Hindistan

a little bit more of India

Hinduism, Budhism, Jaism ve Sikhism dinleri bu topraklardan cikiyor! Sanskritce de oyle!

Mahatma Gandhi! Bizim Ataturk’umuz! 1947’de ustelik siddetsiz direnisle bagimsizliklarini kazaniyor!

Su an ulkenin basinda bir kadin var ama kadinlar hala hor goruluyor!

Fakirlik, yolsuzluk, gidasizlik, yetersiz hastane ve teror en buyuk dertleri.. Senede yaklasik 900.000 hintli ictikleri acik su veya soluduklari hava yuzunden oluyor. Ustelik 100.000 hintliye sadece 50 doktor dusuyor. Ama bir yandan, dunyanin en buyuk 3. ordusuna sahipler.

%80,5 Hindu, %13,4 İslam, %2,3 Hristiyan, %1,9 Sikh, %0,8 budhist

Gorunen o ki kadinlar cok daha caliskan, ustelik agir isciler! Sattiklari her ne kadar agir olursa olsun, kafalarinin uzerlerinde tasiyorlar!

Koylerde kocalari siltede yatarken, kadinlar yerde uyuyorlar.

Kadinlarin gobeginin acik olmasi gayet dogal ama omuzunu acan bayan taciz ediyor oluyor.

Kadin kadinla, erkek erkekle arkadasca temas halinde olabiliyor ama kadin erkek evli dahi olsa, birbirlerine toplum icinde degmeleri hos karsilanmiyor.

Enerjisi, Sanati, Renkleri, Mimarisi, insanlarin bakislari, mimikleri, kiyafetleri, aksesuarlari, eserleri, alfabesi, cesitliligi asik olmaya deger ama..

1,2 milyar nufusuyla, dunyanin en kalabalik 2. ulkesi Hindistan ve dusunun ki bu halde bile, yerler burada fazlasiyla! kullanisli! Herkes her seyini yere yapiyor! Gun boyunca balgam krasendolari arasinda tukurme sesleri yere! İnsan, hayvan, buyuk, kucuk farketmez, tum tualetler yere! Hala bir cop kutusu gorebilmis degilim. Tum copler de yere!

(Simdi gelelim bizim tualet maceralarimiza.. Read at your own risk!)

Surekli su icmek, iyi guzel hos da.. burada ne kadar saglikli oldugu tartisilir.. Yol’da girmek durumunda kaldigimiz halk tualetleri, yasanilan deneyimler, muze yapilmali! Yanimizda aklimiza gelebilecek tum dezenfekte malzemeleri olmasina ragmen, insan yine de hazirlikli olamiyabiliyormus. Erzaklarimiz cebimizde (kadinlarin erkek gibi iseyebilecekleri dahiane p-mate’ler, purel, kagit sabun, islak mendil, kuru mendil.. ) tualete giriyoruz. Gectim alafrangayi, alaturka bile bildigimiz gibi degil ki burada! Dize kadar gelen bir set ormusler, icine de bir kac delik acmislar, orasi mi alaturka? Bir tane alafranga var ama onun da kapisi yok. Saskinliktan oylece kala kalmisken, muthis duzgun gorunumlu geleneksel kiyafetiyle bir kadin giriyor iceri. Elinde erzagi bile yok, guzel yol gosterir bize diye umarken amanin o ne! Kadin hemen oraciga, etegini kaldirip isedi. Biraktim erzagi, ic camasiri bile yok.. ve ardindan bir masrapa bacaklarina, bir masrapa da terliklerine doktu, cikti gitti. Bakalim daha neler gorecegiz! demeye kalmadan goruyoruz.. halk tualetine bile yapmak istemeyen bir cocuk..

omg

Bunun uzerine zaten yemek yenmez de.. Cok iyi bir yerde degilsen, bence et yeme! Hele tavuk bence hic yeme, deneyim konusuyor! Baharatla aran azsa bile ‘baharatsiz’ iste. Sebze ve pilav en sagliklisi bence. Sulari hep kapali alman gerektigini, buzlu veya acikta hic bir icecegi icmemen gerektigini, acik meyve yiyeceksen, illa kendi kapali suyunla yikaman gerektigini zaten soylememe gerek yok ama bence bu sebeple sokak yemekleri de yeme. Ama onun disinda bol bol ye cunku hersey cok lezzetliii..

Kadınları biyikli, erkeklerin kulaklarini bile killi gormeye alisiyorsun hemen, korkma.

Ineklerin insan hayat duzenine alismis olmalari da cok ilgi cekici. Neredeyse karsidan karsiya gecerken sola saga bakacaklar. Arabalara ve insanlara o kadar alismislar ki, onlar da birer insan gibi davraniyorlar.

Memlekette kornaya basmak sanki sevap. Direksiyonun sagda oldugunu ve cogu arabanin dikiz aynasi bile olmayisini zaten daha once yazmistim. Kendi kendine 5/10/20sn’de bir kornaya basan arabalar yapsalar eminim cok is yapar. Tam burayi yaziyorum, soforomuz adres sormak icin cami acarken, kafasini aynaya vurdu ve ayna yerinden cikti. Biz Jess’le arkada caktirmadan kikir kikir gulerken, adam aynayi yerine takmaya calisiyordu ki, tutacagini da kopardi! Artik ic dikiz aynamiz da yok yani! Puhahahaha.. Ama ne fark eder, Yol’a devam!

Cok fakir ama bir o kadar da renkli bir ulke burasi. Koyu tenlerine cok yakisiyor bu civil civil fosforik renkler.

Yuk araclarini bile ne kadar guzel giydiriyorlar. Resmen sanat eseri yaratiyorlar elleriyle! Saatlerce seyredebilirsin, her biri birinden farkli.. ve saheser!

Semboller de coook ilgimi cekiyor!. Mesela cogumuzun nazi (swastika) isareti diye bildigi isaret, aslinda hindu’lardan alinti.. hatta calinti! Burada kotu enerjileri iyiye donusturmek icin kullaniliyor. Bir olusumun bitisini, yenisinin baslangicini / enerjinin dondugunu simgeliyor.

 

18.01.2010 Kerala / Thekady’den Allepy’e

150kmlik mesafeyi, bu sefer 4bucuk saatte yaptik. Yol cok ilkel, virajli ve engebeli, dogasi yine guzel ama hoplamalardan yorucu.

18.01.2010 KERALA / ALLEPPEY / BACKWATERS

En eski yerlesim alaniymis buralarda Allepey – Deniz kenarinda, koyu olusturan irmagi besliyor. İrmagin besledigi kucuk goletler, suyla butunlesmis, yesillikler olusmus, aralarina evcikler yerlesmis.

Bir tekneyle anlasip icinden geziliyor. Her ne kadar kirik dokuk iskemleleri, yirtik pirtik kumas ve havlu parcalari sarsa da, hayalgucu sayesinde keopatra gibi hissetmek mumkun..

Pirinc tarlalari var bu koylerin arkasinda. Gecimlerini oyle sagliyorlar. Hic gel-git de olmuyormus. Dolayisiyla tehlikede de degiller. Evlerinin onunde koyluler, kimisi saclarini, kimisi ayaklarini, kimisi canak comlegini, kimisi de camasirlarini yikiyor.

Keske burdaki boat ev’lerde kalsaydik

ama bizim otel de hic fena degildi (Pagora Hotel # 408).

——————————————————

Alleppey sahilinde gunesi Arap denizine batiriyoruz.

Yerlilerin ilgisi yine cok eglenceli. Herkes yanimiza kadar gelip merhaba diyor. Frizbi oynama teklifi bile aliyoruz ama o an, o gunes batimi, o sicak kum, o kadar guzel geliyor ki kalkamiyoruz.

19.01.10 / KERALA / KOVALAM

07.15 kahvalti sonrasi 07.45 yola cikis saatimiz adet olmak uzere. Kovalam’a Yol, diger Kerala yollari kadar keyifli degil. Soforumuzle en uzun muhabbetimizi yaptim az once. 2 cocugu varmis, budur. Vucut diliyle anca bu kadar. Nasil anlasiyormus dil yokken insanlar hayret walla.

daracik daracik sokaklar..dan adrenalin pompalayarak otelimize variyoruz. The Country Club – Treasure Cove (#606) simdiye kadar gorduklerimizin en guzeli.

Kovalam bir sahil sehri..

Tam da ihtiyacimiz olan sey, gunlerdir kostur kostur geziyoruz. Bugunu bu yuzden pamper’a, dinlenmeye ayiriyoruz. Esyalarimizi laundry’e vermek ne guzel bir rahatliktiiirrr cok sukur! Her gun elde citile citile nereye kadar. Ne simarmisiz megersem.

Kendimizi simartmak demiskeen aksam yemegi icin gunduzden gozumuze kestirdigimiz lobsterhouse’a gidiyoruz.

Denize, batan gunese, yaktigi renklere, yemeklerimize, keyfimize, Varliga! Yabadabaduuuuuuu!

Ustelik bu masa sadece 25 dolar, bekleriz!

Dusunuyorum da.. yaklasik son bir senedir Yol’a kararimi kesinlestirdigimden, alisveris yapmayi da biraktim. Inanmak zor gelebilir ama o kafa’dan cikmanin, ne kadar buyuk bir rahatlama oldugunu anlatamam . Megersem ne kadar zaman alan ve kafa yoran birseymis.

— 20.01.10 KANYAKUMARI

Nazar mi degdi anlamadim ki bu ne bicim gundu boyle.. Umarim en kotu gunumuz boyle olur. (Jess icin Mumbai gunu hala daha kotu)

Tum sabahimi, Hint Okyanusu, Umman denizi ve Bengal Körfezinin birlestigi, cok guzel oldugu soylenen bu ‘Kanyakumari’ denilen yere gitmek icin ayarlamalar yapmakla gecirdim. Jess pek gonullu degildi. Ben ise bu kadar yakin olup gorememeyi kabul etmek istememistim. Belki de o yuzden benim icin daha kotu bir gundu. Cunku bir de sucluluk hissettim. (Gerci O’na tabii ki gitmeden kendi istegiyle olmasi icin israr ettim. O da ok dedi ve sonra tek bir laf bile etmedi bana saolsun. Ve ‘hic boyle seyler soyleme bile’ dedi. Beni suclulugumdan uzakta cok sicak bir dostluk duygusuyla birakti saolsun.)

 Neyse anlatmaya basliyorum;

Dun aksamki yemegin ardindan, hafif bir kahvalti etmenin kotu bir fikir oldugundan henuz bihaberdik. Sofore para vermemiz gerektiginden en yakin atm’e gittik ve gerizekali atm, daha ben elimi uzatirken parami yuttu!!! jfhgjfhbgxljj (Yarin sabah 10.00’da bankaya tekrar gidip alabilecegim insallah parami.)

Ardindan Yol’a koyulduk. 85km, bu sefer cok dar ve soforun herkese sormasiyla, zaman kaybediciydi. Varmamiz 14.30u buldu ki vardigimiz anda oradan ayrilmak istedik. Aslinda icinde 11 adet Theertham olmasina ragmen, heralde etraf yuzunden hiisedemedik. Tek enteresan tarafi tapinagin onundeki kocaman mumya ve denizlerin birlesimini ise sadece renk farklarindan anlayabilmemizdi.

Onun disinda gordugum en fakir, en ruhsuz, en ruzgarli, en tozlu, en kabus yerdi Hindistan’da. Resimlerde malesef bunu yansitamiyorum cunku orda durup resim cekmek bile istemedik. Yemek yiyecek bir yer de bulamadigimizdan soyle bir tur atip donmeye karar verdik. Guya gunesin batisini izleyecektik ama oyle bir yerdi ki bizim batisimiz olabilirdi orda kalmamiz. O yuzden uzatmadan ayrildik oradan. Donusumuz trafik yuzunden cok daha uzun surdu. Varmamiz 18.30u bulmustu ve biz onca saat acliktan bas agrisiyla savasirken tekrar ediyorum ama saolsun Jess soylenmedi bile. Burdan da cok tesekkurler sana guzellik. Anlayacaginiz butun gun ac, yollarda surunerek eziyet birgun gecirdik. Otele varir varmaz karnimizi doyurduk ve dusumuzu aldik. Simdi daha iyiyiz cok sukur. Ama cok da yorgunuz. Boyle gunler olmazsa asil guzel gunlerin degerini anlamamiz daha zor olur bilinciyle kendimizi avutup bugunu kisa kesmek istiyoruz. Yarinin hepimiz icin cok daha guzel bir gun olmasini diler, operim.

+++ 20.01.2010

Cok sukur cok guzel hediyeler de aldik bugun.

İlk hediyemiz otelin Manageri. 40’larinda gosteriyor ama 61 yasinda! Sokumuzla anlatmaya basliyor. Hic bir seyi kafasina takmiyormus. ‘Olan zaten oluyor, gecmisi degistiremezsin ki. Gelecekle ilgili endiseler de hic bir isine yaramaz. Kolay almak lazim hayati, ciddiye alirsan kendine cektirirsin.’ gibi hatta cok daha guzel seyler soyledi. Bunlar bildigimiz seyler olabilir ama boyle yasayan bir adamin mutlulugu apacik ortada. Onemli olan bunu yururluge koymakta.  Siyah saclari degil onu genc gosteren, enerjisine yansimis genc ruhu. Ruhu kikir kikir gulen mudurun cevabiyla baslayan guzel muhabettimiz, keske herkese hayat dersi olsa da, hayat bayram olsa :)

Sonra bir hediye daha verdi:

J: Size hassas bir sorum olacak eger sakincasi yoksa

M: Tabi buyrun

J: Genelde tanistigimiz insanlara soruyoruz, nasil evlendiniz yada evleneceksiniz diye. Kimisi artik eskiden varolan ayarlanmis evliliklerin disinda kendi istegiyle de evlenebileceklerini soylediler. Kimisi ise hala sadece ailelerinin sectigini/ gorucu usulu oldugunu savundu.

M: Ben karimi 5dk icinde gorup karar verdim. Benimki de gorucu usuluydu yani. Tanismaya bir arkadasimla gitmistim ve gitmeden dersimi cok calismistim. Aklimda bir suru soru vardi ama onu gorunce o 5 dakika icinde sordugum aptal sorulari size soylemeye utanirim cunku hepsini unutmustum ve sacmalamistim. Sonra da aileme soyledim ve gerekli ayarlanmalar yapildi. Ve cok mutlu bir evliligimiz var. Ama oglum ozgurdur, o nasil isterse oyle olur.

V: Oglunuz date ediyor mu?

M: hohoho yoook evlenmeden once burda oyle birsey mumkun olamaz/ hic birimiz evlenmeden once kimseyle beraber olmadik,

J: Peki nerden biliyorsunuz ki O’dur dogru olan?

M: It’s a ‘state of mind’. Siz bir suru seyi yasamaya cok daha erken basladiginiz icin, farkli bakiyorsunuz, farkli yasiyorsunuz. Biz karimizla hala cok mutluyuz ve hala cok asigiz. O menapozda oldugu icin kendini kotu hissettigi anlarda, O’na ne kadar guzel, ne kadar seksi oldugunu anlatmaya calisiyorum. Cok saglikli bir iliskimiz var cunku o ‘state of mind’’da tutuyoruz kendimizi. Nasil ki demin anlattim hayata bakis acimi. Iste evlilige de bakis acimiz boyle. Disari bakmiyoruz mutluluk icin.

13.30 gibi cikip Trivandrum’a gittik. Parkta biraz gezdik. 19.30’da Goa’ya hareket icin gara gidiyoruz. Simdiye kadar ki kalabalik, pis gar ve tren deneyimlerimiz uzerimizde, hala rahat olabildigimizi soyleyemiyecegim. Ama her tanistigimiz insan, bize o kadar guzel hediye oluyor ki!

Bu sefer kompartmani 38 yasinda 2 kiz cocugu olan ve yine cok mutlu bir evliligi olan Anil ile paylastik. Ustelik onlar da ilk tren yolculugumuzda tanistigimiz aile gibi Dubai’de yasiyor.  Sabahki konumuz Anil’la da devam etti:

V: Karinizla nasil tanistiniz?

A: Dogdugum zamanki yildizlarima bakarak bana bir kac es sectiler ve 5dk icinde karimi gorerek begendim ve karimi 2. gorusum evlendigim zaman oldu.

V: Astrology ile yani?

A: Evet genelde Hindu’lar oyle evleniyor zaten.

J: Ama mesela Afrika’da da olabilirdi bu insan (her insan yazdigimda bilgisayarin insane diye duzeltmesi de ayrica bir enteresan).

A: Evet, olabilir haklisin. Hele bugunku internet ortaminda cok daha fazla kisi bulabilirsin yildiz esine uyan ama o zamanlar bu kadar gelismis degildi. Simdi belki 1000 kisi bulabilirsin ama o zamanlar 10 kisi civari bulabiliyordun max.

J: Peki ya begenmiyorsan gordugunu?

A: O 5dk da bunun icin zaten. Eger begenmezsen baska deneyebiliyorsun. Dubai’de iste soruyorlar ‘gormeden bilmeden tanimadan nasil karar verebiliyorsun karina’ diye. Ben ise soyle cevapliyorum bu soruyu: ‘sizin evlenmeden once kurallariniz oluyor, ben buyum, sunlari isterim, sunlari istemem’ diye. Halbuki biz tanistiktan sonra birbirimize gore koyuyoruz kurallari.

V: Sabah da benzer bir sohbet yapmistik hotel manager’iyla. Evliligi devam ettirmenin o ‘state of mind’’da olmakla ilgisi oldugunu soylemisti bize.

A: Aynen oyle.

Su bir gercek degil mi – Ne kadar cok gorursek, ne kadar cok insan tanirsak, isteklerimiz o kadar buyuyebiliyor, kriterlerimiz gittikce genisliyor. Onun busu, sunun susu seklinde doyumsuzlasmiyormuyuz? Kafamizda yarattigimizi bulmak yada buldugumuzla mutlu kalmak o zaman daha cok zorlasmiyor mu???

21-22.10.2010 Kerala / Kovalam – Goa

Yolumuz cok guzel! Palmiye agaclari arasinda Goller… cesit cesit rengarenk tarlalar.. Hatta cok duzenli ve ulkenin aksine cok temiz… Hic gormedigim cins bufalolar, inekler..

Hayallerimde genelde trenle yapardim Yol’umu! Gerci o zamanlar, kocaman bir camdan bakardim doga anaya.. Disardan hic ozendiriciligi olmayan, kirik, dokuk, pis camlardan, bu kadar guzel gorunecegini hayal edememisim :)

Ama mumkunse trenlerde yukarda yatma! Klima tam tepende, uyku yuzu gormek pek mumkun olmuyor. Guya trenimiz cok iyiymis. 2 haftada bir olan bu tren mesela gecikirse, tum trenler durur, buna yol verilirmis. Ne hayrini gordun dersen, heeec, Sadece sabah, oglen, aksam yemegi verdiler. Gerci onceki tren deneyimimiz ardinindan tam takirdik, megersem gereksizmis. Sadece kirmizi renkte muz denemeye yaradi bu tedbirimiz. Jess’in muzun, renginden ve Hindistan itibarindan dolayi baharatli olduguna dair inanci yuksekti ama normal muzdan cok daha tatli ve buyuk bir boydu kendisi. Kerala’da yetisiyormus sadece. Uzun zamandir gordugumuz ama yemege cekindigimiz ‘vegetable kofta’ (sebze koftesi)yi da boylece kahvaltida denemis olduk. Ustelik baharatliydi ve hic de fena degildi. ‘Sabah kahvaltida baharatli bir sey yiyemem’ dusuncesine/idefixine de boylece ‘byebye’ demis oldum!!!

Baharat demisken.. Az once Israel’li bir cocukla tanistim. 9 ay kalmis Hindistan’da. Sadece meditasyon icin gelmis buraya. Dogurmus kadar olmustur heralde! ‘9 ay fazla gelmedi mi ? bu kadar baharatli nasil yasadin?’ dedim. ‘Sadece son 2 haftasi fazlaydi, artik evime donmek istiyorum. Ama burda baharat metaforu gibi tum olumsuz seylerimle yuzlestim ve bu cok iyi geldi!!’ dedi. Cesitli ashramlara gitmis. ‘Hugging ashram’a da gitmis ve baya begenmis. Kibutz’da yasiyormus. Drum ogretiyormus. Osho’nun Drum Meditation’indan bahsettim.  (Drum’i kalp atislarina benzettigini, dinledigimiz drum’in bpm’i artikca, kalp atislarimizin da hizlanmasindan ve yavasladiginda ise kalp atislarimizin ve nefesimizin de yavaslamasindan dolayi, derinden hissederek ve dans ederek cok hassas anlar yasadigimizi anlattim.) Tam onluk olmaz mi? kimbilir Onun da anlatacak daha ne hikayeleri vardir!

20 gundur nerdeyse her gun farkli bir yer gordugumuzden, aslinda baya yorgunuz!!. Goa’da 12 gun dinlenmenin bize cok iyi gelecegini dusunuyoruz.

Buraya kadar her gun, gunluk gibi blog da yukledik ama Goa’yi genel yazmaya karar verdim. Hem internet sikintiliydi. Daha dogrusu kaldigimiz yerler cok kotu oldugundan zaten yoktu. Internet kafeler ise son derece havasiz cunku camsiz ve gercek bir iskenceydi. Bu aranin da bana ayrica iyi geldigini itiraf etmek durumundayim. Cunku her gun nete girince sanal dunyadan da/ Turkiye’den de bir sekil kopamiyorsun onu farkettik.

İtiriaf: Kurtulmus oldugumu sandigim alisveris ruhu itiraf etmeliyim ki fena portledi (zaten ne zaman kendi hakkimda konussam, senelerdir genelde pisman oluyorum cunku hepsi sacmalik. Insanin bir gunu bir gunune uymayabilir, dusunceleri surekli degisebilir veya bunlar kaliplasmis cumleler olabilir vs. dilegim tum bu etiketlerden kurtulmak ki o yuzden olsa gerek hep tersini yasatiyor bir sekil evren bana.) Cantamda malesef bir igne koyacak yerimin olmamasi, kendimi kaybetmis olmanin utancini yendi ve pek birsey alamadim o da ayri..

22.01.10 – 02.02.2010 GOA

Goa Hindistan sehri degil sanki. Bir Avrupa sehri kacmis icine. Portekiz somurgeliginden de olabilir de.. Hintli gorebilirsen sanslisin o derece. Goa’ya yerlesmis ya da ziyerete gelen yabancilar ciplak. onlari gormeye gelen hintliler sahilde, kiyafetleriyle.

Senelerdir ayni kalmasi zaten beklenilemezdi ama benim icin yine de hayalkirikligiydi Goa.

Nasil ve nerden bakarsan gerci..

Pislik, bireyselcilik, dilencilik de var ama sahil, deniz, ustelik cok ucuza eglence de var. Toz dumandan oluyor ama evlerin kapisinda asiklarin isimleri yaziyor!.

Hindistan’in en sevdigim taraflari da neyse ki var! rengarenk evler, gunbatimi sinekleri kovmak icin yakilan tutsuler, her yerde kucuklu buyuklu tapinaklar ve derinden gelen ayin sesleri..

Doga tabii tartismasiz en guzeli.

Party mekani sanirdim Goa’yi. O da yalanmis. Saat 19.00da baslayip gece yarisi veya en gec 02.00’de bitiyor geceleri. Muzigin sadece trance olmasi ise, benim icin ayri bir iskence aleti. 

Rastamania ve tatoomania hat sahfada. Dovmeler sanat eseri, Aztek tarzlari favorim!

Hayatimda bu kadar kozmopolit bir yer gormedim. Nuh’un insanoglu gemisi burada. Aklini kacirmis olanlar, henuz kacirmamislar, meyinli olanlar, alakasi olmayanlar, cool otesi insanlar, punklar, chillumcular, kacaklar, bagimlilar, bagimsizlar. genc tatilciler, hippiler, yasli rockerlar, artistler, modacilar, ozgur ruhlular, ayyaslar, aileler, cocuklar, baris kokan asiklar, cogu ciplak ayaklilar, akliniza gelen her cinste insan bulabilirsiniz burda. It’s the cirque of the freaks, an absolute freakshow.

Sahiller guzel, elbette bir Cesme olamaz ama ineklerin ve saticilarin icinde gunesleniyor olmak surreal!

Anjuna beach, Arambol beach, Ashvem beach, Morjim beach, Vagator beach, small Vagator beach, Baga beach, Candolim beach, Sinquerium beach, Curlies beach…gezdiklerimizden. Sezlonglara henuz para almiyorlar, hatta bazi sahillerin kendi capinda komik localari bile var.

 Bu kutsal inekler sanirsam caktirmadan Hindistan’in temizligi icin de calisiyorlar cunku bir adet cop kutusu bile olmayan bu yerlerde, yine de beklenilen kadar pislik seli yok.

Birgun ineklerin bir tanesi, kedi gibi surekli bir taraflarimdan girip cikip onunla evcil bir kopekmis gibi oynamami istedi. Sen de kacisima Jess kadar gulermiydin bilmiyorum ama bence hic de komik degildi.

Zamaninda tum dunyada yapilan inek sergisi, bu Yol’dan sonra bambaska bir boyut kazandi.

MARKET SCENE

Ilk ‘market’e gidiyoruz’ dediklerinde zaten yeterince garipsemistim. Heralde birsey alip devam edecegiz derken, ortami gorunce kelime buyuk bir anlam degistirdi. Hill Top adinda koskacaman bir alan, ortada dijiridunun da dahil oldugu kucuk bir band konser veriyor. Etrafinda ise bir suru standlarda, asimetrik kiyafetler, tiril tiril elbiseler, cok tarz sandaletler, korsan ve tarzan stili kiyafetler ve oh my takilar bastan asagi ayri bir kulvar zaten.

CAPURA

Capura denilen yer aslinda sadece bir sokak, buranin taksim’i diyebiliriz. Her gece buraya geldik neredeyse. Herkes de oyle yapiyor, market yada party sonrasi yada oncesi icin Goa’nin en in mekani burasi. Jai Ganesh fruitjuice center’dan baslayan bu sokak welcome restorant’la bitiyor ve arada da dunya mutfaklari yapan bir kac yer var. Soho of Goa.

————–

Kadinlar burada da cok caliskan. Gordugum tum calisan ahali kadin. Hatta cogu kiz cocugu bile diyebilirim. 8 yasinda basliyorlar calismaya. Sirf gencliklerini degil cocukluklarini bile yasayamiyorlar!. Birkaciyla arkadas olduk. Mesela Shanti’nin kocasi calismiyor bile. Ama O yine de calismaktan mutlu.

Her yerde oldugu gibi, buranin da meshur mahalle delileri var. Mesela Antonio, kendi dunyasinda kendi kendine konusuyor, ama ona soru sordugunda hic gitmemis gibi cevaplayabiliyor. Tipi gayet duzgun ve temiz. Hatta cok zengin gibi de duruyor. Baska bir deli de marketlerde duruyor ve gecenlere ‘oh yeah check one two three’ diyor.

Yemek konusuna gelince, Hint yemegini ozledim diyebilirim. Agirlikli yabancilardan olsa gerek, secenekler hep dunya mutfagi.. Bean me up, Gustav (Hungarian food – Gulas ve crème balad siddetle tavsiye edilir. Kendi capinda supper club misali yere uzanip da yiyebiliyorsun, hem de cok etnik ve zevkli muzik de dinleyebiliyorsun ve barko esliginde visualization seyredebiliyorsun), Banquet onereceklerim arasinda gelir. Fish curry denilen Goa’nin meshur geleneksel yemegi ve babainca tatlisi da denenmeden olmazlar arasinda.

Reklam panolarinda en cok yine telefon sirketleri hakim. Herkes roaming’den bahsetmis. Hindistan genelinde ise mutluluk konsepti basrolde sloganlarda. Bir de Mumbai, Delhi gibi sehirlerde ise Istanbul’da da oldugu gibi bankalar ve para/indirim konusuluyor daha cok.

———————————-

OUR ACCOMODATION:

Ilk gun internetten baktigimiz ‘Anjunapalms’ adli guesthouse’da kaldik. (Goa’da kaldigimiz yerler icin oda numarasi veremiyorum cunku oyle bir luksumuz bile yoktu.) Seker bir ailenin islettigi seker bir yer burasi. Ancak onumuzdeki 3 gun bu yer full oldugundan yakininda baska bir yerde kalmak uzere, gun icinde oraya da bakip onayladik. Onun ismi bilem yok. Fatima adinda bir kadin ve kocasi isletiyor orayi da. Bu yerlerde birakin havluyu, tualet kagidi, sabun ve pike dahi yok ama istersen +200inr’ye klima var ki ona da gerek olacak bir sicaklik olmuyor geceleri. 2. gece kaldigimiz yer de 600INR’ydi ve fakat sonra kahvaltida tanistigimiz cocuklar bize kaldiklari yerden bahsedince yine degistirmeye karar verdik cunku hem daha ucuz hem de daha guzelmis. Oraya ertesi sabah gelecegimizi soyledik ama arada Jessi’nin arkadaslari bize baska bir yer daha buldu. Ustelik otel falan degil, 2 yasli kadinin evinin bir kismi. Burasi ise 300INR. O yuzden hemen atladik ustune. Malesef gece sebebini de anladik.  Tualetleri paylasmanin yanisira evde 2 tane cit yapinca dunyayi ayaga kaldiran tijen kopekleri var. o yuzden ordan da ayrilip bir onceki gun buldugumuz yere gitmeye karar verdik ve aradik. Ama onlar da odayi baskasina vermisler bile. Nedense her gun yine bir yer goruyormuscasina, esyalari tekrar tekrar tasimaktan bize bisey oldu. Sonunda stoneage adli bir guesthouse’da kaldik 8 gun. Bu yerle ilgili ne anlatsam – karinca basmalarini mi, yerlerin camurlugunu mu, igrenmekten dolayi uyku tulumunda uyumamizi mi, her gece ruslarin partisini mi yoksa tualetimi yapmaya gittigimde kurbaganin klozete oturmus oldugunu gordukten sonra sikistigim icin klozeti oynattigimda ise tatli kurbaganin tualetin icindeki suya atlama kararini ve benim oyle uyumak durumunda kaldigimi mi.

OUR TRANSPORTATION:

Aradaki mesafeler uzak oldugundan ve taksiler de baya pahali ve zor bulunur oldugundan Goa’da motosiklet sart. Ben bilmedigimden Jess kullandi hep. Ben ise arkada cukurlu yollarda yerimde hoplayip, ziplayip durdum. Cukurlar yuzunden ata binmek gibi birseydi sanirsam. Ayni gun icinde 2 kere lastigimizin patlamasi disinda hersey yolunda gitti cok sukur. Ki o deneyimimiz bile komik oldu haliyle.

————————————————————–

OLD GOA

29.01-02.02 tarihleri arasinda Jason diye bir arkadasim geldi hem saolsun beni gormeye, hem de Goa’yi gezmeye. Muthis bir enerji ve insane (bu sefer ozellikle duzeltmeyecegim :) ) kendisi. Neyse konu dagilmadan devam ediyorum. Bir gun onunla Old Goa tarafina gittik. Baya da yuruduk ve etrafi gezdik. Portekiz etkisini en cok burda hissedebildim. Kucuk kucuk evler, bir suru kilise, Goa’dan bile eser yoktu, birakin Hindistan cagrisimini. Taksiyle pazarlik yaparken enteresan birsey yasadik. Istedigimiz paraya su sartla indi: bizi bir dukkana goturdu, birsey almaniza gerek yok ama 5dk durup cikin dedi. Megersem goturdugu insanlar uzerinden komisyon aliyormus.

———————————————

DUDHSAGAR WATERFALLS:

Bir gun (01.02.2010) Jess, Jess’in arkadasi ve ben araba kiralayip 2 saat uzakliktaki Dudhsagar selalelerini gormeye gittik. 25m derinligindeymis. Cok guzeldi, bu sefer ki wild life sanctuary verdigimiz paraya kesinlikle degdi.Yine bol bol dogayi izledim. Zaten butun hafta bunu yaptim.

Dalgalarin ilk once akmadan asagidan cekmesi.. kimisinin kopurmesi, kimisinin sonmesi..

Envai cesit agac, her biri birbirinden farkli, kimisi birbirine bagli, kimisi bireysel.. kimisi cicek acmis, kimisi kurumus.. dallar sayesinde girdikleri essiz sekiller..

Selale.. suyun etkisiyle acilan oyuklar, o oyuklarin suyu alis ve kesis sekli.. ve suyun onca yaptigi gurultuden sonra geldigi dinginlik, sakinlik seviyesi..

Hepsi birseyler anlatir gibiydi..

Su orumcegi gordum hayatimda ilk defa bu selalerin oldugu yerde.

Offroad yaptik ayrica. 2 tas yanyana duz durmadigi icin baya bi gobek attik arabanin icinde.

Yolda cashew agaclari gorduk. Hemen 15 gunde toplaniyorlarmis.

Asigimmm dogayaaa!

Goa – Mumbai – last day and night in India

Sabah 9da tren istasyonuna gittik. Sonra da Mumbai’ye 15 saatte!.

Alismis olsam gerek ki zaman ucup gitti. Ustelik gunduz treni, uykuyla gecistiremedikte. 2nd class with ac’ydik yine ama ilk kompartman oldugu icin yarimdi, yani Jess’le basbasaydik.

 Taksi ile havaalanina giderken, Slum Dog Millonaire filminin cekildigi slumlarin onunden gectik. Bu tecrubenin filmden de kotu, karanlik, karamsar olacagini beklemiyordum acikcasi. Bi kere ekrana kokunun yansimamasi, o kadar da kotu birsey degilmis, onu soyliyim. Filmde gordugumuzun cok daha buyugu ve gercegi de tabi! Kelimesiz kaldim! Araba camina yapismis oyuncak bebek gibiydim.

Varmamiz aksam 10u buldu. Nepal’e ucagimiz ise sabah 08.40da. Otele gitmeye deger mi degmez mi diye aramizda konusurken, tuttugumuz taksi, otelin daha iyi oldugunu iddaa ederek, bizi butcemize uygun bir yere goturdu. Jess arabada bekledi, ben ise otele bi bakip geldim. O kadar kotuydu ki ‘havalani ne kadar daha kotu olabilir’ diye dusunup Jess’i ikna ettim. Neyseki dogru karari vermisiz. Havalani hic de korktugumuz kadar kotu degilmis. Elbette Mumbai’den daha iyisini bekleyenler de olabilir, ama 1 ay Hindistan sonrasi bence en iyi havaalani :) Ustelik bizim de ilk havaalaninda kalisimiz!

Go to Top