Rainbow beach + Tin Can bay

Day 10 (24.04.2010) 

Sabah erkenden kalkip yola ciktik. Kac gundur evimizi sarj edemedigimizden, kahvalti etmeden bile, bir sure yol aldik. Birden bir kanguru gormeyelim mi, cok eglenceliii. Cizgi filmden cikmis gibi zip zip zipliyordu, yuppiee.

Ve Sunshine Coast‘a vardik. Ilk duragimiz ‘Rainbow Beach‘. Soyle bir havasini koklayip ciktik, ki zaten cok kucuktu. Bir kac insan balik tutuyor, bir kaci ise surf yapiyordu.

Ardindan Tin Can Bay‘e gittik. Burasi ise bir balikci koyu. Burda da pek birsey yoktu.

Yola devam ettik. Ve vardik Noosa‘ya. Kalacagimiz yere gidip sarj etmeye basladik bu sefer erkenden evimizi.

İnsanlar bu karavan parklarda gecelik degil, senelik kaliyorlar. Bir de ‘cabin’ diye bir konsept var ki, direk portati ev gibi kiraliyorsun. Fiyati biraz daha tuzlu oluyor o kadar.

Bu Yol’larin beni en mutlu eden hediyelerinden.. yanindan gectigimiz bu guzelim tarlalardan aldigimiz taze sebze ve meyvelerimiz yummyyy.. hem de cok ucuzlar. Mesela burdan 10 adet avokadoyu sadece 2 dolara aldik. Ustelik sepeti birakmislar oraya. Sen de parayi koyup, istedigini alip gidiyorsun. Misss.

———————————————————-

Noosa National Park

Day 11 (25.04.2010) 

Sabah uyandim, yuzumu disimi yikadiktan sonra kahvemi yaptim. Aldim iskemlemi, bardakligi da var. Koydum onu oraya. Oturdum cimenlerin ustune, kuslari dinledim. Bir kusun palmiye agacinin uzerine konup salincak gibi sallanmasini izledim. Keyif mi dedinnn. Bu zevki bugun biraz gec cikmaya borcluyum.

 Ardindan Noosa National Park‘a gittik. Muthis zevkliydi.

ilk once sahil boyunca yuruyup, sonra yagmur ormanlarinin icinde kaybolduk.. 5km yol yaptik..

Cesit cesit agaclar, el degmemis yapilar beni benden aldilar. Dogal halinde olan hersey, ne kadar vahsi olsa dahi, cok daha cezbediyor beni icine cekiyor. Aralarinda kaptan magara adami agaci bile vardi. Ben de bu durumda kaptan magara kadini mi?..

Tek derdim hala bir koala gorememek.

Aksam kalacagimiz yeri bulma umidiyle, gunes batmadan yola ciktik.

Bir rest area’da kaldik ki sorma, sartlar baya zorladi.

Hemen uyuduk tabi. Karavan hayati sanirsam boyle birsey, aksam 9’dan sonra cit cikmiyor. Simdiye kadar nereye gidip, nerede kaldiysak da durum bundan ibaret. Yani yine hemen iyi geceler :)

—————————————————————————-

Coolum Beach

Day 12 (26.04.2010) 

Sabah kaltigimda bu yer cok guzel bir parka donusmustu sanki.

Meditasyon ardindan kahve keyfimi yaparken, dun aksam tanistigimiz komsu karavandan 50’li yaslarinda Rodney ile sohbete basladik. Megersem kendisinin bir web sitesi varmis ve orda 15dk’lik meditasyon rehberligi kaydi ve workshop kitaplari satiyormus (www.rodneystoddart.com.au) Her gun sadece 15 dk meditasyonla hayatinin degisecegini garanti ediyor. Degismezse de parayi iade etme sozu veriyor. Boyle bir sitenin arkasindaki yuzle tanistigimiz icin cok memnun oldum. Hep merak ederdim bu arkadaki yuzleri. Gezgin olduguna hic sasirmadim acikcasi. Karavanda kullandigi elektrigi, paneller sayesinde gunes enerjisinden aliyor. En yakin arkadasinin adi Vanessa, kizinin adi ise Cesi. Enteresan bir rastlanti degil mi?

Cok gecmeden gittik Coolum beach‘e. Parkin onundeki skateboard alanlarinda, cocuklar cok guzel atliyorlar. Jessi havada yakaladi onlari :)

Bir cocuk dustu ve kimse yanina gitmedi bile. Herkes kaymaya devam etti hicbirsey olmamis gibi.. Bireyselligin bu kadari da biraz fazla degil mi?

————

Biraz guneslenip Pasifik okyanusuna ilk girisimizi yaptik.

Ruzgar fena esip kumlarin icinde yuzmemize sebep oldugundan, fazla kalamadan ayrildik oradan. Ve sonunda bir Mc Donalds bulup internete girebildik. Başka her yer, saatine 10 dolar istediginden, kendimizce boykottayiz. Burdaki tum Mc Donalds’larda ise bedava wifi oldugundan ancak buyuk sehirlere geldigimizde girebilecegiz gibi gozukuyor. Butun gunu burada gecirdikten sonra, aksam kalmak icin otobanin yaninda bir park bulup, oraya sindik, kihkih :)

—————————————————————————————–

AUSTRALIAN ZOO

Day 13 (27.04.2010) 

Sabah yine erken kalkip yol aldik. Australian Zoo‘ya gittik. Steve Irvin‘in olmeden actigi yer.. Cok da severdim programlarini ve cesaretini.  R.I.P. Steve Irvin, Harika bir yer acmis. Buranin en buyuk ozelligi, cogu hayvanin disarida dogada, seninle beraber geziyor olmasi. Stevo, insanlarin, hayvanlarla icice olursa, onlari daha cok sevip koruyacagi inancini tasiyarak gelistirmis bu sistemi. Herkes hayatindan cok memnun gozukuyor. Bendeeee :)

Ilk once kara kaplumbagalarinin showunu izledik. Daha dogrusu 2 adim atislarini..

Kabuklari solar sistemi gorevi gorurmus!! Gorduklerimiz benimle yasit olmasina ragmen kocamandi ve 200 yasina kadar da yasiyorlar!.

Sonra filleri gorduk. Tayland’dakiler cok daha buyuktu ama bunlar da cok sekerdi. Onlar da bizim gibi gunesten yaniyorlar. Kir ve camur onlarin korumalari. Kulaklarini duymak icin degil, acip kapayarak klima gorevi gorsun diye kullaniyorlar. Korktuklari zaman da bu kocaman kulaklarini aciyorlar ki kocaman gozuksunler. Biz duyamasak da titresim yaparak birbirleriyle anlasiyorlar. Ayak parmaklarinin uzerlerinde yuruyorlar, dogustan balerinler yani :p . Bogumlari sayesinde aralarinda su tutarak, hem soguk kalip, hem de nemlenebiliyorlar. Cok sekerlerrr.

Sonra kosa kosa kangurulari gormeye gittik. Oksadik onlari, yedirdik, delirdik. Cok sekerler. Burada yasayabilirimmm.

Koalalari gorunce, kalbimden vuruldum. Hatta o andan itibaren onlari dusunuyorum. Tatliliklarini anlatabilecek kelime yok! Sarilip kalakalmak istiyorum onlara. Sadece bitki yediklerinden enerjileri yok pek ve bu yuzden gunde 18-20 saat arasi, agaca sarili uyuyorlar. Bana sarilip kalsinlar oyle lutteeeennnnnnn. Poposunu oksayinca da uyaniyorlar. O kadar sekerler ki gercek olduklarina inanamiyorummm. Uyurken hepsinin de ayri bir karakteri var sanki. Birakamadim onlari cok sevdimmmm. Insanin cani sikilsa, bence bu resimlere bakmasi yeter.. Eskiden kuslardi favori hayvanlarim ama bugunlerde koalalar atakta cunku cok fena durumdayim ya baksana fotograflara..

Bu Brolgalar, erkekleri etkilemek icin acayip dans hareketleri yapiyorlar!!

Bu komodo dragonlari ise 11km oteden avlarini dilleri sayesinde koklayabiliyor!

Steve’in ilk yakaladigi timsahlari da gorduk. 9 yasindaymis o zaman, inanamiyorum!!

Tazmanya canavarini da gorduk. Pitbull’un 3 kati isirma gucune sahip!.

Bunlarin disinda gorduklerimiz: amerikan timsahlari, misk kedisi, etobur kuslar, rainforest kuslari (-ki bunlarin hicbiri kafes icinde degildi. Buyuk bir alanda aglarla ortulmusler, rahat rahat ucuyorlardi) ve yalicapkini, iguanalar, kirmizi pandalar, kaplanlar, yilanlar, su yilanlari, su samurlari ve daha niceleri…

Muthis bir gundu anlayacagin! Sen de yap lutteeeeeeeeen.

Aksam Brisbane’in kuzeyinde bir karavan parkinda kaldik. Kocaman bir ailenin bir suru cocugu etrafimizi sardi. Hayatimda aldigim en gurultulu ve en kalabalik dustu. Ama cikista ay manzarasini gorunce tum havam degisti. Ay isigi bulutlara oyle kontor ciziyordu ki, gunduz gunesi sanarsin. Buyuleyici goruntuye bir sure oylece baka kaldim zzz.