Kambocya

Cambodia’s State of Mind

–          HISTORY: Burayi ozetlemek cok zor, hele bu kadar hakkinda okumusken, Jess’in okudugu kitabi dinlemisken, gunlerdir hakkinda konusup uzerine gozyaslari dokmusken, zihniyete isyan edip uzuntu ve kizginlik arasinda gel-gitlerle carpilmisken yapamiyacagim. Burasi asla ozet gecilecek bir yer degil, dunya tarihi sonuna kadar her sene esefle kinanmasi gereken, insanlik namina utanc kaynagi bir hikaye!!! Kizil Khmer’lerden bahsediyorum tabi! Pol Pot ve yandaslarindan. En cok da bu insanlarin hala yargilanmamis olmasini kabullenemiyorum!!! – To be continued…

–          PEOPLE: 14,25 milyon Kambocya vatandaslarinin %80’i Kmerler, %15’I Kaganlar, 60.000-70.000 ise ust Kmerler ve kabileler

–          RELIGION: Her ne kadar Kizil Kmerler zamaninda tum monklari oldurmus olsa da, hala Budizm hakim. Kaganlarin dini ise tabi musluman. Kabilelerde ise animism ve hristiyanlik hakim.

–          ART: Maalesef Kizil Kmerler, zamaninda tum sanat eserlerinin yok olmasina da sebep olmus. Heykellerden, resimlerden, enstrumanlardan, kitaplardan geriye hic bir kalinti kalmamis. Neyse ki Angkor Wat’lara dokunamamislar!. Bir zamanlar cok gelismis olan royal bale ve apsana dans kulturlerini bugunlerde korumak icin ise ellerinden geleni yapiyorlarmis.

–          CULTURE :

Geleneklerine gore selamlamayi ilk once genc olan yapmali. Namaste hareketiyle bu seferki kelimemiz ‘wai’. Elini yine ne kadar yukari kaldirip egilirsen, gosterdigin sayginin boyutu o kadar artmis oluyor.

Cogu Kambocya’li, cevabi tersi bile olsa, toplum icinde seni yada kendini zor durumda birakacagina, sana duymayi istedigin cevabi veriyor. Ozellikle is dunyasinda, 2 kisi arasinda anlasmazlik cikarsa, devreye 3. kisi giriyor ve O 2 kisi arasinda bu konu bir daha konusulmuyor.

Evet ve hayir her zaman evet ve hayir olamayabiliyor yine. Ve guldukleri zaman her zaman mutlu olduklari icin degil, utandiklari veya endiselendikleri zaman da olabiliyormus.

Kambocya’da en azindan elele tutusma yada sarilma ayip karsilanmiyor Ama bayanlarin evlendiklerinde bakire olmasi bekleniyormus.

En acikli gercek: Eger ailenin paraya ihtiyaci varsa, genelde ailenin en kucuk kizi okulu birakip calismaya koyuluyor!.

Ailenin reisi burada kadinlar! Aileyi temsil eden de, parayi yoneten de kadin! Ama yine de toplum arasinda sigara icmesi, alkol almasi yada gece cikmasi hos karsilanmiyor!.

Zorunlu olmasa da genelde ailenin etkisi cocuklarin evlenmesinde buyuk rol oynuyor ve bu romantik bir evlilikten cok mantikli ya da politik bir bakis acisiyla oluyor. Burclara da bakilabiliyor. Erkek aday kiz ailesine gelip kizi istiyor.

Kaba olarak algilananlar: birini isaret etmek, kafaya yada saca sokunmak, ayak altini isaret etmek, birsey firlatmak, sinirli davranmak…

Birseyi uzatirken, avuclari acik, sol el, sag elin uzerinde.

Burada da dogumgunu kutlanmiyor. Yaslilar dogugunlerini bilmiyorlar bile..

Dilenen insanlara para verilmesini hos karsilamiyorlar, tembellik olarak yargiliyorlar.

–          Language:

greeting: som peah / hello: sua s’dei / goodbye: lia suhn hao-y / thnx: aw kohn

11-13.03.2010 CAMBODIA / SIEM REAP

****************************************************************************************************************************

11.03 / OVERLAND BORDER PASSING – BANGKOK TO SIEM REAP, CAMBODIA

Sabah 07.00’de bir minivan’le yola ciktik. Kambocya sinirina varmamiz sadece 4 saatimizi aldi ama siniri yani 2 dakikalik mesafeyi gecmemiz nerdeyse 2 saati buldu.

Biraz urkutucu olsa da, ‘Kingdom of Cambodia’ yazan sinir kapisinin altindan yuruyerek gecerken, yine yeni bir film baslamakta..

Tur rehberimizin dedigi herseyi koyun gibi yapmamizin hiyarligini da buna baglamak istiyorum. Cunku az sonra anlatacagim, yaptigimiz hiyarliklara baska bir aciklama getiremiyorum. Vizenin 20 dolar tuttugunu biliyorduk ama rehber 30 deyince ‘10 dolar buyuk bir fark degil’ diyerek ilk dolandirilma tecrubemizi umarim yarariniza kazandik. Para disinda pasaportlarimizi ve bir adet resmimizi aldilar ve gelmeleri yarim saati bulmadi. Fakat, İkinci tecrubemiz daha cabuk ama cok daha pahali oldu. Yine koyun misali 20’imiz tur rehberimizi dinleyerek, ‘exchange yaparken para kaybetmemek icin siniri gecmeden  atm’den baht cekecegiz. Siniri gecer gecmez de bunu kambocya riel’ine cevirecegiz’. Jess’le is bolumu yaptik. Ben otobus icin yolluk alirken, Jess de paramizi bozdu. Otobuse acilen binmemiz gerektigi soylendiginde Jess elinde 2 ayri tomar para ile kosturuyordu. ‘Ne kadardan bozdular, ne kadar verdiler, aman paralari herkes onunde cikarma, yok gel burda gizli sayalim’ telaslarinin icinde nasil olduysa hesaplayip bir de dogru cevirdiklerini sandik. Otele vardigimizda ve paralari saydigimizda 130 dolarimizi yediklerini farkedince grrrrrjhfsuhksjnvkornvjnvofkozkjnjro… Lutfen sana ders olsun bari bunlar!

Varmamiz 19.00’u buldu. Otobuste ayarladigimiz guesthouse’a gitmek 1 dolar, adambasi odaya odedigimiz bedel ise 6. Ustelik klima, wifi, sicak dus, havlu mevcut. Eger fan’le idare edersen 3dolar. Ancak burayi kesinlikle onerdigimi sanmayin. WE HATE DOWNTOWN GUESTHOUSE! – to be continued!

Bizi getiren tuktukcu iyi bir cocuga benziyordu. Aksam bizi bedava etrafta gezdirmeyi de teklif etti. Ac oldugumuzu soyledik. Bizi meshur APSARA dansinin da yapildigi bir yere goturmeyi onerdi. Ustelik cesit cesit yerel yemekler acik bufe. Ok dedik yapalim bi luks 6 dolara.

Kostumler yine birbirinden guzeldi, balik kuyruklari vardi. Ama gunun yorgunlugu uzerine acik bufe kambocya basta olmak uzere cesit cesit asya yemekleri ve tatlilari daha enteresan geldi. off cok yedim.

Bu yemegin uzerine, gun boyunca yedigimiz maddi dayaklar da bir yana, sinir kapisina 15dk yuruyus, sirada 1 saat bekleyis ve tekrar otobuse 15dk  yuruyus, sirtimdaki devle her bir adimda daha da bir agirlasti… yataga yattigimda backpack’im hala sirtimda gibiydi.

Yol’a cikmadan tanistigim 2 Fransiz cocuk, dunyayi yuruyerek geziyorlar ve cantalari bizimkilerin belki 2 kati, simarikligima pes dedirtiyor o ayri.

****************************************************************************************************************************

12.03 / CHONG KNEAS – THE FLOATING VILLAGE !!!

08.30’da kalkip markette bir kahvalti ettikten sonra, 10.00’da, dun aksam bizi bedavaya gezdiren tuktukcuyla bulusup Chong Kneas’a dogru Yol’a cikiyoruz..

Yol boyunca su laleleri, sagimizda, solumuzda.. Fotograf karelerine yetisemiyorlar ama 2 kiz arkadas bisikletin uzerinde, el ele, manzaraya hem eslik hem seyirci oluyor. Tarladan aldigi cicekle susledigi kocaman sapkasinin altinda köylü bir kadin dimdik, fakir olmasinin aksine herkesden asil duruyor… Ustelik buyuk ihtimal hayatimizda sadece bir kere gordugumuz bu guzel insanlarin hepsi el sallamalarimiza, gulmelerimize cok sicak bir sekilde karsilik veriyorlar. Hayal filmi gerceklige akiyor. An’lar olumsuzlesiyor! Filmimin belki de en onemli karelerinden birini yasayacagimi biliyormuscasina.. CHONG KNEAS! Tuktuktan inip bir longtail boat’a biniyoruz.

Uzerinde gezdigimiz su, bildigimiz sudan cok farkli, toprakla karistigi icin kahverengi. ‘Hayatta bu suya girilmez iyyyy’ diye dusunurken, tur rehberimiz anlatmaya basliyor: Bu ‘Vietnamese floating village’da kalan insanlarin ne elektrigi ne de su kaynagi var. Kendilerini!, esyalarini, yemeklerini, bulasiklarini bu uzerinde gezdigimiz suyla yikiyorlar!!! Yedikleri baliklar da tabi bu sulardan.

floating village (5)

Fotograf karelerim o kadar aciz kaliyor ki yasanana..

Kahverengi sularin uzerinde yasayan Chong Kneas’in köy okuluna gidiyoruz.. Yasamlarinin icine giriyoruz. Derslerinin icindeyiz! Gozleri paril paril hepsinin!

floating village (13)

Kamerayi gorunce, ‘baris’ isaretetini nasil da butun vucutlariyla yapiyorlar..

Bizi muhtesem sicak karsiliyorlar. Duygu ile yukluyor yukluyor yukluyorlar!

Okulun ust katı var. oraya cikiyorum, etrafi bir de yukardan izlerken, basliyor yaslar gozlerimden fiskirmaya.. Gozgoze geliyorum o anda kahkahalar atan bir cocukla.. Hasir sapkali agzi acik etrafa bakiyor o da benim gibi. Ustelik cok mutlu lastigin uzerinde, suyla oynuyor.. Digeri de.. annesi ve ablasiyla birlikte bir kayikta oglen yemeklerini yiyorlar.. Habersizler dunyadan. Dunya onlar icin burasi.

Oyle kalsa daha iyi mi acaba?

Her zaman herkesin gezmesi, gormesi, yasamasi taraftariyim. Ama bu insanlar icin ayni seyi dileyebilirmiyim bilmiyorum. Baska hayatlari biliyor yada goruyor olsalar, isyan etmezler mi temizi koklayamadiklarina, beyazi bilmediklerine, aksam goremediklerine, karada yuruyemediklerine, cukulata gofret yiyemediklerine… Birakin sinemayi, tiyatroyu, sanati, kitabi, o kadar temel seylerden mahrumlar ki bu insanlar, o cocuklarin mutluluklari beni su an yazarken bile gozyaslarina boguyor. Kahkahalarinin daimligini diliyorum.

Oralardan cikip doneceklerine hic cikmasinlar, bilmesinler daha iyi degil mi?

Okuldaki ogretmen gonulluluk yapiyormus burda. Ondan ogrendik. 9-14 yas arasi yaklasik 250 cocuk okuyor her sene bu okulda. 08.00’den 11.00’e Cambodien, 13.00’den 17.00’ye Vietnamese ogreniyorlar. Kuru sezonda sadece 3m derinligi olan Tonle Sap nehrinin evleri su uzerinde yuzdugunden, mansoon sezonunda sularin yukselmesiyle ilgili bir sorun yasanmiyor. nehirde dalga yapmak yasak.

Yilanlarla ve timsahlarla icice yasayan bu insanlar, bu isten para kazanmaya da calisiyorlar. Ailelelerin kullandigi motorlu kayiklarda, dalga gecer gibi, cocuklar yilanlarla oynayarak turist teknelerine yanasip para istiyorlar.

Kilise de var. Hayat duzenlerini kurmusa benziyorlar.

Longtail’imizde giderken, birden bir cocuk cikmasin mi tekneye! kola ister misiniz diye soruyor. Sok gecirdik. Megersem arkadan, motoru olan kucucuk bir sandalla yanasmislar.

Gordugumuz tum bu rollerin bedeli ‘one dolar’ cunku onlar icin ‘para’, ‘one dolar’ demek zaten.

—————————————————————————

Oglen yemegini Baray golu kenarinda, yerde ve elle yedik! Hem de sokaktan aldigimiz koca bir tavugu ellerimizle parcalayarak! Enteresan bir deneyim oldugunu itiraf etmem gerek! Cok pis ama garip bir sekilde de guzeldi. Tadi mi, degisikligi mi, yoreselligi mi.. ilkelligi belki de.. Bana ‘zamanda yolculuk yapsan ilk nereye gidersin’ desen, ilk caglara giderim cunku.

Ardindan countryside’i gezdirdi bize tuktukumuz. Henuz aksam olmadigi icin etraf sakin, ama normalde burasi yiginla insan doluyormus. Yollar asfalt yerine terecotta renkli topraktan olustugu icin, palmiye agaclarinin rengi de paralelinde degismis durumda. Genelde yine herkes ayni seyi satiyor.

Aksam yemegi icin Siem Reap’in meshur PUB STREET’ine gittik.

Bir esnaf lokantasinda, cok lezzetli yemegimizi nerdeyse bedavaya yedik.

Bu arada, yemege cikmadan once, yarin ki Ankgor Wat turumuzu ayarlamak icin tuktukumuzla konustuk ve bize anormal paralar cekince, yemekte ‘baska bir tuktuktan da fiyat alalim’ diye dusunduk. Iste hersey boyle basladi. Bize soylenilen fiyatin yarisina gidebilecegimizi ogrenince bizimkini iptal etmek istedik. Bize fiyat veren tuktuka kizan tuktukcumuz.. Onun yuzunden yenisinin bizimle calismak istememesi.. bizim de zaten artik onlarla..  seklindeki kaotikligin sebebi neydi acaba..

‘Kambocya’ya gelmeden, onyargimizdan dolayi Bangkok’dan baya bir stok almistik. Megersem buranin pek asagi kalir bir yani yokmus. Marketlerde Milano’dan tutun, Turkiye’de bile bulamiyacaginiz import urunler bile var. ‘Angkor’ tum tabelalarda var, ya onunla basliyor ya da bitiyor.

Muhtesem otesi gecirdigim bu degerli gun icin Sonsuz tesekkur ederim. Bugunu hic unutmayacagima eminim.

****************************************************************************************************************************

13.03 / ANGKOR WAT + ANGKOR TOM

Evet yine bir kazik daha yedik. Bu seferki de sertti. Muhtemelen muhtesem gecebilecek bir Angkor Wat tur deneyimindense, feyk bir tur rehberinin oltasina dustuk. Her ne kadar yariya inmis gozleriyle goruntusunden kendini ele vermis olsa da, basta inanmak istemedik ama her tapinakta hikayeler tekrarlandikca icimiz kiyildi. ‘Aksam otobusuyle gidelim burdan’ dedik. Rehberimize oteli arattirip bugun ayrilacagimizi ve aksam ki otobuse binecegimizi, bu yuzden yerimizi ayarlamalarini soylemesini rica ettik. Ve yolumuza devam ettik.

Neyse ki Gunes dogusunun buyusu bu tapinaklarin arkasindan muhtesem gozukuyordu

angkor wat

bu durumda internetten topladigim bilgilere kaldim:

ANGKOR WAT:

Bayraklarinin sembolu. ‘Angkor’ sanskritceden gelme ‘sehir’ anlamina, ‘wat’ ise khmer dilinde ‘tapinak’ anlamina geliyor.

12yy.’in basinda Hindu tanrisi Vishnu’ya hitaben yaptirmis o zamanki kral bu kutsal tapinaklari. Kmer’larin bas dusmani Kagan’lar, bi ara savas sonrasi basa gecmis olsa da, Kmer’lar tarafindan tekrar geri alinmis. O zaman gelen kral da bir kac km kuzeyine Angkor Thom’u yaptirmis ve burayi budhizm tapinaklarina cevirmis.

Etrafi suyla cevrili olan, toplam 400m2’lik bu buyuleyici alanda, minimum 100 tapinak var. Kumtasi ve kizil kilden yapilmis devasa heykellerin arasinda yururken, zamanda yolculuk yapiyor gibi oluyorsun.

Aralarindan en buyugu olan Angkor Wat, icinde 300’den fazla apsara heykelini barindiriyor .

BAYON diye adlandirilan bu asagidaki tapinaklarda ise 54 ile itafen 54 kule ve her yuzunde 1 adet olmak uzere toplam 216 dev yuz’leri var. Bu kadar buyuk yapitlari ancak bu kadar buyuk insanlar yapmis olabilir diye dusunuyor kucuk beynim ama tabi degil. Yuzbinlerce kole calismis buralarda.

TO PROHM ise dogayla bu tapinaklarin icice girdigi mucizevi yer. Sanki zamaninda burayi kimse korumadigindan, doga ele gecirmis, ‘madem kimse korumuyor, ben korurum’ der gibi.

Rehberimizin tek ise yaradigi sey, bize eglence parki dekorunu andiran resimler cektirtmesi oldu.

Her yerde posterlerini gorebileceginiz ustuste duran taslar megersem dilek tutmak icinmis.

Kizil Kmerler zamani, etrafa yerlestirilen mayinlara kollarini, bacaklarini kaptirmis bu sehitlerin tapinaga girerken sarki soyleyip, enstruman calmalari gercek Kambocya’nin tarihini yansitiyordu bir yandan.

Bir dugun yuruyusu gorme firsatimiz oldu. Onden kadinlar, arkadan erkekler!…

Ve iceride gordugumuz 2 havuzun buyugu kralice icin, kucugu ise kral icin yapilmisti. Hayret (!)

Oglen, turu sonlandirdiktan sonra bir yemek yiyip otele donduk. Hesabi kapamak uzere parayi odemeye gittigimizde, bizden, onceden haber vermemize ragmen, hem kalmadigimiz bu gunun parasini, hem de 2.gun klimasiz kaldigimiz halde, klimali kalmis gibi odeme yapmamizi istediler. Kabul etmeyince polisi cagimakla tehdit ettiler. Cagirsinlar dedim korkusuzca olacaklardan habersiz. Polis gelince bizi iftirayla tehdit ettiler! Acikcasi korktuk, polis ingilizce bilmiyor gibiydi, bilse de onlara daha cok inanacagi kesindi. Feyk bir polis olsa bile, bi kac dolar icin degmez deyip ne istiyorlarsa verdik, Ustelik bir de gitmedigimiz turun rehber parasini kopardilar. Uzun zamandir bu kadar sinirlendigimi hatirlamiyorum. Canim lisanim turkceyle oyle fena kufrettim ki biraz iyi geldi. Hirsizlar! O yuzden tekrarliyorum = downtown guesthouse’la isiniz olmasin!

Ne oluyor yau geldigimizden beri anlayabilmis degilim. Bu kacinci kaziklanisimiz.. Neden acaba?!? Evrenin ritmi mi?.. Keske king konk’um olsa ve burada benimle olsa..

Yolumuz uzun. Shinoukville’e 10 saat.

Otobuse bindigimizde Jess’in buradan kurtulmus oldugumuzun sevinciyle bana sarilmasi icime su serpti. Ve rahatca butun geceyi uyuyarak gecirebildim.

****************************************************************************************************************************

TIPS SO FAR:

– Dolandiricilik olayina dikkat etmen gerektigini zaten kac kere soylemek durumda kaldim.

– Parani Kambocya Riel’ine cevirmene gerek bile yok, riel’den fazla dolar kullaniliyor. Atm’lerden bile dolar cikiyor.

– Burada yasam cok cok ucuz. Yemekler 3usd’yi gecmiyor.

– Her yerde wifi var. Wifi olsun diye ozellikle bir yer secmene gerek yok. Hatta sifreyi bilmeyen yerler olabiliyor. 1234567890 denersen, cogu zaman tutuyor.

– Pazarlik yapilabilir ama iciniz kiymayabilir.

– Tuktuk’lardan kacmanin bir yolu yok, bosuna ugrasma. Her yerdeler ve her biri usenmeden her seferinde de soruyor.

– Kambocya ‘one dolar store’ gibi. Hersey 1 dolar. Tuktukla nerden nereye gidersen git ‘one dolar’, takilar ‘one dolar’, ickiler ‘one dolar’, meyveler ‘one dolar’…

14-17.03.2010 CAMBODIA / SHINOUKVILLE

Bir sahil sehri Sihinoukville.

Kambocya sinirlari icinde olmasi sasirtici.. hippiliginden.. Turizmin buyuk etkisi tabi.. ohh ne yalan, iyi geldi..

BEACHES:

Tum sahiller tassiz kum, super! (Tayland kumu kadar oksamiyor ama idare eder)

Burada da meyve ve taki satanlar geziyor, aksam partylerini haber veren flyer’lar dagitiliyor. Bir de kim yiyor bilmiyorum ama asiri yagli kizartmalar ve donut’lar geziyor bu sicagin altinda.

Gecimlerini saglamak icin calisan kucucuk cocuklar, buranin gercegini en hatirlatan kahramanlar olarak sahnedeler.

————– SERENDIPITY —————

kaldigimiz yerin sahili. En in, dolayisiyla en kalabaligi. Bir o kadar restoran, butik, atm vs var haliyle. Dalgalar Kambocya karakterini almis, adeta sert carpiyorlar burda.

——————————————————

————— SOKHA BEACH / fivestorms –————–

Şıkça bir otel var girisinde ve sadece burada kalirsan, sahili kullanabiliyorsun.

————– INDEPENDENCE BEACH ——————

Eskiden tesislerle doluymus. Sonradan her yeri kapatip huzura, nadasa birakmislar. Dalgalar karaya capraz carptigi icin do’dan si’ye tum notalar duyuluyor. Esliginde cok guzel meditasyon yapiliyor.

———— HAWAI BEACH ————-

Simdilik cok sakin gozukse de acayip sanayilesmek uzere. Etrafta bir suru insaat var, gokdelenler dikiliyor. Bir kac seneye ne hale gelir dusunemiyorum.

—————– VICTORY BEACH —————-

Ruslar ele gecirmis burayi. Baya buyuk tesisler var. Hepsinin sahibi de Rus.

Giristeki ‘airport’ denilen old school mekanda kendimizce eglendik iste :p

 ————————- SNEAK HOUSE ——————–

Bir suru yilan, kus, kurbaga, timsah cesitleri gordugumuz bu hayvanat bahcesi kilikli yer aslinda bir restorant. Umarim gordugumuz hayvanlar yenmiyordur burda :p

—————————————————————————–

ACCOMMODATION:

Sabahin erken saatlerinde varmistik Sihinoukville. Bir tuktukcuyla 2 dolara Serendipity tarafina gecip otel bulana kadar bizi gezdirmesi konusunda anlastik. 10-15 yer gezmisizdir. Siem Reap ertesi az da olsa kendimizi simartmak adina bu sefer hallice daha iyi bir otele yerlestik. 7,5usd. SEA VIEW VILLA room no 304. Iste burayi cokcokcok oneriyorum.

Son gece kaldigimiz yer ise, bize takdire sayan. UTOPIA. Yol’un basindan beri bir dorm’da kalmak istiyordum. Jess’e de uydu, deneyelim dedik. 2 dolar! Tecrube ettigimize memnunum ama O.M.G.!!! 20 kisi ayni odada, pencere namina hic birsey yok ve ranzalar birbirine tamamiyle yapisik! Yerde kimbilir ne zamandan kalma donlar bu alani oldugundan nasil da darliyor, ciyaaak. Yine yukarda yatiyoum ben ve tepemdeki sonmeyen floresan isik. Ustelik sicak ve bir fan bile yok! Yatak ve yastigin uzerinde puturler olusmus!!! – degimeme surecini dusunmek bile istemiyorummmm. Elbette altimiza birsey sererek uyuduk ama sabaha dogru uyandigimda bacaklarimin altindan serdigim seyin gittigini ve yanimdaki cocugun yatak sinirlarima girdigini gormek!!, kabus olmali deyip uykuya donebilmek sahane oldu. Ta ki sabahin 6’sinda sarhoslarin odayi basip, yarim saat boyunca sanki etrafta cok ses var da birbirlerini duyamiyormuscasina, bagirarak konusmalarina, cigirmalarina kadar. Neyse ki deneyimin degeri, bunu yapabilmemin motivasyonu, butun gece gunduz yanimda bana ninni soyledi.

FOOD in Serendipity:

Buranin meshur yemegi FISH AMOK yummyyyy mmmuthis bir tad! Bambu yapraklarinin icinde hindistan cevizi sutu ve ginger ile birlikte pisiyor kilicbaligi ve haliyle muthis bir sos icinde yuzuyor yumusacik et. Siddetle tavsiye!

Nerdeyse cogu yerde ayni menu var. Bu yuzden eger butce yapiyorsan, sahilin yanindaki GST’yi oneririm. Hem porsiyonlari cok buyuk, hem de uygun. Ama 2-3 dolar daha verip muhtesem bir yemegi tercih edersen SEA VIEW VILLA rocks!

Bir de HAPPA adinda bir restoran denedik Utopia’nin karsisinda. Burasi da cok basarili ve fiyat araligi Sea View ile es deger.

TREASURE ISLAND  diye biraz uzakta bir sahilde mukemmel bir oglen yemegi yedik, parmaklarimiz zor kurtuldu agzimizdan diyebilirim. Deep fried shrimps tatli bolumunde satilacak lezette.

Yemeklerin Tayland’da da bazen oldugu gibi torbalarda satilip yenmesine hala super alisabilmis degilim ama uyum sagliyorum, yiyorum o ayri.

NIGHTLIFE in Serendipity:

Tabiki vasat. Beklentisiz gelmekte fayda var. Nap House ve Dolphin Shack meshurlardan, muzik pop.

TRANSPORTATION:

Eger Serendipity’de kalirsan, hersey ayaginizin altinda oldugundan, arac kullanmana gerek yok.

Tum adayi tuktuk kiralayip gezdigimiz gun ise 15usd odedik. Onun disinda zaten yine her istikamet ‘one dolar’.

**************************************************************************************************

JOURNEY TO SELF:

 Gonulluluk yapmak istiyorummm yardim etmek istiyorummmmmmmmm. Gonullu olmak icin para vermek de ne demekk??? Ayda 450 usd verirsen yatacak yerin de olurmusmus. Iyi de ben daha ucuza kalacak yer de bulurum. Ustelik bu kadar ihtiyaclari varken Sadece yardim etmek istiyor olmak yetmiyor! cok uzucu… Bir okul acacak kadar param olsa, gonullulerden para almazdim. Commune sistemi yasatir, yasardim. Kimisi cocuklara yardim eder, kimisi yemekleri, kimisi temizligi yapar, kimisi bulasiklari, kimisi camasirlari yikar, Ya da vardiyali.. Ama yardim etmek isteyenleri bu kadar para vermek durumunda birakmazdim, bu cok sacma!

Tabi cuvaldizi kendimize de batirmak gerek. Hindistan’da tanistigimiz Tal’in arkadaslari burada, Cin’e gitmek icin para biriktermek amaciyla, 2 ayligina BANANA BAR adli yerin isletmeciligini ustleniyorlar. Ve bu insanlar sadece 25 yasinda! Helal olsun!

18 – 20.03.2010 CAMBODIA / PHNOM PENH

Mekong Nehri kıyısında yer alan baskent, Kamboçya’nın Fransa tarafından sömürgeleştirilmesinden itibaren Kamboçya’nın başkenti konumunda olup, zamanla gelişerek, ülkenin ekonomik, kültürel, siyasi, diplomatik ve sınai merkezi haline gelmiş.

Tal’in dedigine gore, dolandiricilik konusunda Siem Reap’ten bile kotuymus. Baska biri de, dolar’in burada satin alamiyacagi bir seyin olmadigini soyledi. Atis alanlarinda olduremedigin sey yokmus guya. Bu korkunc efsanelerin golgesi, beynimin buyuk bir bolumunde, kendimi hazirlamaya calisirken… Yolumuz 5 saat. 10usd. (ama tabi kaziklanmis da olabiliriz, bilemiyecegim)

STREETS OF PHNOM PENH:

STREET FOODS OF PHNOM PENH:

Genel kambcya’nin streetfood’lari da boyle zaten.

TRANSPORTATION: TUKTUK

isminin komikligine aldanma, adim basi hedefleri oluyorsun, aralarindan yurumek de hic kolay degil.

.

CHILDREN!!

7 yasindan itibaren aksam karanliginda bile calisan bu cocuklar, sabah 09.00’dan oglen 12.00’ye kadar suren okullarina ayda 5 dolar, ogledensonra 1 saat ingilizce dersi icin ise aylik 10 dolar oduyorlar. Kendi paralarini kendileri kazaniyor ve kazanamadigi ay okula gidemiyorlar!!! Bazi cocuklar yediklerimizi ictiklerimizi soruyorlar. Ic parcalayici cok zoooooooooooooooooor Ustelik bu cocuklar dilenmiyor bile! Para kazanmaya calisiyorlar!

FIRST NIGHT IN PHNOM PENH

Yemek sonrasi nehir kenarinda biraz yuruyelim dedik. Bir suru bayrak ama Turkiye yok. Bir kac sokak yemek saticilarinin yanisira topluluklar olusmus, rutin bir dans yapiyorlar. Kolay bir dans olsa da egleniyora benziyorlar.

Az daha ilerleyince bir topluluk daha gorduk. Bu sefer bir tapinak etrafindalar. Muthis dekorlu cicekler ve tutsuler satiliyor etrafinda. Iceri girip dua ediyor insanlar- cok istedim ben de. Ve yasli bir kadindan 1 dolara cicek ve tutsu alip girdim iceri. Nasil, ne sekil yapicagimi bilmedigimden cok tatli bir cocuk da bana kilavizluk etti. Kocaman bir Vishnu heykeli vardi icerde ama ciceklerden gozukmuyordu nerdeyse. Digerlerinden kopya cekerek comeldim ve ellerimi basimin ustunde birlestirip dua etmeye basladim. O kadar guzel bir an’di ki, kendim icin istemedim. Ben zaten hayalimi yasiyorum. Bu cocuklar icin dua ettim, ailem icin, arkadaslarim icin ettim. Kafami kaldirdigimda bana bakanlar sicak bir gulumsemeyle karsilik verdiler – kendimi cok iyi hissettim. Disari ciktigimda cicek ve tutsu aldigim yas almis kadin, gozlerimin icine bakiyor, sariliyor, dokunuyor ve surekli tesekkur ediyordu. Yanimiza bir de elinde kafes tasiyan bir cocuk geldi. Dilek dileyip bu kuslari havaya atabilecegimizi soyledi. Jess aldi ucurdu. Umarim gercek olur O’nun da dilekleri. Kilavuzluk eden cocuk da sapkasini cikarip benden para istedi. Ona da 1 dolar verince, delikanli kendini tutamayip yanimizdan azicik uzaklasabilmisti ki deli gibi ziplamaya ve kahkaha cigliklari atmaya basladi. Aman Tanrim ya… soyleyecek soz bulamiyorum!!! Aklimdan gitmiyor bu sahneler!

Peki bu fakirlige ragmen Yol’un basindan beri gordugum en şık arabalar, Range Rover’lar, Discovery’ler, Porche’lar… shaka mi?

venividivici

(19.03.2010)

KILLING FIELDS

Bugun YAS gunumuz.  Bugun mutlu olmak istemiyorum. Bugun Onlar’in acilarini paylasiyorum.

Bildigin gibi.. Kambocya – ya da tarihteki adiyla Kmerler malesef cok parlak bir gecmise sahip degil.  Angkor Kralligi zamaninda altin caglarini yasayan bu insanlar, sonra Vietnam ve Tayland’dan nasibini almis. En cok da ic savas ve karisikliklardan cekmisler, ki bunun en acisi cok yakin bir tarihte – 17 Nisan 1975’de baslayan katliam 1979’a kadar surdu. Vietnam savasindan zayif dusen memleketin basina Pol Pot denen insanligin yuz karasi gjjgkfjkjbnlzxj herif gecmesiyle de asıl katliam basladi. Halkina ‘Amerika’nin gelip sehirleri bombalayacagini, bu yuzden biran once sehirleri bosaltip, herseyi birakip tarlalara gidip calismalari gerektigini’ soylemis. Guya amaci Angkor kralligi zamanindaki guclerine geri donmekmis. Aydinlar. ogretmenler, doktarlar, muhendisler, monklar, devlet adamlari hic bir ise yaramiyacagindan ve daha otesi isyan etme riskine sahip olabileceklerinden, ilk once onlari öldürtmüs. Geri kalan herkesin ozgurlugunu elinden almis ve halkindan olmayacak ‘hektor basina 3 ton kadar’ pirinc talep ederek ve basaramadiklarinda ise ac kalmalarini saglayarak olmelerine sebep olmus.

DINSEL RITEULLER YASAK.

DINSEL SEMBOLLER YASAK.

KASIFLIK YASAK.

IYILESTIRME YASAK.

BUYUKLERE SAYGI YASAK.

SOSYAL STATU YASAK. TITR YASAK.

EGITIM YASAK. EGZERSIZ YASAK.

OKUL YASAK. OGRENMEK YASAK.

KITAP YASAK. KUTUPHANE YASAK.

FEN YASAK. TEKNOLOJI YASAK.

KALEM YASAK. KAGIT YASAK.

PARA YASAK. TAKAS YASAK.

ALMAK YASAK. SATMAK YASAK.

YALVARMAK YASAK. VERMEK YASAK.

CANTA YASAK. CUZDAN YASAK.

INSAN HAKKI YASAK. OZGURLUK YASAK.

MAHKKEME YASAK. YARGILAMAK YASAK.

KURALLAR YASAK. AVUKATLAR YASAK.

ILETISIM YASAK.

TOPLU TASIMA ARACI YASAK.

OZEL TASIMA ARACI YASAK.

SEYAHAT ETMEK YASAK. POSTALAMAK YASAK.

CAGIRMAK YASAK. ZIYARET ETMEK YASAK.

FAKS YASAK. TELEFON YASAK.

ARKADASLIK YASAK.

SOHBET ETMEK YASAK.

SHAKA YASAK. GULMEK YASAK.

MUZIK YASAK. DANS ETMEK YASAK.

ROMANTIZM YASAK. FLIRTLESMEK YASAK.

ZINA YASAK. CIKMAK YASAK.

ISLAK RUYA YASAK.

MASTURBASYON YAPMAK YASAK.

CIPLAK PIJAMA GIYMEK YASAK. BIKINI YASAK.

CIPLAK DUS ALMAK YASAK.

ASK SARKILARI YASAK. ASK MEKTUPLARI YASAK.

BIRINE BIRSEY HISSETMEK YASAK.

EVLENMEK YASAK. BOSANMAK YASAK.

KARMASA YASAK. KAVGA ETMEK YASAK.

SAYGISIZLIK YASAK. KUFRETMEK YASAK.

AYAKKABI YASAK. SANDALET YASAK.

DIS FIRCASI YASAK. JILET YASAK.

TARAK YASAK. AYNA YASAK.

LOSYON YASAK. MAKYAJ YASAK.

UZUN SAC YASAK. ORGU YASAK.

MUCEVHER YASAK.

SABUN YASAK. DETERJAN YASAK. SAMPUAN YASAK.

ORGU YASAK.

SIYAH DISINDA RENK KIYAFET YASAK.

STIL YAPMAK YASAK.

SARAP YASAK. NO PALM SAP HOOCH.

CAKMAK YASAK. SIGARA YASAK.

SABAH KAHVESI YASAK. OGLEDEN SONRASI CAYI YASAK.

ATISTIRMAK YASAK. TATLI YASAK.

KAHVALTI YASAK. BAZEN AKSAM YEMEGI YASAK.

ACIMAK YASAK. AFFETMEK YASAK.

PISMANLIK YASAK. VICDAN AZABI YASAK.

IKINCI SANS YASAK. MAZERET YASAK.

SIKAYET ETMEK YASAK. YAS TUTMAK YASAK.

YARDIM YASAK. FAVOR YAPMAK YASAK.

GOZLUK YASAK. DIS TEDAVISI YASAK.

ASI YASAK. ILAC YASAK.

HASTANE YASAK. DOKTOR YASAK.

OZURLULUK YASAK. HASTALIK YASAK.

TUBERKULOZ YASAK. CUZZAM YASAK.

UCURTMA YASAK. MISKET YASAK. IP ATLAMAK YASAK.

KURABIYE YASAK. BUZLU SEKER YASAK. SEKERLEME YASAK.

OYUN OYNAMAK YASAK. OYUNCAK YASAK.

NINNI YASAK.

DINLENMEK YASAK. TATIL YASAK.

HAFTASONU YASAK.

OYUN YASAK. SPOR YASAK.

GECE KALMAK YASAK.

GAZETE YASAK.

RADYO YASAK. TELEVIZYON YASAK.

CIZMEK YASAK. BOYAMAK YASAK.

EVCIL HAYVAN BESLEMEK YASAK.

RESIM YASAK.

ELEKTRIK YASAK. GAZ LAMBASI YASAK.

SAAT YASAK.

UMUT YASAK.

YASAMAK YASAK.

Bu uzun listeden sadece bir tanesini secsen bile, ne kadar zor gelebilecegini dusunebiliyor musun???? Ya hepsi birden??????!!!!!!

Aileleri birbirinden ayirmis ki insanlar kendilerini daha cok ise versinler!! Her gun yuzlerce acliktan olen insanlar, zaman zaman arkadaslarini yemek durumunda kalmislar!!!. Anneler bebeklerinin olduklerini kabul edemedikleri icin onlari kucaklarinda tasimaya devam ediyormus, taki anlayip delirene kadar! Kendi mezarlarini kazmak zorunda kalan bu insanlarin herseyi ellerinden alinmis!! Kendilerine Kizil Kmerler diyen insan kiligindaki seytanlarin bir kismi kendi ailelerini oldurmek istemediginden, bir ara icsavas da cikmis. Ceteleleri  2-3 milyon kadar Kambocyali, 9 adet de yabanci.

Bunlar muhtemelen zaten bildiklerindi – peki ya gorduklerimiz:

Toplu mezarliklar diye adlandirilan bu cukurlardan 129 adet var. 10’dan 450’ye kadar sayida degisiklik gosteren olu bebek, cocuk, anne, baba vucutlarina yataklik yapmislar. Bazı cocukların ve kadinlarin uzeri ciplakmis.
Kambocya’nin her bir alanina dagilan bu killing field’lerin bir tanesindeydik sadece. En buyugu sinirdaymis. Toplam 380 adet killing field ve 19.403 toplu mezar var!!!!!

Eskiden burasi 20.000 koylunun yasadigi, lichi yetistirdigi mukemmel bir alanmis. Isin kotusu hala oyle gozukuyor, yemyesil bir bahceyle cevrili. Ortada ise 17 katli bir anit var. En alt katta bu toplu mezarlardan cikan kiyafetler, bir uzerinden 9.kata kadar, sadece 15 ve 16 yasindaki cocuklarin kafataslari, uzerindeki katlarda daha duz olan kol, bacak kemikleri ve en ust katta da cene kemekleri yer aliyor!

Kursunla oldurmek pahali oldugundan cocuklari agaca vurarak ya da cekic veya bambuyla agaca cakarak olduruyorlarmis. Bebekleri ise havaya atip ellerinde tuttuklari kilica isabet ettirerek bunu bir oyun haline getiriyorlarmis. BU NASIL BİR CANİLİK, NASIL BİR ZAİMLİK, BU NASIL BİR HASTALIK BOYLE?! Yurudugumuz yollarda kucuk kemikler gozukuyor, rehberimiz herseyi toparlayamadiklarini soyluyor!! Imdaaaaaat!

1979’da Kambocya, Vietnam’la yaptigi savasi neyseki kaybedince ulke kurtulmus. Cok acayip bir ironi.

Bence yine de en kotusu, bu katliami yapan insanlarin yargilanmamasi!!! Bu nasil bi adalet anlayamiyorummmmm. Kabullenemiyorummm. grrrrrrrrrrrrrrr!!

———————

Tur rehberimiz 6 yildir burada calismasina ragmen ilk defa Turklerle tanisiyormus. Malesef sasirtici bir durum degil cunku tanistigimiz herkes bize ayni seyi soyluyor :(

Buraya tuktukla geldik. Tum gun tur aldigimizdan makul bir bedel oldu (20 dolar) ama buraya gelebilmek icin 15 dolar verirken, giris ucretinin sadece 2 dolar olmasi beni ucuz oldugu icin mutsuz etti. Madem bu kadar yardima ihtiyaclari var, bari 5 dolar yapsinlar diye onerecektim cikista ama hal mi kaldi ya bittim tur sonrasi

——————–

S21 – TUOL SLANG PRISON

S21-6


their clothes

offff ben bugunu yasarken bu kadar zorlanirken, onlar bu tarihi yasarken ne oldular hayal bile edemiyorum..

Burasi eskiden bir okulmus – 17 Nisan 1975’de dkfslnfJNFKJENV Pol Pot, burayi iskencelerin yapildigi bir hapishaneye cevirmis.

Her bir binanin, her bir katinda baska bir hikaye var. Ilgilenenler eminim internetten bulur ya da bana sorabilir. Ama ben anlatmak icin bunlardan yalniz birini sececegim:

Agustos 1978’de Kambocya’yi ‘Isvec-Kambocya Arkadaslik Orgutu’ (diye attim cevirirken ama asil adi: Sweden-Kampuchea Friendship Assosiation’) adi altinda ziyaret eden bir Isvecli’nin hikayesi. Oldurulmelerden haberdar oldugu icin, denetlemeye gelmis. Ancak Kmerlerle gorusecegine, Kizil Kmerlerin esliginde dolasmis her yeri. Elbette S-21 gibi gizli tutulan yerleri gormemis bile. Bu ziyaretin bir propaganda oldugunu seneler sonra anlamis. Dahasi Kizil Kmerlerin uyguladigi sozde Maoizm’in arkasindaymis. Cok pisman ve ozur diliyor. Bu sergi icin, o zamanlar cektigi fotograflari yorumlamis. Tarihi degistiremiyeceginin elbette ki farkinda ama bu sergiyi acmasinin sebeplerinin sunlar oldugunu soyluyor: o zamanlari yansitmak icin cektigi fotograflari sergilemek + carpik bir ideolijinin insanlara neler yapabilecegini gosterebilmek.

Sergiden bir kac fotograf:

 Bu nasil bir beyin ki 3 milyon insanin olumunu kendine hak goruyor? Bu nasil bir dunya, nasil bir halk ki hala yargilanmamalarina izin veriliyor (hala devletin basinda bu insanlarin oldugu soyleniyor) Ne bicim bir yer burasi? Lokal genc insanlar gecmislerini bilmiyorlar bile!!!!!. Okullarinda bu konu islenmiyor bile!

Ziyaretciler isterlerse giriste duran deftere not yazabiliyorlar. Bir kadinin notu carpti gozume – ‘bu diktatorlerin guzelim ulkeyi yonetmesine nasil izin verdiniz?’ yazmis kisaca.. O zamanlar boyle bir gucleri olmayabilir halkin, anlayabiliyorum. Ama simdi?!?!

Kambocya’nin bu kadar yozlasmis olmasinin etkisiyle, dolandiriciligin bu kadar yaygin olmasi da belki normaldir… Tanistigimiz herkesin bir kaziklanma hikayesi var. Gercekten cok guzel bir ulke ve kimi insanlar cogu komsularindan cok daha sicak. Turistlere ihtiyaclari var ama heralde gunu kurtarma telasiyla gelenleri kaziklamanin uzun vadede kotu oldugunu dusunemeyecek haldeler. Baslarinda zaten carpik insanlar varken, belki de fazlasini onlardan beklemek de yanlis.

Bu da hapishanenin yakisir bir sekilde tavanlarinda yasayan yarasalarinin resmi:

bats

—————————————————————–

RUSSIAN MARKET:

——————————————————————————–

20.02.2010

NATIONAL MUSEUM

Aslinda cok hoslasmadigim tarihi canak comlek sergileyen muze tiplerinden biri olan National Museum, burada hosuma gitti. Ganesha’nin neden fil kafasi oldugunu da ogrendim: Ganesha, Vishnu ile Parvati’nin cocuguymus. Buyuyunce evden ayrilip kendi hayatini kurmaya gitmis. Seneler sonra babasi Vishnu ile karsilasmis fakat ikisi de birbirini tanimamis ve kavga etmeye baslamislar. Vishnu yenmis ve oglunun kafasini kesmis. Bunu sonra goren anne Parvati durumun farkina varmis ve Vishnu’ya soylemis. Vishnu deliye donmus ve hemen oglunu kucagina alip yollarda deli gibi bir healer aramaya koyulmus. Kimseyi bulamamis, sadece kapinin onunde duran bir fil varmis. Bu yuzden filin kafasini kesip oglunun kafa yerine yerlestirmis. Iste efsaneye gore bu yuzden Ganesha’nin kafasi fil kafasi

Resim cekmek yasakti, bu yuzden malesef goruntuler eslik edemiyecek ama kisaca ogrendiklerimiz soyle:

–          Heykellerin cok uzun kulaklari var – uzun yasami simgeliyormus.

–          Tur rehberimiz moda gecislerini de, mimari gecisleri de kocaman heykeller uzerinden anlatti. Misir etkisiyle baslayan kulturleri, zamanla Kambocya stiline donmus. Biyik gelmis, hafif bir gobek gelmis ki bu da bollugu simgeliyormus. Sari ile baglama sekilleri gelismis seneler boyunca. Balik kuyrugu, fan kuyrugu gibi isimler takmislar bu baglama sekillerine. (Ilk gun gittigimiz dans gosterisinde kadinlarin balik kuyrugu takmasinin sebebi de budur herhalde). 11.yy’da bayanlarin ustu ciplak ve dusuk bel o zaman da modaymis :p

–          7’den 8.yy’a ‘Pre-Angkor Period’, 8’den 14.yy’a ‘Angkor Period’ ve simdiye kadar da ‘Post Angkor Period’ diye ayirmislar tarihlerini.

Muzede guvenlik kamerasi yok. Bu yuzden bazi heykellerin kafasi da yok, calinmis haliyle ama kamera hala yok!.

———————————————————–

ROYAL PALACE

Icinde bir suru sarayi barindiran bu alanda, simdiki kral da yasiyor. Evde degildi cunku bayrak yukarda degildi, bu yuzden ziyaterine gidemedik :p Kendisi devletin parasini kullaniyormus gecimi icin.

king's palace

Saraylarin icinde disariya bakan bir ayna var, kotu enerjiyi kovmak icinmis.

Rehber icerde anlatamadi ama disarda gizli bir yer buldugunda bize, Burada da krallarin bir suru karisi olabildigini ve ama yerine gececek oglunun, son karisindan olmasi gerektigini soyledi. Esrarengiz bir sekilde tum kardeslerin olmus/oldurulmus oldugunu ve Bu yuzden simdiki kralin tartismasiz kral oldugunu anlatti!!!!!!!!!!!!!!!!!!!.

Dugunlerden bahsetti. Sabahlari, gelenege uygun yapilan bu dugunlerin bir de bati tarafina parallel aksam partyleri oluyormus. (Dun sabah gordugumuz gelenege uygun olandi demek ki.)

Erkek de bayan da etek giyiyormus!! ve her gun icin farkli bir renk varmis. Ama artik sadece devlet dairelerinde geleneksel kiyafetler kullaniliyormus.

Her yerde gordugumuz 3 farkli bayragin anlamlarini da ogrendik: 1-Kambocya bayragi 2-Budhizm bayragi 3-Kralligi ifade eden ve uzerinde burdaki ofis sarayinin resmi olan bayrak

——————————–

SILVER PAGODA / TEMPLE OF EMERALD BUDDHA

 5389 adet gumus tabakayi icinde barindirdigindan, yabancilar buraya ‘Silver Pagoda’ adini koymus. Ama Kambocyalilar’a gore burası ‘tempe of emerald Buddha’.  Emerald denilen yesil tastan yapilmis Buddha heykelinden aliyor ismini. Ama bu yesil tasli buddha heykeli gercek mi degil mi, orasi kesin degil! 1 sene icinde 40 kisi tarafindan restore edilmis.

Dun Angkor Wat’da da gordugumuz, 3/5/7/9 basli, yilana benzeyen yaratigin adi ‘Ananda’ – Tanrilarini korurmus. 3 basli olan, Hindu’larin 3 Tanri’sini, 5 basli olan – Nepal’de ogrendigimiz Buddha’nin 5 yonunu, 7 basli olan gezegenleri, 9 basli olan ise yonleri simgeliyormus. Cift sayilari sevmiyorlar. Olumu sembolize ediyormus bizdeki gibi.

Genelde krallarin kullerini icinde tasiyan bu stupalar bazen tek kisilikmis, bazen ise tum aileyi icinde barindiriyormus.

v’stateofsoul

Gozlerimiz kapali, hem de katman katman, ust uste. Bu layer’lari rahatsiz oldukca kapatiyor, actigimiz kadarini goruyoruz. Rahatsiz oldugumuz derecede harekete geciyoruz. Kapattiklarimiz ise comfort zone’umuzda tutsak kalmaya devam ediyor. Herkesin resmi kendine. His olarak da bu boyle. Yalan mi – hepimiz gozumuzu kapamiyor muyuz –dunyadaki acliga, doganin aglamasina, en derinimize, evrensel dile, sokaktaki dilenciye, haksizliklara, savasa, politikaya… – ne yapmam gerektigini bildigimden konusmuyorum. Burada gozler kapanamiyor. Kapattigimi bile unuttugum layer’lar acildikta, nerdeyse yemek yiyemiyecek hale geliyorum. Cocuktan aldigim kitabi okumaya basladigimda her sayfasinda gozyaslarina boguldum. Belki de iyiligim icindi o kitabi kaybedip devam edememem emin degilim. Tek bildigim birseyler yapmak istedigim.

Zaman gectikce bunlari unutmak istemiyorum.

Sevgili zaman ve Vanessa, lutfen gozlerimi tekrar kapama!

A FAREWELL TO CAMBODIA

Icice girmis kulturler…
Yokluktan varolmaya calisanlar…
Varliktan yok olmak durumunda kalanlar…
Yozlasmislik ve dolandiricilik…
Dayanisma, dayattirma…
Yasanilanlar…
ama yasanmamis gibi unutulanlar…
Devlet, millet ve halk…
Gecmis ve gecmemislik…
Acgozluluk ve fakat goz kapama…
Bakmamak veya gormemek veya gormezden gelmek…
An, ani, anmak yada anmamak…
kontrolsuz guc, gucu kontrol etme…
Iyiligin aslinda kotuluk,
Kotulugun de aslinda iyilik olabilecegi…
Hoscakal beni altust eden Kambocya, umarim kendine iyi bakarsin…
Umarim bir gun gelir ben de senin elinden tutacak gucu bulabilirim kendimde…

19-25.03.2010 / VISA CRISIS / DEJAVU

Oldum olasi zaten kilim bu vize olaylarina. ‘Dunya hepimizin degil mi kardesim, kim bana ne hakla karisiyor bir dunya topragini gormek icin’ diye dusunurdum hep, rasyonellikten uzak.
Bugun o cocuk dusuncem tavan yapti. Sucum ne? dunyayi tanimak, gormek istemek mi? turk pasaportu mu? ya ne?

Yol’a cikmadan once, tum vizelerimi halletmeye calistigim gibi, Vietnam icin de ugrasmistim. Ancak vize tarihini basvurdugun gun baslattiklarindan ve sadece 2 hafta sure tanidiklarindan, bize uymamisti. Mecburen Yol’da denemeye karar vermistik.
(19.03.10 Friday from Phnom Penh) Vietnam vizesine ilk once Phnom Penh’den basvurmayi denedik. Konsolosluktaki kadin Turk pasaportumuz oldugundan zorlanacagimizi soyledi. Tur almamizi onerdi ama yarim gunluk tur bile ucmus fiyatlarda oldugu icin kabul etmedik. Yine de sansimizi deneyelim istedik ve basvurduk. Ogledensonra vizemizi alma umuduyla gittigimizde, alamadigimizi gorduk. Moral bozmadik, yolumuza devam ettik –
(22.03.10 Monday from Shinoukville) Vietnam vizesinin Shinoukville’den cok rahat alindigini duymustuk (Daha once Shinoukville’deyken Vietnam vizesi ile ilgili bilgi almistik ancak basvurmamistik cunku Laos’un vizeyi ileri bir tarihe verip veremiyeceginden emin degildik. Eger Turkiye’deki gibi vizeyi verdikleri gunden baslatiyorlarsa, gunlerimiz yanacak, yetisemiyecektik. Ordaki kimse de bunu bilmiyordu. Phnom Penh’deyken onu da ogrendik – yani Laos vizesini ileri bir tarihe alabiliyormusuz. Bu yuzden Vietnam’i denemeye devam ettik. Ustelik Phnom Penh konsoloslugundaki kadin ‘ben bilmem isterseniz deneyin’ demisti. Yani bugun oldugu gibi olumsuz konusmamisti. Umudumuz yerindeydi). Hem haftasonu da gelmisti, Phnom Penh’de yapacaklarimizi bitirdigimizden de, bir sahil sehri olan Shinoukville’e geri donelim dedik. Donduk ve hemen ertesi gun basvurduk. Ogledensonra vizemizi alma umuduyla acentaya gittik ama yine alamadan donduk.
(23.03.10 Tuesday from Phnom Penh) ‘O zaman Laos’tan almaya calisiriz Vietnam vizesini’ dedik ve yilmadan yolumuza devam ettik. Tekrar Phnom Phen’e donup (bu arada bu gel-gitlerin her biri 5 saat igrenc bir otobus yolu grrrr) Laos vizesine basvurduk. Yine Turk pasaportumuzu goren vizeciler, bize bir kagit cikardilar. Bu kagitta Afganistan, Turkiye gibi sadece bir kac ulke ismi yaziyordu ve ‘ministry of foreign affairs’den yazili izin almamiz gerektigi soyleniyordu. ‘O kim, ne alaka ve neden ondan izin almamiz gerekiyor’ gibi sorulari elbette adama soramadim ama baya bir cirpindim ‘Pasaportumuzda nerdeyse her ulkeden ve cogundan 10 senelik vizelerimiz var. Turkiye’de isimiz, gucumuz, paramiz var. Sadece 2 hafta ziyaret edip gidecegiz, biz iyi vatandaslariz, niye degerlendirmiyorsunuz dirdirdirdirdir…’ ama adam pasaportu eline almadi bile, birakin icine bakmayi. Sanki eli yanacak, eline yapisacak tobe tobe ya.. Bu insanlar icin sadece lacivert kapli bir defter olmamiz ne kadar aci. Ben o degilim. Ben Vanessa’yim ve ulkene kotu birsey yapmayacagim. Tam tersine gezip gorup, guzel anlar yasayip, turizmine katki sagliyacagim. Ustelik ulkeni ulkeme anlatip, sana daha fazla turist de saglayacagim. Neden beni sadece bi lacivert kap olacak goruyorsun. Ben o diilimmm.
(25.03.10 Thursday from Bangkok) Bu durumda son care – Bangkok’dan deneyecektik. Sapur supur cignedigi cikleti balon yapip  patlatarak, nerdeyse bikinileriyle gelen Kanada’lilar ‘hey guys we want to have a visa for your country’ deyip aninda vize alabiliyorken, bizim neyimiz eksik grrr? Aglamakla kalmicam cildiricammm. Uzun zamandir hayalini kurdugum bu topraklara neden ayak basamiyoruz bi turlu? Butun bu zaman zarfini (Shinoukville – Phnom Penh – Shinoukville – Phnom Penh) ‘acaba birseyleri eksik mi yaptik, her iste bir hayir varsa neyi goremiyoruz’ diye kafa patlatarak nerdeyse birbirimizle hic konusmayip etrafta bir isaretler arayarak gecirdik. Ama bulamadik. Heralde bir yerde cikacak hayri, beklemedeyiz :)
Ertesi gun Bangkok’a gittik otobusle. 14 saat. Bu da bahsetmek istemedigim ayri bir iskenceydi. Neyseki Kambocya siniri kadar zor degildi Tayland’a gecis. Sabah erkenden uyanip kahvalti bile etmeden ilk once Vietnam konsolosluguna gittik. Yine ayni ‘ministry of affairs’ kagidi, yine ayni uslup! Peki dedik, gittik Laos konsolosluguna. Ve yine ayni kagit, yine ayni uslup!!! kcutkhgcmbklijhrzxjrdj!!! Bir hisimla Turk konsoloslugunu aradim ve ordaki kadina durumu aktardim. Turist oldugumuz icin alamadigimizi soyledi. Yahu ne alakasi var, o bikinili cikletli kanadalilar nasil aldi o zaman. Tabiki de hic birsey bilmiyordu, hatta benden bilgi almaya calisinca kontorlerimle birlikte kontagim da atmak uzereydi ki telefonu kapadim.
Kabullenmenin ne kadar onemli ve gerekli oldugunun bilincindeyim. Ama zorlandigimi itiraf etmem gerekir. O cocuk dusuncemin de, onunla birlesen isyanimin da, Laos ve Vietnam’i gorme arzumun da dinmesini beklerken, zaten daha onceden Tayland’in kuzeyini yapmaya karar verdigimizden, bu geceyi burada, Bangkok’da gecirip yarin Chang Mai’ya gitmek uzere biletlerimizi aliyoruz.

Go to Top