venividivici

CITY PALACE:

Rajhastan’in en buyuk sarayı!

Amber Fort cok daha buyuk gozuktugu icin sordugumda, birinin ‘fort’ birinin ‘palace’ oldugunu, yani farkli oldugunu anlatti tur rehberimiz. Fort’ta, askerler ve secili insanlar gibi kraldan baska insanlar da yasiyormus. Fakat saraylarda, sadece kral ve kraliceler yasarmis. City palace’da hala da yasiyor aslinda son kral. 75 yasinda. Artik kral olmasa bile oranin sahibi ve cok da iyi bir is adami. Simdilerde sadece 2000 dolara muhtesem bir dugun yapmak mumkun burada. 4oo yil surmus buranin yapimi ve 22 kral yasamis. Dunyanin en fazla mirasına da sahip sarayıymış.

Inanclarina gore eger kral halkini iyi korursa Tanri da onu korurmus.

Udaipur’un amblemi olan gunes kapisindan girdik iceri.. Bir suru Tanrı heykeli.. Her zaman oldugu gibi 3 ana Tanrı, yagmur tanrisi, gezegenler tanrisi, bir de orospu tanrıları dikkat çekiyor. Hala Tanri’larin orada yasadigina inaniyorlar ve iyi meditasyon yaparsak onlari gorebilecegimizi soyluyor rehberimiz. Fil tanrisi sans ve refah icinmis. Deve, ask’i sembolize ediyormus. At ise guc’u, kuvvet’i.

Eglenceleri seyretmek icin 2 ayri alan vardi. Biri normal diye adlandirdiklari insanlar icin, digeri ise secilmis insanlarin seyretmesi icinmis.

Ardindan gercek boyutunda bir at heykeli gorduk. Burnunda fil hortumu vardi. O zamanlar filler, atlari yendiklerinden (ki simdi de savassalar yenerler heralde) kral’in aklina enteresan bir fikir gelmis ve cok da basarili olmus. Atlarin burnuna fil hortumu kilikli seyleri takmislar. Boylece filler, onlari yavrulari sanip saldirmamis. Boylece Mogollara karsi yapilan savasi kazanmislar.

Moon palace dedikleri alanda ise kocaman tek parca mermerden yapilmis bir havuz vardi. Krallar kral olmadan hemen once o havuzu bozuk paralarla doldurup fakirlere dagitirlarmis. 1930 yilina kadar da surmus bu.

Gectigimiz tum kapilar, cok alcak ve dardi. Bunun sebebi ise dusmanlar geldiginde egilerek gecmek durumunda kalacaklarindan, kapinin obur tarafinda bekleyen guard’lar, egilen kafalarini gorur gormez keser, onlari boyle oldururlermis.

Kucuk bir oda gorduk, icinde bir suru kafes. O zamanlar martilarla haber salarlarmis. Komik tur rehberimiz kralin artik martilari kullanmadigini cunku artik sms oldugunu soyledi. Ha-ha-ha :).

Daha once bahsetmis oldugum Holy bayramlarini kutladiklari bir alan da var bu City Palace’da. Bence en guzel kutlamalardan biri. Gun boyunca icip, birbirine renk tozlarini atan insanlar pasta savasi yapar gibi egleniyorlar. Eger olur da insallah bir gun evlenirsem ben de isterimmm. Cok eglenceli olmaz miii :)

1950 yilina kadar fil savaslari yapiliyormus burada. Sadece 60 yil once yani. Hawa Mahal’da oldugu gibi, burada da bayanlar camlardan gizli gizli  krali dikizlerlermis.

Bu sarayda bulunan tum resimler, ‘moving pictures’ dedikleri icinde bir kac hareketi barindiran resimler! Mesela 3 kaplan goruyorsun ama megersem hepsi ayni; biri avina giderken, digeri saldiricakken, digeri de oldukten sonra.. gibi..

—————————————————————–

SHILPGRAM CRAFTSMEN’S VILLAGE:

Biraz uzakta bir yerdi merkezden. Neyseki, dedigimizden bir sey anlamayan sofor, bizi oraya goturmeyi basardi. Orda da bir rehber aldik. Girer girmez ozel geleneksel bir dansla karsiladilar bizi. Kendime izin verip katildim yine, cok eglenceli oluyor kikiki :)

Enteresan tezatlar dikkatimi cekiyor. Kadin haklari burada hic gelismis degil. Ozellikle koylerde, erkekler yataklarda, esleri ise yerde uyurmus. Ama mesela Hindistan baskani bir kadin?! Ayrica yine kadin haklari gelismis olmadigindan, toplum onunde kadinlar dans edemiyor ama erkekler kadin kiligina girip dans ediyor ve bu hic ayip degil de mubah?!? Bir arkadaslik sembolu olarak erkekler elele tutusuyor ama kari koca olmalarina ragmen aralarindaki herhangi bir temas, cok ayip olarak degerlendiriliyor. Bana bunlarin garip gelmesinin sebebi, aslinda onlarinkiyle ayni. Hepsi sonradan ogretilmis toplumsal degerler. Evrensel gerceklerle yakindan uzaktan alakasi yok. Laylaylom hepsi :)

Buradaki hersey yine sadece dogal taslardan yapilmis. Ustelik uzerlerindeki antibyotikli bir madde sayesinde, hic sinek de gelemiyor. (Ben ise koye giriyoruz diye coktan maskemi acmis takmistim. Sonra da utandim ya neyse..) 6 adet kaya parcasindan 99 renk cikartip yapiyorlarmis duvardaki resimleri. Buna da ‘miniature painting’ diyorlar.

Bu koydeki kapilar da alcak. Burdaki sebebi ise;
Hindu’lar, Tanri’larin temple’larda vs degil de iclerinde yasadiklarini dusunuyorlar, bu yuzden koy evlerine girerken saygidan egilerek girip, egilerek cikmayi dogru buluyorlar.

Gunduzleri fil tanrisina (good luck and prosperity), ogledensonralari at (power and strength), aksamlari ise deve (love) sembollerine dua ediyor hindu’lar.

Biraz Mahatma Gandhi’den de bahsetti rehberimiz. Megersem adi Mahatma degilmis. Maha – great, atma ise soul demekmis. Yani yuce ruh. Ataturk gibi onun da adi sonradan konulmus anlasilan.

Burdaki cogu sey Jai Salmer colunden gelmis.

Koyde gercek artistlerle tanistik. Hepsi cok basarili ama malesef cok is yapamiyorlardi.

Ogle yemegimizi burada yemenin iyi bir fikir olacagini sanmistik. Yanılmamız acı bir kabullenişle oldu. Baharatlar, burnumdan ve gozlerimden, dunyaya hemen geri döndüler. 1 dolar olmasına ragmen icim yandi.

———————————————————

MANSOON PALACE:

Ilk yedigimiz kazik hayirli ugurlu olsun :) Sadece vah’i degil ah’i bie gitmis bu yerle ilgili anlatacak hicbirseyim yok. Sadece cok tepede ve hic de gitmeye deger bir yer olmadigini soyleyebilirim.

Aslinda bir de tekne turu alacaktik, fakat Mansoon Palace tecrubesinden sonra, City Palace onundeki rehberlerden birini 325 INR’ye deger mi diye sıkıstırdık. Degmeyecegini anlayinca, dun bayildigimiz ‘Savage Garden’ cafesine geri donduk. Bir iyi, bir kotu haber, hava guzellesiyor ama yanında sinekleri getiriyor. Bugun buradan nefret ettik. Saat 19.00’da ‘Light and Sun Show’unu izlemeye, tekrar City Palace’a döndük. Acı yedigimizden beri yasadigimiz dususlerden midir nedir, gosteriyi de pek begenmedik.

Sarayın ihtisamina hic yakismamis sonup yanan isiklara, masalsi bir disses eslik ediyor. Midemdeki sesler, dissesi bastirmaya yakin, neyseki Jess de ayni fikirdeydi ki cikip yemek yemege karar verdik, Biraz da olsa gnochhi ile uzaklasmak da iyi geldi galiba. Rehberimiz Sunil’in bize trene binerken yardimci olması icin bir arkadasini yollamis olmasi da uzerine muthis tatliydi. Soforle birlikte tren istasyonuna gittik..