Sadece 3 gundur burada olmamiza ragmen, rehberimiz sayesinde belki de aylarca kalmis kadar olduk.

Bhutan sessizligine hoscakal demek, beni biraz korkutuyor acikcasi, abartmis olacagim ama, anne karnindan cikmak gibi geliyor sanki..

Sessizligi, naifligi, huzuru, dinginligini.. baska hic bir yerde gormedigim, goremiyecegim gibi.. Zamansiz bir yer sanki.. Doga hakim ulkeye…  İnsanlar, gulmeye en cok yakisan surat haliyle, sicaciklar her daim. Ve cok kibarlar da.. Evler cok eski zamanlardan kalma tapinaklar gibi, yemyeşil giyinmis daglarin arasinda ve biri birinden guzel degil.. Herkes benzer kiyafetlerle, hic bir onemi yok kumasin, renginin.. Dragonlar ciksa sasirmayacaksin belki. İnanmasi guc cunku Bhutan’a da!

Ozumuz senin kadar guzelse, biz neler yapmisiz boyle kendimize..!

Yanilmisim. Gelismemisligin; fakirlik, hirsizlik, terror, kaos, hektiklik getirdigini sanardim. Megersem alakasi yokmus. Bhutan orneginde oldugu gibi, eger kontrollu bir sistem icinde ilerlenilirse, birakin fakirligi, zenginligin zaten bir onemi olmamasi ve insanlarin mutlu yasamasi cok mumkun.

Verdikleri herseyi cift elle vermeleri, her zaman gozlerinin icine bakarak, gozleriyle de gulmeleri.. bırakın beni, sarilmak istiyorummm..

Cok sevgili Bhutan, lutfen hic bir zaman gelisme ve degisme! Lutfen modernlesmeye/batilasmaya calisma, sadece geri adim atmis olursun. Belki sadece tipa biraz daha guvenebilirsin, cunku senin gibi guzel bir yerde yasayan insanlarin olum ortalamasinin 65 olmasi cidden garip ve baska turlu aciklanamaz bir durum.

Ve lutfen ‘gross national happiness’i da herkese asila, dunyanin sana ihtiyaci var Bhutan! :)