Guatemala

PANAJACHEL

Lago Atitlan’a varmak için geldiğiniz durak burası. En şehir vari olan yerleşim alanı ve kocaman bir marketi var.

SAN MARCOS

(27.12.2010)

Muz, kahve ve avokado ağaçları ile dolup taşan San Marcos, en keyifli köylerden biri. Enerjisi çok yüksek olan bu yeri, hipiler ve metafizikçiler donatmış. Dolayısıyla, meditasyon ve yoga çok yaygın. 1 ay süren mükemmel ay kursu ve 3 ay süren güneş kursu içimde kalanlardan. (isteyenlere detay verebilirim çünkü bence çokçokçokkkkkkk enteresan). Daha gizli cevherlerin bulunduğu bu köyde, çukulata şamanı bile var. Çukulatasından deneyen arkadaşım Holy, nasıl doğal olarak yükseldiklerini anlattı. Şamanın inancına göre, çukulata ruhu, onu hangi ağaçtan kakao alması gerektiği konusunda O’nu yönlendiriyormuş. Bu çukulatayı yedikten sonra yaptığınız meditasyon çok daha derin oluyormuş.

SANTIAGO

(31.12.2010)

Toliman ve San Pedro volkanlari arasında kalmış bu şanslı köyde, Maximon (tanrısallaştırılmış meşhur bir karakter – hediye olarak tercihi sigara ve rum:) ) köyün ikonu. Cuma ve Pazar günleri pazar kuruluyor. O yüzden Cuma günü gitmeyi tercih ettim. Kaos mu dedinizzz.

mercado

Müthiş yerli kokuyordu pazar, bayıldımmm. Herkes ve herşey altalta üstüste. Burada erkekler bile geleneksel giyiniyor. Şapkaları belli ki itibar gösteriyor. Yaşasın kültürleri, hallelujah!

CHICHICASTENANGO

(02.01.2011)


Perşembe ve Pazarları market var burda da. Üstelik, ‘ülkenin en büyüğü’ ünvanını taşıyor. Pazar günkü daha büyük olduğundan, buraya da Pazar gitmeyi tercih ettim.

Bu marketlerin hiç birinden birşey almadım açıkçası. Amacım sadece kültürü koklamak oldu.

Hayatımda gördüğüm en güzel mezarlık burdakiydi kesinlikle! Her aile kendisi için kendine özgü farklı bir ev yapmış, bedenlerini orada yatırtıyorlardı.

Kilise de bir o kadar güzeldi. Hem merdivenlerindeki kültür kokusundan, hem de bahçesinde yapılan törenden dolayı ekstra şekerliydi.

5Q’e yerlilerle birlikte yediğim çorba yummyyyy.

SAN JUAN

(29.12.2010)

San Pedro’dan San Juan’a yürümek 15dk / tuktukla 5dk 5Q.

Yeni değişen belediye başkanları sayesinde artık çok daha temiz ve sanat dolu olan bu köyde, küçücük de olmasına rağmen saatlerce yürüdüm.

Buraya yürürken, yolu paylaştığım Mayalı köylülerle, dil bilgisizliğinden, abartısız dakikada bir sadece kırkırdaşarak hola’laştık. Kelimeler yetersiz gelse bile, niyet ve içtenlik o kadar güzeldi ki, paragraflar boyu konuşmaktan bile çok daha derin ve anlamlı geldi.

Lütfen biri bana globalleşmenin faydalarını hatırlatabilir mi.. bu güzelim uygarlıkların yok olma olasılığını başka türlü kaldıramıyorummm.

GÜNÜMÜZDEKİ MAYA KÜLTÜRÜ

Daha çok kadınlar geleneksel kıyafetleri giymeyi sürdürüyorlar

Erkekleri ise sadece bazı köylerde gözlemleyebilisiniz (bknz Chichicastenango, Santiago)

Kutlamalar adına her gün patlamalar duymak mümkün. İsraelli arkadaşlarım bu yüzden her patlama olduğunda panik atak geçirmeye 5 kala oluyorlar.

Resmi bir evlilikleri yok, sadece geleneksel törenler eşliğinde evleniyorlar. Evlenme yaş ortalaması 18. Belgeleri de yok haliyle. Boşanma yok kadar az. Demokrasi var. Okul şart değil hatta tercih bile edilmiyor çünkü çocuklar genelde çalışıyor ve gelire baya yardımları dokunuyor. Ancak devlet, eğitimi desteklemek adına, eğer aile çocuğunu okula göndermeye razı olursa, ekstra ayda 300Q kazanıyor.

Günde ortalama 30Q kazanılıyor.

Kadınlar genelde geçim kaynaklarını başlarının üzerlerinde taşıyorlar.

Bir de Maya takvimlerini ispanyolcama paralel azıcık öğrenebildim.

Toplam 20 adet takvimleri varmış.

En önemli ikisi: 1. Cholg’ij – 260 günlük – yıldızların enerjilerine göre hesaplanmış.

4. Cholnimlajg’ij – 26.000 yıllık – 21.12.2012’de biten.

Eğer Maya enerji rakkamınız benimki gibi 12 ise, biraz daha bilgi de verebilirim (vanessataragano@gmail.com)

Çoğu Maya yerleşim alanını ziyaret ettiğimi umuyorum. Başta cok turistik geliyordu çünkü o kadar tatlılar, vericiler ve hoş sohbetler ki, insanın inanası gelmiyor. Ama sonradan gözlemleyerek ve insanlarla konu ile ilgili sohbet ederek anladım ki aslında bu onların kendi yapıları, kendi ruhu… Dolayısıyla orayı turistik yapan sadece içinde bulanan gezginlerdi.

Seviyorum Mayaları :)

V’StateOfFriends

Ben adında enteresan bir adamla tanıştım. Brezilya’ya gidiyordu, belgesel çekmeye.. Kendisi Fransız, çok meraklı ve atılgan. Pazarda gezerken dadaşmadığı insan, matraklık yapmadığı mekan kalmadı diyebilirim. Hem kendini, hem de bizi çok eğlendiriyordu. Japon sevgilisi sayesinde gözlemlediği kültürün etkisi altında kalmış, Brezilya’ya göç eden 2 milyon Japon’un hayatını araştırmaya gidiyordu. Her iki kültürü de yakından tanıdığından, karışımı onun çok ilgisini çekmişti. Açıkçası ben de projesini merakla bekliyorum.

Antigua’ya geçerken otobüste çok tatlı bir kadınla tanıştım. Son 6 ayını burada geçirmiş, yolda bir köpeğe bağlanmış, son günlerini onunla birlikte geçirerek ülkesi Amerika’ya dönme Yol’undaydı.

Daha önceki yaşamından bahsederken, bana çok ilginç gelen işinden bahsetti. Çeşitli ülkelerde ‘gizli ev’ denilen yerlerde çalışmış. Aileler ve çocukları arasındaki kültür farkı yüzünden acı çeken çocukların kaçtığı, daha doğrusu sığındıkları evlermiş buraları. Çocuklar, çaresiz kalıp soluğu burada alıyorlarmış. Aileler ise çocuklarını bulamayıp polislere haber verdiklerinde, ve polisler de bu evleri aradıklarında, gençleri gizliyorlarmış bile. Çoğu genç bir daha geri dönmemeyi seçiyormuş. Kimisinin ailelerini de modernleşmeleri konusunda ikna edebiliyorlarmış ama bu tabloya genelde az rastlanıyormuş.

ANTIGUA

(05-07.01.2011)

200 yıl boyunca başkent kalan Antigua, çok romantik bir şehir bence. 1773’te çok büyük bi deprem geçirmiş olmasına rağmen, hala koloniyel, terakota çatılı ve her biri birbirinden farklı, pastel boyalı, tek katlı binalarla kaplı, tarih resmen üzerlerine desen yapmış.

Diğer koloniyel şehirlere kıyasla daha düzenli, daha tertipli, daha temiz ve daha renkli. O da globalleşmenin etkisi olsa gerek. Her sokakta başka bir sürpriz saklı sanki. Her daim gelen begonvil kokuları ise sizi daha da bir kendisine çekiyor. Üstelik Atitlan gölü gibi, 4 bir yanı dağ ve volkanlarla (3 adet) korunaklı..

Neredeyse her sokakta bir ruins görmek ise, şehire tarihi bir büyü katmış.

Ecaneden bile gelerek bütün sokağa asil bir ruh katan klasik müzik, bu bağlamda nerdeyse şaşırtmadı bile beni.

Görülesiler

Casa Santo Domingo

casa santo domingo (1)

(hem otel olan hem de içinde 6 ayrı müzeyi barındıran bu güzelliğe 18.00’den sonra giriş ücretsiz.)

Bir de sağladığı ücretsiz shuttle ile parkına da gidebiliyorsunuz.

Mercado

La Antigua Galerie De Arte

Fotoğraf Galerisi (Guatemala’nın tek fotoğraf galerisi ki onu da Jon Kaplan adındaki gavur açmış)

Museo Del Libro

World Music Exhibition (Yerlilerin zamanından başlayan geleneksel müzikleri, çekilmiş videoları, ve kullanılan enstrümanları deneyimleyebileceğiniz, saatlerce içinde kaybolabileceğiniz, toplumdan çekinmesem Tanrı’nın evi diyeceğim bir yer)

Tienda La Canche (çok iyi çoook – bakkalın içine saklanmış, sadece yerlilerin bildiği, günlük ev yemeği yapan, 2 masalı, müthiş lezzetli ve keyifli bir yer)

Accomodation

Jungle&Party Hostel & Cafe – 5,5usd – bedava kahvaltı, wifi ve sıcak suyla duş imkanı

From ANTIGUA to LANQUIN

Shuttle ile 125 Q

Ancak El Retiro adlı hostel (ki zaten kalmak istediğim hostel buydu) kampanyası sayesinde 135Q verip hem ulaşımımı hem de bir gece konaklama bedelimi ödemiş oldum ve kapı önüne kadar bırakıldım.

CHICKEN BUS

Amerika ve Kanada’nın eskidi diye kullanıp attığı bu sanat eseri öğrenci taşıma araçları, Guatemala’da, Nicaragua’da, Honduras’da, El Salvador’da ve Panama’da, halk otobüsleri olarak kullanılıyor. Üzerlerinde, zamanında öğrenciler için yapıştırılmış ‘yemek, içmek yasak’ vs gibi etikekleri öylece bırakmışlar.

Hindistandaki kamyonlar gibi kültürlerini renklendiriyor, şahsen bayıldıklarımdan.

Onlara neden ‘tavuk otobüsleri’ dendiği tam olarak bilinmiyor ama çeşitli varsayımlar var –

Tıklım tıklım insan taşıdığından olabilir, tavukları da gerçekten taşıdığından olabilir..

Her ne ise sebebi, beni çok etkilediler.. En çok da çalışan asistanlar…

Otobus hareket ederken inip binebilmeleri, otobüsün üzerine çıkabilmeleri, arka kapıdan içeri girip, çıkabilmeleri… neden bu otobüsler yerine sirkte çalışmadıkları bence meçhul..

Çalan müzikler ise en sevdiğim yanları. Her ne kadar benzer şarkılar çalsalar da, ortama kesinlikle geleneksel bir hava katıyorlar.

Ayakta kalmak durumunda kaldığım zamanlarda, içimden ve hatta bazen dışardan çaktırmadan dans edebilme özgürlüğü çok eğlenceli.

Yöresel tadlar satmak üzere neredeyse her durakta, otobüse giren çıkan seyyar satıcılar, ne sattıklarını bizim pazarlardaki gibi bağırıyorlar da. Genelde torba içinde satılan bu ürünler, haliyle baya ucuz da. Mesela bir torba dolusu meyve sadece 5Q.

Ancak malesef herşey gözüktüğü kadar zevkli olamıyabiliyor.. Mutlu ve arkadaşlarının başına gelmiş olan hikaye, tüyleri diken edici kıvamda. Mutlu’nun para çantası, göğsünde olmasına rağmen, kredi kartları çalınmış ve toplam 1500 usd harcama yapılmış. Başka bir kadının çantası, önünde kendine yapışık olmasına rağmen, bıçak ile kesilip, içinden kamera alınmış. Başka bir adamın ise pasaportu çalınmış. Ve işin kötüsü o kadar organize ve profesyonel yapılmış ki, gece bir daha ihtyaç duyana kadar kimse bu durumda olduğunu farketmemiş bile! Büyük geçmiş olsun!

Go to Top