‘Bu hayatta en sevdigim yolculuk, tren’ derim kendimi bildim bileli. Garlara da ayrı bir asigim zaten. Ama youtube’da ‘hindistan tren yolculugu’ videolarini izledikten sonra, bu secimim icin endise etmeye baslamistim. Aynı sebepten, trenleri de hep first-class almaya karar vermis, fakat bu trende olmadigi icin en yuksek sinif olan second class’ı almak durumunda kalmistik. 15 saat surecek Yol’umuzda, alisik degiliz ki daha, bir vagonu yabancilarla paylasacagimiz gercegi basta biraz korkutmadi degil. Trene 21.30’da bindik. 01.30a kadar basbasayiz, ara ara uyuyabiliyoruz ancak. 01.30’da trenin kapilari aciliyor. Kutumuzdan bir kiz, bir erkek cocuklu bir aile cikiyor.

Yusuf 8 yasinda, cok tatli. Zeynep ise 20lerine yaklasiyor olsa gerek. Muslumanlar ve kapalilar. Ama ulkemizdeki gibi degiller. Geleneksel kiyafetleri rengarenk ve her biri birinden farkli. Daha modernler, karı koca temas halindeler. Saclar gozukebiliyor. Kizin dudaginda parlatici var mesela. Cok sevgi dolular. Aslen Rajastan’da dogmuslar ama babalarinin isi sebebiyle Dubai’ye yerlesmisler. Orada ise batılı gibi giyiniyorlarmıs. Megersem simdi, aile ziyaretine geldiklerinden, eski kostumlerine burunmusler.

yusufzeynepIMG_2478

 Maalesef gece boyunca, tenorda babalari, arka vokalde tum vagon, ustelik metronomsuz, durmadan dogaclama kukrediler. Ne kulaklik, ne uyku ilaci fayda etmedi.  Zaten ust tarafta yattim, tavana yakinlik, normal adami klostrofobik yapabilecek cinstendi! Yine de degisik bir deneyim oldugu icin hayatimdan cok memnunum. Cok memnun olmama da cok memnunummm.

IMG_2489

Sabah 9 gibi ayaklandik. Kahve diye aldigimiz sey, buram buram zencefil kokunca icemedik. Kompartmandaslarimizla sohbet ede ede, disari baka baka 3 saat rotarla toplam 18 saatimizi gecirdik bu Yol’da.

 Indigimizde ise, ‘keske trende kalmaya devam etseydik’ dedirtti bize o an Mumbai tren istasyonu. Bu ne kalabalik, ne karisiklik, ne sefalet, ne oluyor? Kafka’nın Metamorfozunu animsiyorum! Jess de benzer durumda olsa gerek ki bir sure konusamiyoruz. Tum enerjimizi etrafimizi hazmetmek icin kullaniyoruz.

Aslinda Bombey’de gecirecek yaklasik 7 saatimiz var ama rotar sayesinde, yaklasik 4 saatimiz kalmis. Basta gelmelerinden cekindigimiz kompartmandaslarimiz, Jusar ve karisi (ben Shana diye hatirliyorum ama Jess attigimi soyluyor), gunun sonunda kahramanlarımız oluyorlar! Megersem aksam Pune’ye olan trenimiz, bambaska bir yerden kalkacakmis. Ustelik oraya gitmek icin, bir yerel trene daha binip, orayi bulmamiz gerekiyormus. Sirtimizda gullelerimiz, daha onca merdiveni nasil cikacagiz derken, cok sevgili Jusar, bir gunes gibi parliyor karanlik gunumuze. Sadece tren biletlerimizi almakla kalmamis, bizi istasyona kadar birakmayi kendine gorev edinmis. Trenden sonra taksiyle bile geliyor ve bir kurus bile de odettirmiyor bize! (annecim sen hatirlarsin Paris’teki adamdan öteydi) Hayatim boyunca duacisi olacagim bir insanoglu daha! Kendimi borclu hissettigimden, cok sevgili Jess’in annesinin verdigi nazar boncugumu ona hediye ediyorum. (Rahel’cim tekrar teskler, umarim beni anlar ve kizmazsin, yanimda daha guzel ve sembolik birsey yoktu)..

Ilk once backpacklerimizi locker’lara birakiyoruz. Gunlerdir hallolamayan telefon krizimizi halletmeye koyuluyoruz yine grrr! Damn u Aircell! Aircell yazan kocaman bir yer goruyor, giriyoruz, derdimizi anlatiyoruz. Gorevli, hattima 1000 INR yukledigini soyluyor ama gelen bir kontor yok. Haliyle ben de parasini odemeyi red ediyorum. Cattık mı, adam tutturuyor ‘benim de hesabimdan gitti, ben istiyorum parami’ diye. Baska bir Aircell gorevlisi cagiriyoruz ama tabi ki bir ise yaramiyor. 22 saattir agzimiza duzgun bir yemek girmediginden, tansiyonlarimiz da yerlerde. Hicbir yere varamadigimizi gorunce, artik neredeyse aglayacakken, acimis olsalar gerek ki bizi birakiyorlar. Biz de kitliktan cikmiscasina insanlara yemek yiyecek bir yer soruyoruz. Malesef onerilerini kokular yuzunden degerlendiremiyoruz. Normalde, fast food’dan nefret eden ben, Mc Donalds gorunce col sanrası su bulmusa donuyorum. Sanayi yapimi mcchicken, megersem ne kadar da lezzetliymis. Migdemiz calisinca, aklimiz da calismaya basliyor galiba. Telefon kartlarımızı degistirmeye, Aircell yerine Vodafone almaya karar veriyoruz. Bastan hat alip bastan kontor yukluyoruz ve tatammm hatlarimiz aciliyor, ustelik roaming de odemiyor olacagiz oleyoley. Istasyona geri donup gullelerimizi alıyor ve trene dogru gidiyoruz. Bu sefer de adam ‘isminiz yok, giremezsiniz’ demesin mi, hayiirr olamazzz derken neyse olmuyor, baska vagondaymisiz. Bu sefer ‘first class with ac’iz. Cok tatli bir ciftle paylasiyoruz vagonu. Kadin 41 yasinda ve 19 yasinda cocugu var. Biraz fazla konusuyor ama o kadar komik ve tatli ki, sicakligi cok iyi geliyor. Simdi ki tek sorunumuz Pune’ye gece 2’de varmamiz ve daha onemlisi kalacak bir yerimiz olmamasi. Sunil ilk once buluyor sonra bulamiyor sonra buluyor sonra bulamiyor derken en son bulamiyor. Ama icim enteresan bir sekilde cok rahat. Daha bugun bir suru ‘kotu sandigimiz sey iyi’, ‘kolay sandigimiz sey daha zor’lar yasamadik mi.. Everything happens for a reason. Thanks to all, I’m sure something good will come out of it. – will keep you posted, xx.