O kadar tatlilar ki.. hele şivelerini duyunca, yanaklarini sıkasım geliyor.

Aile kavramları çok gelişmiş. Hatta ilk tanıştığım Jamaikalı’nın 27 çocuğu vardı mesela.

Müzigin ruhlarına, kültürlerine işlemiş olduğu, arabalarından gelen klup desibelindeki müziklerden de belli..

Afrika’nın etkisinden de olsa gerek, rengarenk her yer…

Bayraklarının sarısı güneşi, yeşili doğayı, kırmızısı ise insanları temsil ediyor.

Minimum maaşları haftada 45usd.

Ana dilleri ingilizce ama şiveleri farklı. Daha sert ve kestirmeden konuşuyorlar.

Turistlere karşı çok sıcaklar.

Ancak maalesef dünyanın çoğu yerinde de olduğu gibi kazıklamak isteyen fırsatçılar var. Dikkat etmekte fayda var (bknz practical information).

Fakirlikten, yaptıkları evlerin anca bir kısmını insa edebilmisler, apacik yasiyorlar.

Hayvanlarına o kadar iyi bakıyorlarmis ki, keçileri gün boyunca serbest bıraksalar bile, kendi kendilerine geri dönüyorlarmış.

En sevdiğim Jamaika’lı arkadaşım ‘time and again’ market sahibi Norris – bana tek turist gibi davranmayıp, herşeyime yardımcı olan sıcacık Hint asıllı bir şeker. Isteyene numarasını zevkle verebilirim. (vanessataragano@gmail.com)