Pacu denilen nehrin yanindan gectik (Pa-Paro’nun kisaltmasi, cu’da zaten nehir demekmis.)

Chomolari adli daglarini gorduk uzaktan – 7220m.

Drugkyel’e gittik. 1650’lerde budist tapinagi olarak yapilmis, 1950’lerde Tibet’le girdikleri toprak savasindan yanmis. Neyse ki Doga onu hic yalniz birakmamis.

1

2

3

Druk da dragon demekmis. Bayraklarindaki gibi ‘the land of the thunder dragon’.

Son olarak sehrin merkezini gezdik. Insanlar cok sicak. Bir cocuk yanima kostu, poz veriyor. cekiyorum,  ardindan bakmak istiyor. Kendini gorunce, oyle kahkahalara boguluyor ki safligina gozlerim doluyor.

Otelimize donup bir cay ictik, biraz muhabbet ardindan muthis de bir aksam yemegi… prensesler gibi simariyoruz wallai.. Buradan sonra, backpackcilige donus, zaman alacak belli.