dia 1 – Guaranda

İlk günlerindeyiz karnavalın

Bu yüzden hazırlıklar henüz tertemiz

Çiçekler rengarenk, bir yaramazlık yok

Başımıza geleceklerden bihaberiz.

dia 2 – Guaranda

Festivalin başladığından haberdarız

Un ve su savaşından da

Bu yüzden temkinliyiz

tam takır kıyafetlerimizi, yağmurluklarımızı takıştırıp, erkenden yola koyuluyoruz

Henüz erken diye olsa gerek, rahat rahat kahvaltımızı da yapabiliyoruz

Ama tekrar dışarı çıktığımızda sesler duyuyoruz

Çığlıklar, kahkahalar…

Adrenalin yükselmesi ile sıkıca kolkola girip, yola koyuluyoruz

her an olabilir diye telaşlıyız, kıkırdıyoruz, parmak uçlarımızda yürüyoruz

Genelde kenarlardan yürümeye dikkat ediyor, sokak aralarında hızlanıyoruz

Ve bammmmm – aynı anda hedef alınıyoruz!

Ve tabi biz başta bunu bir şey sanıyoruz.

Şehrin içine girdikçe, yukarılardan, köşelerden atılan

un ve su balon oranları yükselişe geçiyor!

Akşam vakti yaklaştıkça, kontrol iyice elden gidiyor..

Sanki bütün şehir kuşatılmış durumda!

Çocuklar gücü ele geçirmiş,

yaşlı, ıslak dinlemeden saldırıdalar!

Yaşlılar da farksız ha, herkes delirmiş durumda!

Oturdukları yerden, ellerinde köpük silahlarıyla, madur, turist dinlemeden sardırıdalar!

En kötüsü de ağzının ve gözünün içine girenler!

Kaçış ulaşılmaz, eğlence kaçınılmaz

(buraya güzel uyan bir atasözünü bilsem dee ağzımı bozmayacağım :p )

Alkol, yemek bedava, yerliler ikramda! Şaka değil, bir de bu estantaneden içirtiyorlar, çok eğlenceli! Darısı başınıza!!!

Herkes nasıl eğleniyor, nasıl mutlu, görseniz Goran Bregovic imzalı bir rüya sanarsınız!

Fyi: Una bulanmış insanlar, ispanyolları sembolize ediyormuş!

Teşekkürler Guaranda!!! Çok eğlendim yanında :)

dia 3 – Guaranda

Sabah yerlilerin geçit töreni mi var dedinizzzz daha ne isterimmmm

Hemen geçtim başına

Ben ve yüzlerce insan daha

Yerel halk da bizim kadar eğleniyor

Arada geçitteymiş gibi yürüken, çeşit çeşit yemek satanlar, hem geçide hem miğdemize lezzet katıyor..

Geçit bitene kadar kaldık.

Her farklı kabile, kendi tarzında giyinmiş, hazırladıkları gösteriyi sunuyor. Malesef genelde yüzlerinde, sıcak ve yokuş yüzünden çektikleri ızdırabın bir yansıması var. Hem de nasıl haklılar! Hala sırıtmaya çalışanlardan başarılı olanlar da var. Heralde en şanslıları, başına bir maske geçirmiş olanlar, bir de rol yapmak zorunda kalmıyorlar.

Kimisi yemek dağıtıyor, kimisi sadece güzellik saçıyor. Kimisinin ne yaptığını da anlamadım açıkçası.

Çocuklar her zaman olduğu gibi nefes kesiyor!

dia 4 – Ambato

Sabahın köründe festivali izlemek için kalkıp, erkenden meydana geliyoruz.

İlk geldiğimizde o kadar boş bir sokakla karşılaşıyoruz ki rahat rahat kahvaltı edebileceğimiz bir yer bakıııppp, rahat rahat oturuuppp, keyifle kahvaltımızı ediyoruzzz. Kath’in hayran olduğum bir huyu daha, ‘yemeği inanılmaz yavaş ve keyifle yemesi yummmyyy’ derkennn, kahvaltımızı bitirip aynı sokağa döndüğümüzde, manzaranın tamamiyle şekil değiştirdiğini, e kaçınılmaz görüyor, oturmak için çeşitli pozisyonlara girmeye başlıyoruz. Duvarlardan tırmanıyoruz, ı-ı, vucudumuz uzun kalıyor, koltukları para ile satanlarla pazarlığa girişiyoruz, ı-ı, pahalı geliyor. Olan olmuş, yağmurluklarımızı yere serip iki büklüm üzerine oturuyoruz.

Ve geçit töreni başlıyor!

Burdaki çiçek festivali!

Çiçeklerden, meyvelerden ve hamurdan yapılmış dev yapıtlar geçiyor

Renkler, desenler ortamı çılgına çeviriyor

Yaratıcılık, aracın önündeki, eser sahibi isminin plaketi ile ünvanlandırılıyor.

Bu araçların üzerlerinde, Ekvator ile birlikte komşu ülkelerin güzellik yarışması kazananları var, halkı selamlıyorlar..

Dünkü geçitten sonra affallıyor ama bir yandan her kareyi resmetmeye çalışıyorum..

Bu bayanlar elbette sürüklenen bir zemin üzerindeler. Kıpırdamalarına gerek bile yok.

Yanlarındaki eskortları, onlara şemsiye tutarak, rahatsız eden güneşi engelliyor

Diğer elinde de su, ihtiyaç anında uzatıyor

Hayat ne garip! Pöh!

Geçit töreni bittikten sonra, Kath ile birşeyler yemek için bir restorana giriyor, azıcık dinleniyoruz. ‘2 farklı şehirde, karnaval ne kadar farklı kutlanıyor’ konu başlıklı sohbetimiz ardından, lanet olası alışkanlığım sigara yüzünden dışarı çıkmaya niyet ederken amanınnnnnnnnnnnnnn o ne, dışarı çıkılmıyor! Gençler kendilerinden geçmişler! Köpük savaşından ortalık kar yağmışa dönmüş! herkes heykele dönüşmüş! Bir kaç saat orada mahsur kalsam da hayatımdan çok memnundum, dışardan seyretmesi de zevkliydi haliyle :) !

Daha sonra konserleri izlemek üzere dışarı çıkıyoruz.

‘Etrafımıza hiç bakmamak, kimse ile gözgöze gelmemek, hiç bir şey yokmuş gibi davranıyor olmak’ yeni geliştirdiğimiz taktiklerimiz

Yedi mi dersiniz, yemedi tabi

Allahtan sabunlu bir köpük de, kendimizden iğrenmiyoruz

Konserler, her zaman olduğu gibi burda da vaktinden çok daha geç başlıyor, bizi oradan buraya sürüklüyor – ‘yok buradaki başlayacak, gidiyoruz yok 1 saat sonra ama şuradaki başlayacak, oraya gidiyoruz, yok değil 2 saat sonra’ derken, başımızdan aşağı, kardan adam olmak yine kaçınılmaz oluyor!

Dia 6 – Banos

Yok artık!

Daha abartılısı olamaz diye düşünürken, karşımızı çıkana baaaak! şakaaa! Burası artık oyun parkına dönüşmüş! Herkes kardam adam! Bembeyaz olmayan da, elinde köpük silahı olmayan da yok!

Müthiş bir deneyim çünkü kaçmana imkan yok! ve bırakıyorsun akışa.. mükemmelll!! fiyufitt

Sanırsam en özgür burada eğlenebildim ve haliyle resmedemedim

İlk günden beri bayıldım Banos’a!