Senior Jose, 2 gün önce yaşadığımız kötü tecrübeden sonra, bu dünyada karşılıksız vermenin ve almanın ne kadar güzel hatta eşsiz bir his olduğunu hatırlattı bize. Kate’le başta ettiğimiz tereddütlerin gereksiz olduğunu daha sonradan anladık.

Rivas/Nicaragua’dan chicken bus’a bindiğimiz zaman, Kate tualeti kullanmak istemişti. Senior Jose, onunla tualete gitmeye kadar yardım teklifleriyle başladı. ‘Sınırı geçerken, benimle gelin, çünkü turistlerden 1 dolar talep ediyorlar’ diye devam etti. Gerçi polisler izin vermedi ama Senior Jose, o güzel gülümsemesini tonton yüzünden hiç eksik etmedi. Biz bilet alırken, bizi bekledi. 3 kademe girişin her birinde bizimleydi. Otobüse binmemize yardımcı oldu. Aslında biz geceyi Monteverde/Santa Elena’da geçirmek istiyorduk, ancak sınırı geçerken, güneş battığından, artık oraya otobüsün gitmediğini öğrenince, bizi evine davet etti. Tilaran’da ailesi ile birlikte yaşadığını anlattı. 2 kız ve 2 oğlu varmış. Bir kızı ve bir oğlu Amerika’da okuyormuş, diğer kızı ve karısı, teyzelerini görmeye başka bir şehire gitmişler. Diğer oğlu ise onu evde bekliyormuş ve 16 yaşındaymış. Evine bakacaktık, eğer içimize sinmeyen bir durum olursa diye evinin yakında LP’dan bir hostel bularak, taşıdığımız gereksiz şüpheyi selametle uğurlardık. Otobüsle Canas’a kadar geldik. Diğer durağa yürümek 15 dakika alacaktı ve benim koca güllemi taşıyacak gücüm kalmamıştı. Taksiyi tek başıma bile ödemeye razıydım ancak Senior Jose izin vermedi ve çantamı sırtlanıp yürümeye başladı. Vardığımızda bir arkadaşını gördü. Bizi göstererek Tilaran’a kadar hep beraber gitmeyi teklif etmiş olacak ki, o da oldu. Evine vardığımızda, bizi rahatsız eden hiç birşey olmadığını görünce rahatça yerleştik. Kate’le ikimize özel 2 yataklı bir oda verdi, tualetin ve mutfağın yerini gösterdi. Birşeyler yemeğe dışarı çıkacağımızı ve isterse ona zevkle yemek ısmarlamak istediğimi söyledim ama akşamları kesinlikle yemek yemediğini belirtti. Çok geç olmadan yattık, haliyle çok yorulmuştuk. Sabah uyandığımızda Senior Jose’nin çoktan kahvaltı hazırlamaya koyulduğunu görünce, hayret ve sevgiyle taşan kıkırdamalarımız, ortama daha bile huzur kattığını umuyorum.

Sabah kahvaltı öncesi Senior Jose’nin ettiği dua eşliğinde ruhum gene şaha kalkmıştı. Kahvaltıda ettiğimiz sohbet de çok ilginçti. Evlenme yaş ortalamasının burada yaklaşık 20’li yaşların başı olduğunu öğrendik. Evlenmeden önce yaklaşık 6 ay flört etmek doğal karşılanıyormuş. Ancak daha sonra evlenmeleri bekleniyormuş. Eğer evlenmeyeceklerse de, daha fazla uzatmadan ayrılmaları öngörülürmüş. Boşanma ise hala hiç hoş karşılanmıyormuş.

Karşılığında hem oğluna hem de kendisine verdiğim nazar boncuğu tabikide Senior Jose’nin yaptıkları karşısında bir toz tanesi kalır ama dilerim kendi güzelliğini hatırlatacak bir anlam taşır.

Daha sonra durağa gelip, herşeyin yolunda olup olmadığını görmeye geldi. İşte o zaman kendimi Senior Jose’ye sarılmaktan alı koyamadım.

Senior Jose, yardım sebebini hristiyanlığa bağlamıştı. En azından sebebinin bu olduğunu söyledi. Aklıma Jessi ile bana Bombay’de yine karşılıksız yardım eden aile geldi. Onlar da yardımlarını müslümanlığa bağlamıştı. Düşünüyorum da, din gerçekten insanların iyi olmasına yardımcı olabiliyor. Kate de bunun üzerine Kanada’da insanlara yardım edip, ateistliğe bağlayacağını söyledi :)