16.01.2010 / KERALA / MUNNAR

Kerala, Hindistan’ın en okur yazar eyaleti. En az insan ama en fazla kadın burada yaşıyor, en geç burda ölüyorlar, en az cinayet de burda.

Munnar 3 nehir demekmis – Madhurapuzha, Nallathanni ve Kundaly nehirleri..

Sonu gorunmeyen cay tarlalari, cm’den metrelerce uzanan envai cesit agaclari, aralarindan akan selaleleri, gunesin uzerlerine serpistirdigi pariltilar.. buyulu enerjisi.. asik ediyor insana kendini. Yapraklarin ustune atlamak, ciceklerin arasinda kaybolmak, agaclara sarilmak istiyorummm.

Erkekler arap kadri donuna benzer birsey giyiyor. Diz ustu bir bez baglama sekli. Bence daha enteresani, ustlerine giydikleri, bildigimiz gomlek! Ingiliz somurgeliginden kalma bir modaymis bu.

Kadinlar ise yine geleneksel kiyafetleriyleler ve kafalarinin uzerinde, kocaman bir tepsiyle ekmek paralarini tasiyorlar..Her ne satiyorlarsa..

Sapka yerine semsiye kullaniliyor. Cogunda nedense siyah semsiye var, ama kimisi de bari renkli.

Anlasilan cukulatasi da meshur buranin. Her yerde homemade chocolate var ve tadi hic de fena degil.

Yol kenarlarinda mezarlar goruyoruz. Belli bir duzeni de yok anlasilan.

—————————————

venividivici

Flower Garden

Hayatimda hic bu kadar cicek cesidini bir yerde birlikte gormemistim. Cok mutlu olsalar gerek.

Ustelik gezmesi de 3 kurus. (1 kurus giris, 2 kurus da kamera cekmek istersen). Yerliye de turiste de bu bedel ayni.

——————————————————————-

Eravikulam National Park: 

Guya dunyanin en iyisi olmaya aday olan bu parkin yolda buraya gelirken gordugumuz ormanlardan pek bir farki yok aslinda. Yerlilere 15inr olan bu park, turistlere 220inr. (Turist bir arkadasimi Galata kulesine goturdugumde, bize 10TL, onlara 20TL diye utandigimdan, 15TL deyip caktirmadan ortak odemistim. Sanirsam hic de gerek yokmus.) Bize tek yarari, sira beklemememiz oldu. Otobusle daracik bir yoldan 5km ciktiktan sonra 1km’yi de yuruyerek yaptik. Ve ayni sistemle de geri donduk. Yerlilerin ilgisi enteresandi. Herkes iltifat ediyor, fotograf cekmek istiyor. Biz de aynen onlarin :)

——————————————————————-

Kundala

Ormanin icinde, gol kenarinda guzel bir piknik alani, koprunun altindan akan kocaman bir selalesi de cabasi. Kanoyla gezip bir bollywood filmi bile cekebilirsin ama biz bir kac fotograf cekip ayriliyoruz buradan.

—————————————————————–

Hydel Park

Orta capli bir park alani burasi. Yine bir suru cesit cicek ve yesillik. Boyle guzellikler, sadece ‘1 adet daha’ olmus durumda burada.

——————————————————

Bu yuzden de Mattupetty parkini es geciyoruz. Golun resmini cekip ayriliyoruz ama Echo point’de bagirmamak icimde kaldi ne yalan..

 

17.01.2010 / Kerala / Munnar’dan – Thekkady’e

106km ama Munnar’dan 9’da hareketle Thekkady’e varisimiz 12.30’u bulmus. Yol o kadar mukemmel ki.. zaman nasil gecmis bilinmez.. Ayurvedik bahceler, simsiki giyinmis daglardan fiskiran selaleler, korudugu, yesiller ve cicekler fiskiran ovalar.. Kulagimda muzigim, dans ediyorum hoplaya ziplaya uzerlerinde ucuyorummm.

Ama bazen Yol o kadar dar, engebeli ve virajli oluyor, tas dusurmek icin de gelebilirsiniz buraya.

17.01.2010 / KERALA / THEKKADY

Daima yesil kalan ormanlarla cevrili bir doga harikasi Thekkady

venividivici

PERIYAR WILD LIFE SANCTUARY

Dunyanin en iyisi olmaya adaymis burasi da (ki buna cok rahat inanabilirim).

1978’de kaplan reservi olarak secilmis.

Vahşi filler, Periyar nehrinden su icmeye gelirmis.

Bolca baharat yetisirmis.

Kamp yapıp kaplan/buffalo/yirtici kuslar gibi hayvanlari karadan da gorebilirsin.

Biz bunu boat turuyla yapmayi tercih ettik.

Saclari ortadan ikiye ayrilmis maymunlar karsiliyor, buffalolar, su kopekleri, cesitli kuslar, yilanlar, leylekler, geyikler, ceylanlar, essekler ve tabi inekler.. nuhun gemisi buraya da ugramis sanki..

Agaclar 30 yildir suyun altinda kaldigindan buyumeyi birakmislar.

Ancak tur asiri rahatsizdi. Kocaman bir can yelegi takip, yerimizden kalkmamiz yasak ve tikabasayiz! O yuzden kamp tercih de edilebilir..

Yerlilere 25inr, bizlere 365! (15usd)

—————————————————————–

KERALA TRADITIONAL FIGHT

18.00-19.00 arasi izledigimiz bu dovus gosterileri, surreal bir dunyadandi sanki. Bir ring ortaminin en ilkel halinde, ayinlerle, dualarla baslayan töreleri, 2li dövüslerle devam etti. Birbirinden farkli, kimbilir ne zamandan kalma savas aletleri, parandeli koreografileriyle havada ucusuyordu. Ardindan ates girdi gosteriye! Sopalar, cemberler alevlendi. Savas sanatcilari iclerinden gecti. Bizim de icimiz gecti tabi..  Maalesef sunucunun konusmasindan hic bir sey anlamadim ama umarim resimler anlatmaya yanasir. (Ilgilenlere video da yollayabilirim.)

————————————————————

KATHAKALI DANCE PERFORMANCE

Hemen yan salonunda, 19.00-20.00 arasinda izledigimiz bu showda, agzimi bir saniye bile kapayabildigimi sanmiyorum. Sadece yuz mimikleri ve bir kac parmak hareketleri ile yapilan bu gosteriyi hayatim boyunca unutabilecegimi de sanmiyorum. Bir insan nasil bu kadar fazla mimic yapabilir ve gozbebekleri bu kadar kisa surede nasil bu kadar hareket edebilir?! Bas agrisina nasil dayaniyorlar?!?

Dansin hikayesi soyleymis: Kral Narakasura’nin bas kolesi Nakrathundi, cennete bir guzel bulmak icin yollaniyor. Nakrahundi cennete varinca Lord Indra’nin oglu Jayantha’dan cok etkileniyor ve bu yuzden kendini Lalitha olarak tanitarak O’na cilve yapiyor. Ama Jayantha bunu yemiyor. Babasinin izni olmadan boyle birsey yapamiyacagini soyluyor. Nakrathundi israr ediyor ve cinsel iliski teklifinde bile bulunuyor. Bunun uzerine Jayantha sinirlenip Nakrathundi’yi kulaklarindan, burnundan ve goguslerinden keserek olduruyor.

Tabi bu dagittiklari kagitta yaziyor, yoksa danstan pek bir sey anlasilmiyor. Kadini yine erkek canlandiriyor ve bunca hikayeye ragmen, erkege degmiyor bile..

Ama nedense, fotograf cektirirken, beni kucagina oturtmaktan da cekinmiyor! :)

 (showlar 350inr)

(Aksam konaklama: Hotel Sandra, room no 103)

a little bit more of India

Hinduism, Budhism, Jaism ve Sikhism dinleri bu topraklardan cikiyor! Sanskritce de oyle!

Mahatma Gandhi! Bizim Ataturk’umuz! 1947’de ustelik siddetsiz direnisle bagimsizliklarini kazaniyor!

Su an ulkenin basinda bir kadin var ama kadinlar hala hor goruluyor!

Fakirlik, yolsuzluk, gidasizlik, yetersiz hastane ve teror en buyuk dertleri.. Senede yaklasik 900.000 hintli ictikleri acik su veya soluduklari hava yuzunden oluyor. Ustelik 100.000 hintliye sadece 50 doktor dusuyor. Ama bir yandan, dunyanin en buyuk 3. ordusuna sahipler.

%80,5 Hindu, %13,4 İslam, %2,3 Hristiyan, %1,9 Sikh, %0,8 budhist

Gorunen o ki kadinlar cok daha caliskan, ustelik agir isciler! Sattiklari her ne kadar agir olursa olsun, kafalarinin uzerlerinde tasiyorlar!

Koylerde kocalari siltede yatarken, kadinlar yerde uyuyorlar.

Kadinlarin gobeginin acik olmasi gayet dogal ama omuzunu acan bayan taciz ediyor oluyor.

Kadin kadinla, erkek erkekle arkadasca temas halinde olabiliyor ama kadin erkek evli dahi olsa, birbirlerine toplum icinde degmeleri hos karsilanmiyor.

Enerjisi, Sanati, Renkleri, Mimarisi, insanlarin bakislari, mimikleri, kiyafetleri, aksesuarlari, eserleri, alfabesi, cesitliligi asik olmaya deger ama..

1,2 milyar nufusuyla, dunyanin en kalabalik 2. ulkesi Hindistan ve dusunun ki bu halde bile, yerler burada fazlasiyla! kullanisli! Herkes her seyini yere yapiyor! Gun boyunca balgam krasendolari arasinda tukurme sesleri yere! İnsan, hayvan, buyuk, kucuk farketmez, tum tualetler yere! Hala bir cop kutusu gorebilmis degilim. Tum copler de yere!

(Simdi gelelim bizim tualet maceralarimiza.. Read at your own risk!)

Surekli su icmek, iyi guzel hos da.. burada ne kadar saglikli oldugu tartisilir.. Yol’da girmek durumunda kaldigimiz halk tualetleri, yasanilan deneyimler, muze yapilmali! Yanimizda aklimiza gelebilecek tum dezenfekte malzemeleri olmasina ragmen, insan yine de hazirlikli olamiyabiliyormus. Erzaklarimiz cebimizde (kadinlarin erkek gibi iseyebilecekleri dahiane p-mate’ler, purel, kagit sabun, islak mendil, kuru mendil.. ) tualete giriyoruz. Gectim alafrangayi, alaturka bile bildigimiz gibi degil ki burada! Dize kadar gelen bir set ormusler, icine de bir kac delik acmislar, orasi mi alaturka? Bir tane alafranga var ama onun da kapisi yok. Saskinliktan oylece kala kalmisken, muthis duzgun gorunumlu geleneksel kiyafetiyle bir kadin giriyor iceri. Elinde erzagi bile yok, guzel yol gosterir bize diye umarken amanin o ne! Kadin hemen oraciga, etegini kaldirip isedi. Biraktim erzagi, ic camasiri bile yok.. ve ardindan bir masrapa bacaklarina, bir masrapa da terliklerine doktu, cikti gitti. Bakalim daha neler gorecegiz! demeye kalmadan goruyoruz.. halk tualetine bile yapmak istemeyen bir cocuk..

omg

Bunun uzerine zaten yemek yenmez de.. Cok iyi bir yerde degilsen, bence et yeme! Hele tavuk bence hic yeme, deneyim konusuyor! Baharatla aran azsa bile ‘baharatsiz’ iste. Sebze ve pilav en sagliklisi bence. Sulari hep kapali alman gerektigini, buzlu veya acikta hic bir icecegi icmemen gerektigini, acik meyve yiyeceksen, illa kendi kapali suyunla yikaman gerektigini zaten soylememe gerek yok ama bence bu sebeple sokak yemekleri de yeme. Ama onun disinda bol bol ye cunku hersey cok lezzetliii..

Kadınları biyikli, erkeklerin kulaklarini bile killi gormeye alisiyorsun hemen, korkma.

Ineklerin insan hayat duzenine alismis olmalari da cok ilgi cekici. Neredeyse karsidan karsiya gecerken sola saga bakacaklar. Arabalara ve insanlara o kadar alismislar ki, onlar da birer insan gibi davraniyorlar.

Memlekette kornaya basmak sanki sevap. Direksiyonun sagda oldugunu ve cogu arabanin dikiz aynasi bile olmayisini zaten daha once yazmistim. Kendi kendine 5/10/20sn’de bir kornaya basan arabalar yapsalar eminim cok is yapar. Tam burayi yaziyorum, soforomuz adres sormak icin cami acarken, kafasini aynaya vurdu ve ayna yerinden cikti. Biz Jess’le arkada caktirmadan kikir kikir gulerken, adam aynayi yerine takmaya calisiyordu ki, tutacagini da kopardi! Artik ic dikiz aynamiz da yok yani! Puhahahaha.. Ama ne fark eder, Yol’a devam!

Cok fakir ama bir o kadar da renkli bir ulke burasi. Koyu tenlerine cok yakisiyor bu civil civil fosforik renkler.

Yuk araclarini bile ne kadar guzel giydiriyorlar. Resmen sanat eseri yaratiyorlar elleriyle! Saatlerce seyredebilirsin, her biri birinden farkli.. ve saheser!

Semboller de coook ilgimi cekiyor!. Mesela cogumuzun nazi (swastika) isareti diye bildigi isaret, aslinda hindu’lardan alinti.. hatta calinti! Burada kotu enerjileri iyiye donusturmek icin kullaniliyor. Bir olusumun bitisini, yenisinin baslangicini / enerjinin dondugunu simgeliyor.

 

18.01.2010 Kerala / Thekady’den Allepy’e

150kmlik mesafeyi, bu sefer 4bucuk saatte yaptik. Yol cok ilkel, virajli ve engebeli, dogasi yine guzel ama hoplamalardan yorucu.

18.01.2010 KERALA / ALLEPPEY / BACKWATERS

En eski yerlesim alaniymis buralarda Allepey – Deniz kenarinda, koyu olusturan irmagi besliyor. İrmagin besledigi kucuk goletler, suyla butunlesmis, yesillikler olusmus, aralarina evcikler yerlesmis.

Bir tekneyle anlasip icinden geziliyor. Her ne kadar kirik dokuk iskemleleri, yirtik pirtik kumas ve havlu parcalari sarsa da, hayalgucu sayesinde keopatra gibi hissetmek mumkun..

Pirinc tarlalari var bu koylerin arkasinda. Gecimlerini oyle sagliyorlar. Hic gel-git de olmuyormus. Dolayisiyla tehlikede de degiller. Evlerinin onunde koyluler, kimisi saclarini, kimisi ayaklarini, kimisi canak comlegini, kimisi de camasirlarini yikiyor.

Keske burdaki boat ev’lerde kalsaydik

ama bizim otel de hic fena degildi (Pagora Hotel # 408).

——————————————————

Alleppey sahilinde gunesi Arap denizine batiriyoruz.

Yerlilerin ilgisi yine cok eglenceli. Herkes yanimiza kadar gelip merhaba diyor. Frizbi oynama teklifi bile aliyoruz ama o an, o gunes batimi, o sicak kum, o kadar guzel geliyor ki kalkamiyoruz.

19.01.10 / KERALA / KOVALAM

07.15 kahvalti sonrasi 07.45 yola cikis saatimiz adet olmak uzere. Kovalam’a Yol, diger Kerala yollari kadar keyifli degil. Soforumuzle en uzun muhabbetimizi yaptim az once. 2 cocugu varmis, budur. Vucut diliyle anca bu kadar. Nasil anlasiyormus dil yokken insanlar hayret walla.

daracik daracik sokaklar..dan adrenalin pompalayarak otelimize variyoruz. The Country Club – Treasure Cove (#606) simdiye kadar gorduklerimizin en guzeli.

Kovalam bir sahil sehri..

Tam da ihtiyacimiz olan sey, gunlerdir kostur kostur geziyoruz. Bugunu bu yuzden pamper’a, dinlenmeye ayiriyoruz. Esyalarimizi laundry’e vermek ne guzel bir rahatliktiiirrr cok sukur! Her gun elde citile citile nereye kadar. Ne simarmisiz megersem.

Kendimizi simartmak demiskeen aksam yemegi icin gunduzden gozumuze kestirdigimiz lobsterhouse’a gidiyoruz.

Denize, batan gunese, yaktigi renklere, yemeklerimize, keyfimize, Varliga! Yabadabaduuuuuuu!

Ustelik bu masa sadece 25 dolar, bekleriz!

Dusunuyorum da.. yaklasik son bir senedir Yol’a kararimi kesinlestirdigimden, alisveris yapmayi da biraktim. Inanmak zor gelebilir ama o kafa’dan cikmanin, ne kadar buyuk bir rahatlama oldugunu anlatamam . Megersem ne kadar zaman alan ve kafa yoran birseymis.

— 20.01.10 KANYAKUMARI

Nazar mi degdi anlamadim ki bu ne bicim gundu boyle.. Umarim en kotu gunumuz boyle olur. (Jess icin Mumbai gunu hala daha kotu)

Tum sabahimi, Hint Okyanusu, Umman denizi ve Bengal Körfezinin birlestigi, cok guzel oldugu soylenen bu ‘Kanyakumari’ denilen yere gitmek icin ayarlamalar yapmakla gecirdim. Jess pek gonullu degildi. Ben ise bu kadar yakin olup gorememeyi kabul etmek istememistim. Belki de o yuzden benim icin daha kotu bir gundu. Cunku bir de sucluluk hissettim. (Gerci O’na tabii ki gitmeden kendi istegiyle olmasi icin israr ettim. O da ok dedi ve sonra tek bir laf bile etmedi bana saolsun. Ve ‘hic boyle seyler soyleme bile’ dedi. Beni suclulugumdan uzakta cok sicak bir dostluk duygusuyla birakti saolsun.)

 Neyse anlatmaya basliyorum;

Dun aksamki yemegin ardindan, hafif bir kahvalti etmenin kotu bir fikir oldugundan henuz bihaberdik. Sofore para vermemiz gerektiginden en yakin atm’e gittik ve gerizekali atm, daha ben elimi uzatirken parami yuttu!!! jfhgjfhbgxljj (Yarin sabah 10.00’da bankaya tekrar gidip alabilecegim insallah parami.)

Ardindan Yol’a koyulduk. 85km, bu sefer cok dar ve soforun herkese sormasiyla, zaman kaybediciydi. Varmamiz 14.30u buldu ki vardigimiz anda oradan ayrilmak istedik. Aslinda icinde 11 adet Theertham olmasina ragmen, heralde etraf yuzunden hiisedemedik. Tek enteresan tarafi tapinagin onundeki kocaman mumya ve denizlerin birlesimini ise sadece renk farklarindan anlayabilmemizdi.

Onun disinda gordugum en fakir, en ruhsuz, en ruzgarli, en tozlu, en kabus yerdi Hindistan’da. Resimlerde malesef bunu yansitamiyorum cunku orda durup resim cekmek bile istemedik. Yemek yiyecek bir yer de bulamadigimizdan soyle bir tur atip donmeye karar verdik. Guya gunesin batisini izleyecektik ama oyle bir yerdi ki bizim batisimiz olabilirdi orda kalmamiz. O yuzden uzatmadan ayrildik oradan. Donusumuz trafik yuzunden cok daha uzun surdu. Varmamiz 18.30u bulmustu ve biz onca saat acliktan bas agrisiyla savasirken tekrar ediyorum ama saolsun Jess soylenmedi bile. Burdan da cok tesekkurler sana guzellik. Anlayacaginiz butun gun ac, yollarda surunerek eziyet birgun gecirdik. Otele varir varmaz karnimizi doyurduk ve dusumuzu aldik. Simdi daha iyiyiz cok sukur. Ama cok da yorgunuz. Boyle gunler olmazsa asil guzel gunlerin degerini anlamamiz daha zor olur bilinciyle kendimizi avutup bugunu kisa kesmek istiyoruz. Yarinin hepimiz icin cok daha guzel bir gun olmasini diler, operim.

Bu nazar boncugu bugunun anisina, gelecegimizin isiginadir :)

+++ 20.01.2010

Cok sukur cok guzel hediyeler de aldik bugun.

İlk hediyemiz otelin Manageri. 40’larinda gosteriyor ama 61 yasinda! Sokumuzla anlatmaya basliyor. Hic bir seyi kafasina takmiyormus. ‘Olan zaten oluyor, gecmisi degistiremezsin ki. Gelecekle ilgili endiseler de hic bir isine yaramaz. Kolay almak lazim hayati, ciddiye alirsan kendine cektirirsin.’ gibi hatta cok daha guzel seyler soyledi. Bunlar bildigimiz seyler olabilir ama boyle yasayan bir adamin mutlulugu apacik ortada. Onemli olan bunu yururluge koymakta.  Siyah saclari degil onu genc gosteren, enerjisine yansimis genc ruhu. Ruhu kikir kikir gulen mudurun cevabiyla baslayan guzel muhabettimiz, keske herkese hayat dersi olsa da, hayat bayram olsa :)

Sonra bir hediye daha verdi:

J: Size hassas bir sorum olacak eger sakincasi yoksa

M: Tabi buyrun

J: Genelde tanistigimiz insanlara soruyoruz, nasil evlendiniz yada evleneceksiniz diye. Kimisi artik eskiden varolan ayarlanmis evliliklerin disinda kendi istegiyle de evlenebileceklerini soylediler. Kimisi ise hala sadece ailelerinin sectigini/ gorucu usulu oldugunu savundu.

M: Ben karimi 5dk icinde gorup karar verdim. Benimki de gorucu usuluydu yani. Tanismaya bir arkadasimla gitmistim ve gitmeden dersimi cok calismistim. Aklimda bir suru soru vardi ama onu gorunce o 5 dakika icinde sordugum aptal sorulari size soylemeye utanirim cunku hepsini unutmustum ve sacmalamistim. Sonra da aileme soyledim ve gerekli ayarlanmalar yapildi. Ve cok mutlu bir evliligimiz var. Ama oglum ozgurdur, o nasil isterse oyle olur.

V: Oglunuz date ediyor mu?

M: hohoho yoook evlenmeden once burda oyle birsey mumkun olamaz/ hic birimiz evlenmeden once kimseyle beraber olmadik,

J: Peki nerden biliyorsunuz ki O’dur dogru olan?

M: It’s a ‘state of mind’. Siz bir suru seyi yasamaya cok daha erken basladiginiz icin, farkli bakiyorsunuz, farkli yasiyorsunuz. Biz karimizla hala cok mutluyuz ve hala cok asigiz. O menapozda oldugu icin kendini kotu hissettigi anlarda, O’na ne kadar guzel, ne kadar seksi oldugunu anlatmaya calisiyorum. Cok saglikli bir iliskimiz var cunku o ‘state of mind’’da tutuyoruz kendimizi. Nasil ki demin anlattim hayata bakis acimi. Iste evlilige de bakis acimiz boyle. Disari bakmiyoruz mutluluk icin.

13.30 gibi cikip Trivandrum’a gittik. Parkta biraz gezdik. 19.30’da Goa’ya hareket icin gara gidiyoruz. Simdiye kadar ki kalabalik, pis gar ve tren deneyimlerimiz uzerimizde, hala rahat olabildigimizi soyleyemiyecegim. Ama her tanistigimiz insan, bize o kadar guzel hediye oluyor ki!

Bu sefer kompartmani 38 yasinda 2 kiz cocugu olan ve yine cok mutlu bir evliligi olan Anil ile paylastik. Ustelik onlar da ilk tren yolculugumuzda tanistigimiz aile gibi Dubai’de yasiyor.  Sabahki konumuz Anil’la da devam etti:

V: Karinizla nasil tanistiniz?

A: Dogdugum zamanki yildizlarima bakarak bana bir kac es sectiler ve 5dk icinde karimi gorerek begendim ve karimi 2. gorusum evlendigim zaman oldu.

V: Astrology ile yani?

A: Evet genelde Hindu’lar oyle evleniyor zaten.

J: Ama mesela Afrika’da da olabilirdi bu insan (her insan yazdigimda bilgisayarin insane diye duzeltmesi de ayrica bir enteresan).

A: Evet, olabilir haklisin. Hele bugunku internet ortaminda cok daha fazla kisi bulabilirsin yildiz esine uyan ama o zamanlar bu kadar gelismis degildi. Simdi belki 1000 kisi bulabilirsin ama o zamanlar 10 kisi civari bulabiliyordun max.

J: Peki ya begenmiyorsan gordugunu?

A: O 5dk da bunun icin zaten. Eger begenmezsen baska deneyebiliyorsun. Dubai’de iste soruyorlar ‘gormeden bilmeden tanimadan nasil karar verebiliyorsun karina’ diye. Ben ise soyle cevapliyorum bu soruyu: ‘sizin evlenmeden once kurallariniz oluyor, ben buyum, sunlari isterim, sunlari istemem’ diye. Halbuki biz tanistiktan sonra birbirimize gore koyuyoruz kurallari.

V: Sabah da benzer bir sohbet yapmistik hotel manager’iyla. Evliligi devam ettirmenin o ‘state of mind’’da olmakla ilgisi oldugunu soylemisti bize.

A: Aynen oyle.

Su bir gercek degil mi – Ne kadar cok gorursek, ne kadar cok insan tanirsak, isteklerimiz o kadar buyuyebiliyor, kriterlerimiz gittikce genisliyor. Onun busu, sunun susu seklinde doyumsuzlasmiyormuyuz? Kafamizda yarattigimizi bulmak yada buldugumuzla mutlu kalmak o zaman daha cok zorlasmiyor mu???

Go to Top