle övünüyor

– sadece bu yakın geçmişi yaşayan, birebir bunun uğruna savaşan insanlar çalışıyor.

Orta Amerika’nın en volkanik alanında olması da, işin başka sihri olsa gerek

Turlar var elbette katılabileceğiniz, günü birlik, bir kaç günlük.. volkan turu en meşhuru..

Kalıntılar şehre çerçeve,

kiliseler serpilmiş her bir yerine, zamanında dinsel başkentleriymiş zaten ispanyolların.

kiliseler serpilmiş her bir yerine,

Zamanında dinsel başkentleriymiş zaten ispanyolların.

Görülesiler


Bahsettiğim Revolutionary Museum dışında


Museo de Leyendas y Tradisiones’e gittik ve bir sürü efsanelerini öğrendik

İsteyenlerle mail’de paylaşabilirim (vanessataragano@gmail.com)

Ve elbetteki mercado..


Accomodation


En işlek sokağında kaldık buranın

Kate viavia hostel’e yerleşmişti bile, ben ise orda yer kalmadığından hemen karşısındaki big foot’a  (6usd)

Konseptleri tamamiyle aynı, ikisi de party hosteli, kalabalık, gürültülü, akşamları restoranlı, barlı

Ancak her nedense benim kaldığım big foot’da, şiltelere plastik bir kap sarmışlar.. her kıpırdayan, bağırıyor şşpppşlplşlşlp diye.. saolsun üst komşum sayesinde bütün gece garip garip rüyalar gördüm, çok komikti..

San Juan del Sur

(17-18.01.11)

Buraya Rivas üzerinden geliyorsunuz (chicken bus’la 25C – en azından öyle olduğunu sanıyorduk.. ancak dönüşte aynı yol için 15C aldılar :?)

Güzel bir sahil şehri

– fakat bana fazla turistik geldi

+ bari burdan Mathilda ve Playa Maderas gibi çok güzel sahillere ulaşımınız rahat –  shuttle ile  15c :p

Küçük bir mercado’ları var..

Isa heykeli var kocaman, tepenin tepesinde, güneş batışını orda izlemeniz tavsiye..

Güneş doğuşları ise şahane..

Accomodation: Pacha Mama’da (8usd) yer olmadığından Hostel Esperanza’da kaldık (7usd). Hemen Pasifik okyanusunun karşısında. Güzel bir avlusu var. 15 kişi aynı odada olabildiğince iyiydik de :)..

San Juan del Sur a Isla Ometepe

1.       Chicken bus’la Rivas’a, 15C’ye

2.       Kollektivo ile San Jorge’ye 20C’ye – ki bunun da dönüşte 10 olduğunu öğrendik grrrıkjvkjcjx

3.       Lancha ile Isla Omatepe’ye 30C’ye

ISLA OMATEPE

(19-21.01.11)


Ometepe Adası

Bu dünyaya ait değil adeta

2 ucunda 2 yanardağ

biri aktif biri uykuda

Bu ikisini bağlayan yoldaysa, küçük köyler var

ve denizin üzerinde yürüyebileceğiniz sahiller !!

Üstelik bu ada, Orta Amerika’nın en büyüğü.. Nikaragua gölü’nün tam ortasında !! ..

15 yaşında evlenip 16 yaşında çocuk doğuran köylülerin hepsi birbirinden tatlı

Yakında tekrar patlayabilir korkusunu taşımıyor gibiler volkanın

Bu yüzden olsa gerek, yarım futbol sahası kadar arazinin, sadece 4bin dolara satılmasına

ben yine de şoktayım…

..

Adada düzlüğe, asfalta dair pek bir eser olmadığı için, bir uçtan bir uca, 6 saatte otobüsle anca gidilebiliyor.. (buranın bu dünyaya ait şüpheliliğimin bir sebebi de – chicken bus’ların bu yolları her gün günde 3-5 kere nasıl yaptıkları! )

Bisiklet ile yapacaksanız, ayakta sürmeniz tavsiye! Ve güneş sonrası kullanmamanız da!

Yoksa bizim gibi seyyar manavlara otostop yapmak durumunda kalabilirsiniz..

Görülesiler:

Volcan Maderas

Volcan Concepcion (ki biz ordayken bunlardan birine çıkma aktivitesi durdurulmuştu)

Zamanı olmadığından gidemedik ama Punta Jesus Maria çok güzele benziyorrr..

+ playa Venecia + isla de Quiste + Playa Santa Domingo +

+ waterfall.(4 saat boyunca sadece yokus yukari trekking icin hazirlikli olun)

Al ojo de Agua

A FAREWELL TO NICARAGUA

Buranın da hakkını verebildiğimi düşünmüyorum. En çok da Corn Islands’ı göremediğim için üzgünüm çünkü görenler anlata anlata bitiremiyorlar güzelliğini – üstelik ulaşması bir o kadar da zor olmasına rağmen.

Yerlilerle yediğimiz bir öğlen yemeği sayesinde, yine de baya bir iç dünyalarına girebildiğim için mutluyum. Genelde doğal olarak Amerikalılardan nefret ediyorlar. Ancak yemek yediğimiz doktor Carlo, bir zamanlar Amerika’da yaşamış ve milletini sevmeyi orada öğrenmiş. Kızına ülkesindeki karışıklıklardan dolayı, 5 yaşından beri silah kullanmayı öğretiyor ve bunu çok doğal hatta gerekli buluyor.

Yemekte, çok fakir olan bazı insanlardan bahsediyordu, heralde bunu gördüklerinden diyorum yine ben, paraya olan sevgileri, yolsuzluğa gözlerini kapamış durumdaymış. Yakında olacak seçimler sonrası, umarım Nikaragua’nın yanında olmayı becerebilir birileri ve güzelim memleketleri kurtulur… Pollyanna’cılık yaptığımın farkındayım ama bu güzelim memlekete çok üzülüyorum.. çünkü gözlerinin içinde yatan umudu, daha da içlerinde yatan tertemiz ve saf niyeti çok net görebiliyorum. Kimbilir belki bir gün benim de gönüllülük yaparak bir katkım olabilir bu güzel topraklara ve içinde yaşayan müthiş iyi niyetli bu insanlara… Umarım tekrar görüşürüz Nikaragua, lütfen kendine çok iyi bak…

From NICARAGUA to COSTA RICA

(21.01.2011)

Aslında hayalimiz Isla de Ometepe’den Archipielago de Solentiname’ye gidip meşhur artistler marketini görmek, ardından da Los Chilles üzerinden Rio San Juan nehrine varıp, sınırı öyle geçmekti. Orta Amerika’nın en güzel sınırı olduğu söyleniyordu. Ancak malesef İsla de Ometepe’den Archipielago de Solentiname’ye haftada sadece 2 gün ulaşım vardı ve ordan da nasıl Los Chilles’e aynı gün içide geçeceğimiz bir muammaydı. Zaman kısıtlamamız oduğundan risk edemedik ve onun yerine Costa Rica’ya Penas Blancas sınırı üzerinden geçmeye karar verdik.

1 usd damga + 2 usd gerçek giriş + 1 usd form ve karman çorman, başı sonu belli olmayan kontrollerden sonra, aslında geceyi Monteverde’de geçirmek istiyorduk ancak sınırı geçene kadar neredeyse akşam olmuştu. Makul en yakın şehirlerden biri olan Tilaran’a gittik otobüsle 3.000 Colones 2 saat. Uyanık şöför, daha fazla para kazanmak için, otobüsün gitmeyeceği bir yeri bile önererek 1.000 colones fazla talep etti. Başta bilmediğimizden kandık, ama başkalarına sorunca gidip parayı geri aldık puştfnrıgnngşftan.

Go to Top