Kaderimde resimsiz anlatmak da varmış. Makinemi çok özledim bile. Anlara kaçırılmış bir kare olarak bakmayı da hiç sevmedim açıkçası. Pfff neyse…

Başkent Bogota, alfa şehri olma yolunda, beklediğimden çok daha modern, çok daha düzenli ve sanat dolu. Her ne kadar gittiğimiz modern sanat galerisinde, sanata dair bir eser bile çıkmamış olsa da (holokost ile ilgili tarihi bir sergi vardı) özellikle La Candelaria sokakları birer sanat eseri gibi. Neredeyse her duvarında görebileceğiniz grafitilere vaktim olsa saatlerce bakabilirdim. Kimisinin politik olması beklenilendi tabi. Üniversite şehri olmasından kaynaklanan entellektüel ve stil sahibi gençler ise Kolombiya’nın hiç beklemediğim bir yüzü ile tanıştırdı beni. Saçları da Berlin gençlerini andırdı. Düşünün modernlik boyutlarını.

Bogota da nehir üzerine kurulan şehirlerden bir tanesiymiş. Sudan pek bir eser kalmamış içerilerde, o ayrı tabi.

Panama şehrinde ve Cartagena’da olduğu gibi bir taraftan eski şehir, diğer taraftan gökdelenler, ironilere de ev sahipliği yapıyor. Kendilerini rollos olarak çağıran yerlilere göre de burası Kolombiya’nın en kültürel şehri zaten. Adım başı galeriler, tiyatrolar, konser ve sinema salonları, burayı yaşanası bir şehir kılığına sokuyor.

Mr. & Mrs. Smith de burada çekilmiş.

Accommodation: Kath ile bize pahalıya patlayan Panama-Kolombiya yelken yolculuğumuz sonrası, ‘tasarrufun dibi’ kararımız üzerine, bundan sonra hep Couchsurfing yapacaktık. Ve bu yüzden Medellin’de kendimize kalacak yer de ayarlamıştık. Gardaki ani karar değişikliğimiz sonrası Bogota’ya gittiğimiz için, ilk gece bir hostelde kalmak durumunda kaldık – Alegria’s Hostal – gayet de memnun kaldık. Hatta 5 adım ötesindeki kardeş dorm’unda kaldığımız için 2.000 pesos daha ucuz ödeyip küçük mutluluklar yaşadık = 20.000 pesos. Ertesi gün ise yeni bulduğumuz couchsurfing evine geçip, yerli hayatını çok daha yakından tanıma şansına eriştik. Bir sonraki yazımda ise bu detaylardan bahsedeceğim yuppieee.

Transportation: Şehir çok büyük ancak halk otobüsleri turistler arasında hiç yaygın olmasa gerek ki gardan merkeze gitmek için otobüse bindiğimizde herkes bize uzaylı gibi bakıyordu. Sonra genç bir yerli ile konuştuğumuzda tespitimizde doğru olduğumuzu anladık. Saolsun yolunu değiştirip bizi hostelimize kadar bırakma inceliğini de gösterdi. Taganga deneyemimiz sonrası bize açıkçası baya iyi geldi.

Couchsurfing yaptığımız eve ise Transmillenio adlı yepyeni bir tren ile gittik. dışardan çok temiz ve şık görünen bu trenler, bırakın ki iş çıkış zamanı aşırı kalabalık olup Hindistan’I çağrıştırıyor, yerlilerin anlattığı kadarıyla, hırsızların da baya iş mekanı oluyormuş. Nereye olursa olsun bir bilet 1.700 pesos.

Görülesiler:

La Candelaria

Plaza de Bolivar (Her Cuma 17.00’den sonra Plaza Bolivar’dan arabalar çıkartılıyor ve ’Septimazo’ dedikleri olaya başlıyorlar. Sokak performansçıları pandomim gösterilerini, sirk sanatçıları juggling ve poi aktivitelerini, breakdansçılar yerde sürünmelerini yaparken, izleyiciler bal ile tatlandırdıkları çaylarını veya ‘aguardiente’ dedikleri şeker kamışı karışmış alkollerini yudumluyorlar.)

Bu güzelim fiesta dışında bir de bisikletçilerin aktiviteleri var her Pazar sabah 7 – öğlen 2 arası. 120km boyunca ana yollar kapatılıyor ve bisikletçiler yolların kahramanı oluyor.

Museo del Oro (Güney Amerikada bir sürü yerde rastlayabileceğiniz altın müzesine meraklıysanız, burada gitmeniz öneriliyor çünkü en meşhuru burdaki imiş. Açıkçası benim yine de hiç ilgimi çekmediğinden gitmedim. Ama Kath gitti ve baya beğendi. Içinde kabileleri tanıtan bir bölüm de varmış.)

Donacion Botero (tabikide gittimmmm ve bayıldımmmm. Sadece Botero eserlerini değil bir kaç adet Pablo Picasso, Edgar Degas, Joan Miro, Marc Chagall, Max Ernst eserlerini de görebildim. Isteyenlere hem Botero ile ilgili hem de hangi eserlerin yer aldığı ile ilgili büyük zevkle detay geçebilirim. Uçtuğum anlardan biri daha bu müze duvarları arasındaydı.

Gençlerin MAMBO diye kısalttıkları modern sanat galerisinden kısaca zaten bahsetmiştim. (Museo de Arte Moderno – Benim şansım yoktu ama belki sizin şansınıza güzel bir sergİ çıkabilir – giriş 4.000 pesos)

Museo Historico Policia (Pablo Escobar ile ilgili bilgi almak ümidiyle buraya da geldik. Ancak çok yanlı bilgi aldığımıza neredeyse eminiz. Haliyle genç bir polis bizi gezdirdiğinden, sadece komiserlerinin onlara söylemesi gerektiklerini aktardı bize. Her ne kadar konuşturmaya çalışsak da açıkçası hiç başarılı olamadık. Yine de öğrendiklerimi aktarayım: Bizi gezdiren asker, bunu bedavaya yapıyordu. Belli ki , polisler hakkında iyi düşünmemiz isteniyor, varsa yargılarımızdan kurtulmamız bekleniyordu.

FARC gerillasını ve Cali Cartel’ini neredeyse temizlediklerini aktardı polis rehber. Pablo Escobar’ın liderliğini yaptığı Medellin Cartel’I ise çoktan temizlenmiş zaten. Escobar’ın fakirlere yardım etmesinin başka bir sebebi ise politikacı olmak istemesiymiş. Medellin’in bugüne gelmesindeki katkı payı büyük olan Escobar, 2 Aralık 1993’te doğumgününden 2 gün sonra öldürülmüş. Başına 2.700.000.000 biçilmiş. Kuzeni ve çeteden biri daha Amerika sınırları içinde bir hapishanede yatıyormuş hala.  Oğlu ise hala yaşıyormuş – Boines Aires’de – fakat ismini değiştirmek durumunda kalmış.  Escobar’ın altın kaplamalı Harley motorunu neden onların sergilediklerinde anlam bulmak kolay olmuyor bu durumda. Girişte yaptıkları kahve ikramı ve çıkışta verdikleri hediye poster ise bu süslerin birer parçasıydı. İşkence odasında çeşitli ülkelerde yapılan işkenceleri sergiliyorlardı. En kötüsünün Türkiye olduğunu görmemeyi yeğlerdim tabi.

Baş komiserin ünlü lafı ile de sergiyi sonlandırdık: ‘1 gün mutlu olmak istiyorsan, alkol al. 1 yıl mutlu olmak istiyorsan evlen ama hayat boyu mutluluk istiyorsan polis ol’.

Usaquen (ilk yerleşim burada olmuş. O yüzden olsa gerek, en koloniyel yapıyı da burda gözlemledim. Ancak baya avrupalaştırılmış ve yan etkisi olarak da pahalılaşmış. Kira fiyatları en fazla burada kabarık.)

Museo Arqueologico

Museo de Arte Colonial

Museo Nacional

Cerro de Monserrate (teleferikle tüm şehri kuş bakışı görebilirsiniz)

Mirador Torre Colpatria

Parquet de los Periodistas’ta pazarları yerli marketi var

Jardin Botanico Jose Celestino’da 5.000’den fazla orkide çeşidi var

Maloka

Andres Carne de Res (neredeyse 150.000’e patlayan, müthiş yemekleri tattığınız ve cirque de soleil tarzı show’lara tanık olduğunuz mekana biz gidemedik ama bütçeniz varsa kesinlikle öneriliyor)

Şehir dışı değer göreliselier:

Zipaquira (doğal tuzdan yapılmış kilise – otobüsle 2600 pesos 1’15dk)

Suesca

Guatavita