Efenim sabahin 05.30’unda kalktik. 06.00’da Sarangkot’a dogru yola ciktik. 1400m yukari. 06.30 gibi ordaydik. 06.45’te de gunes katildi aramiza. Ustelik yarim ay da hala mekani terketmemisti. Soguktan bittik ama bizi agirlayan kadin o kadar tatliydi ki, hem kendisiyle, hem de yaptigi kahveyle icimizi isitti. Birakin gulmeyi, surekli kahkaha atiyordu tatli niyetine yenilebilecek kadin. Gunese bu kadar yakin olmaktan baya bir enerji almisa benziyordu. Cok sukur ya mukemmeldi. Bunu yasayabildigim icin resmen mutluluktan agladim. O kadar ucuz ki bu tecrubeler, hala anlamiyorum niye yanimda binlerce insan yok? Ardindan otelden verdikleri kahvalti kutusundan bir de peynirli sandvich cikmasin mi… I’m blessed :)

Himalayalarin en yuksek noktasi Everesti (8848m) goremedik buradan.

Onun yerine dunyanin en yuksek 7. dagi olan olan Hawlagiri’yi gorduk – 8167m. (basin en yuksek noktasi anlamina geliyormus)

Yanindaki ucu sivri olan ise kutsal dag – Fistel – 6963m

Tum bu fotograflarda gorunen alan, Annapurna daglari diye geciyor. A.k.a. Parbati – Siva’nin baska bir karisi kendisi. Daglarin adi bu Tanrica’dan geliyor. Annapurna 1,2,3,4 seklinde. Bir tanesi de file benziyor.

Rehberimiz cok sık gidermis Oralara. Yol 10-14 gun surermis. Yemekleri nasil tasiyorsunuz dedigimde, tur oldugundan tasiyan adamlari tutarlarmis. Uzuldum adlarina (ama hemen geri susturdum kendimi, en azindan para kazaniyorlar. Burada tanistigimiz dilenciler, cocuk saticilar, hepsi vicdanimi alt ust ediyor :s)

Asiri usumesem meditasyon ya da gunese selam yapasim geldi icimden ama heykelimi toplarlardi ordan donduktan sonra diye vazgectim. Bir suru ghost hikayesi de vardir kesin Himalayalarin, ama malesef bu seferki rehberimiz cok konuskan degil. Agzindan kerpetenle aliyorum bilgileri.

Bu guzellige dogru bakarken ‘keske paragliding yapsaydik burada’ diye sesli dusundum. Hem rehber, hem Jess duydu ve konu hakkinda konusmaya basladik. Hem daglari, hem de golu gordugu icin cok guzel bir manzaraymis, mutlaka degermis diye rehber hemen satmaya basladi. Hakliydi o ayri. Bir de ultra light flight’tan bahsetti. Jess daha once duymus bunu, o da bi yukseldi oley. Dagdan iniste bir adventure sirketine gidip arastirmamizi yaptik. Bir daha bu firsati nerden buluruz diyerekten kabul de ettik. Daha once skydiving, bungee, paragliding tecrubelerim oldugu icin bu sefer ‘ultra light flight’i aliyim dedim ben de. Digerleri kadar adrenalin patlamasi yasamasanda hic fena degil. Heralde helikopter gibi birsey (bi ona binmedim galiba – bigun o da ins.) 2400m’ye ciktik. Ama manzarayi hicbirseye degisemem o ayri. Fotograftan yansiyanlara bakabilirsiniz… yoksa da kendiniz gelin yapin bea :)

Pokhara havalaninda, diger ucaklarin arasindan bu isi yapiyor olmak da ayrica bir enteresan tabi. Daglara yaklastikca ruzgar artiyor, turbulans siddetleniyor. Uzakta olmalarina ragmen kocaman gozuken kartallara, daglara bu kadar yakin olmak, o gorkem, o ihtisam… vucudumla birlikte yuregim de ucuyor fiyufiiittttt :)

Ve malesef yere iniyoruz. Otelimize donup esyalarimizi alip arabaya biniyoruz. Hedef Kathmandu. Yolumuz 5 saat.

Bence, Pokhara Kathmandu’ya bin basar. Yine sevmedigim bir benzetme yapacagim ama Kathmandu Istanbul ise, Pokhara da Kas. Ying yang gibi. (Bu durumda favori siram soyle: 1. Pokhara 2. Bhaktapur 3. Kathmandu.)

Muzigimden midir, gunun etkisinden midir, erken kalkmaktan midir bilmem Ama Yol’da, donerken, hersey bir ruya gibiydi sanki. Dagin etegindeyken, uzerinde basamaklar.. Bauda’nin steplerini cagristiriyor. Ama daha cok yolum var, biliyorum :)

18.00’de Kathmandu’ya vardik. Bu sefer trafik ve kazalar yuzunden yol 1 saat fazla surdu.

Aksam yemegini bir Tibet restoraninda yedik, madem gidemiyoruz, bi kere daha tadina varalim diyerekten.

Yarin Bhutan yolcusuyuz. Cok da heyecanliyiz. Plandigimdan beri asiri merak ediyorum bu kralligi. Her an’a sonsuz sukur yuppieee!